Ahmet Nesin's Blog

Şubat 10, 2012

MİT’LEŞTİRİRSENİZ ŞAŞIRIRSINIZ!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 2:06 am

MİT’LEŞTİRİRSENİZ ŞAŞIRIRSINIZ!..

 

Böyle bir olaya gülünür mü bilemem ama bu MİT ve emniyet olayını gülmesem de gülümseyerek izliyorum iki gündür. O kadar çok nedenim var ki gülümsemem için, hangisini anlatayım.

Ergenekon olayı ilk başladığında Paris’teydim. 2-3 gün gazetelerden neler olup bittiğini anlamaya çalıştım, ne zaman ki işin içinde Fatih Ürek’in adını işkenceci, Kadir İnanır’ı ajan olarak okudum, bu işin ciddi olmadığını anladım. Bu söylediğim şaka değil, eğer savcılık kendisine verilen bu abuk sabuk bilgileri dava dosyasına eklemişse bu davadan bişey çıkmaz diye düşündüm. Aylarca “Davayı sulandırmayın…” diyenlere hep bu açıdan yanıt verdim, sulandıran davayı hazırlayanlardı çünkü.

Esas inandığım başka bişeydi doğal olarak, ben derin devletle hesaplaşmanın ancak sosyalist bir iktidarla olacağına inanıyorum. Burjuva hükümetleri derin devletle iç içe yaşadıklarından fazla dokunmazlar, zaten AKP’de yıllarca kendisiyle barışık olmayan derin devlet kademeleriyle uğraştı ve uğraşıyor. Bunun en büyük delili en fazla faili meçhul cinayetlerin işlendiği dönemden hiç sanık olmamasıdır. En fazla faili meçhul cinayetin olduğu dönem Tansu Çiller-Necmettin Erbakan koalisyonunun olduğu dönemdir yani AKP’nin içinde olduğu dönemdir.

Kimi solcu yada liberaller bu dönemden çok memnun kaldılar ve kafalarında ya Recep Tayyip Erdoğan’ı yada Fetullah Gülen’i mitleştirdiler. Sanırsın ki iki demokrat imam çıkmış meydane, solcuların, demokratların, sosyalistlerin ve komünistlerin yapamadıklarını yapacaklar.

Gülen-Erdoğan kavgasını 2009 yılında yazdığımda en yakın arkadaşım bile dalga geçiyordu benimle. Neyse ki yazılarımı kitaplaştırdığımdan delilim duruyor.

Daha sonra Kürt açılımı teranesi başladı. Yine ikinci günü olamayacağını yazdım. İki neden öne sürdüm, birincisi AKP kendi parti programında olmayan bişeyi yapmaya kalkıştı ki bu olanaksıza yakındır çünkü kitle tepki koyar ve koydu da… İkincisi de Erdoğan konuyu ilk açıkladığında “Bu konuda partimizdeki Kürt milletvekilleri demeç vermesinler…” dedi.

Bunları yazdığımda bana Ergenekoncu yada ulusalcı dediler. Kendileri toplantıdan toplantıya gidiyordu. Neredeydi toplantılar, emniyetin binasında, aralarında hiç Kürt olmadan yapılan Kürt açılımı toplantıları. Toplantılar yetmedi sabah kahvaltıları başladı. Kimler mi çağrıldı bu sabah kahvaltılarına, Seda Sayan, Nihat Doğan vb… Seda Sayan ve Nihat Doğan’ın bilgilendirilmek yada tartışmak üzere çağrıldığı bir Kürt açılımı olayına nasıl inandılar bilmiyorum ama işi yine Kürtler ve sosyalistler değil bence kendileri sulandırdı.

Şimdi de karşımızda MİT, Özel Mahkemeler ve emniyet savaşımı var, daha doğrusu Fetullah Gülen-Recep Tayyip Erdoğan kavgası artık son noktasında… MİT olayı denince aklıma 3 başbakan geliyor hep, Turgut Özal, Tansu Çiller ve Recep Tayyip Erdoğan… Neden bu üçü geliyor, çünkü bana göre üçü de devlet insanı değil. Ülkeyi şirket yönetir gibi yönetmenin doğru olduğuna inandılar ve her türlü bürokrasiyi istedikleri bir alt şube gibi yönetebileceklerini sandılar. Dikkat edin, üçü de MİT’i sadece kendi inisiyatiflerinde ve kendi adamlarıyla idare etmek istedi. Oysa MİT yada ajanlık böyle bişey değil ki, hemen hemen her görüşten birileri var ve yıllarını vermişler.

12 Eylül darbesi sonrası Kenan Evren’in yaptırdığı olayın ceremesini hâlâ çekiyoruz aslında. Bu olay bitakım cinayetlere karıştığı iddia edilen eski ülkücülerin MİT’e alınması yada kullanılmasıydı. Abdullah Çatlı ve Alaattin Çakıcı Ermeni örgütü ASALA için alındılar ve yurt dışına gönderildiler bikaç arkadaşıyla. ASALA olayı bitince aynı kişiler PKK ve Apo’ya karşı da kullanıldı. Bişey elde edebildiler mi, hayır çünkü onların böyle bir derdi yoktu, kimileri uyuşturucu ticaretinden yattı ama hepsi zengin oldu, mafya oldu. Sonuçta bir Susurluk çıktı karşımıza, MİT, Ülkücüler, asker ve emniyet iç içe geçmiş durumda…

Bunu Özal’da kullandı Çiller de… Erdoğan aynısını yapmak istedi, MİT’in sadece kendisine çalışmasını, özel bir MİT oluşmasını istedi…

Şimdi deniyor ki, MİT çok başarılı çalıştı ve KCK’nın içine çok ciddi sızdı. KCK’nın içine giren MİT elemanlarını örgüt içindeki eylemlerden yargılarsanız bu emri veren başbakanı da yargılamak zorunda kalır ve yüce divana verirsiniz ama benim derdim bu değil.

KCK’nın yada PKK’nın içinde bu kadar MİT elemanı varsa bitakım ölüm olaylarının MİT’in teşvikiyle yapılmadığını bana kim anlatacak? Aynı 12 Eylül öncesi yada Ergenekon davasında olduğu gibi darbe hazırlamak için kışkırtılan eylemlerin aynısını Kürtleri halkın gözünde küçük düşürmek için bitakım eylemler yapıldıysa -ki bu durumda yapılmaması olanaksıza yakın-, o zaman Erdoğan kimi yargılıyor.

Şu an derdim MİT, Ergenekon, Emniyet yada özel yetkili mahkemeler değil. Yakılan otobüsü kim yaktı, MİT bu işin neresinde… Aynı 12 Eylül sonrasında olduğu gibi MİT adına lümpenleri doldurduysanız bunun sonuçlarını önleyemezsiniz.

İşte kendisini solcu, sosyalist yada liberal zannedenler, Erdoğan’la beraber sizler de bunu hesabını bize vermek zorundasınız. Her türlü bilgiyi anında yayınladığınıza göre bunu da çoktan biliyordunuz ama siz Kürt açılımının başarısızlığında hep Kürtleri suçlu buldunuz. Bir sevinçle karşılama olayını siyasi cinayete çevirdiniz.

Yada aklıma başka bişey daha geliyor ki bu hükümetten ve Gülen’den beklerim bunu, o da KCK’nın içinde yüzde 50’ye yakın MİT elemanı var diyerek bütün Kürtlerin birbirine şüpheyle bakmasını sağlayıp onları bu şekilde elemine etmeye çalışacaksınız.

Şimdi çok şaşırdınız ve birbirinizi yiyorsunuz. Bu gece CNN’de Nagehan Alçı “MİT şeffaflaşmalı…” diye bişey söyledi. Lütfen hanginizin sözünü dinler bilemem ama birisi bu kadına MİT’in dernek olmadığını anlatsın.

Şimdi devleti ele geçirip darbe yapmak isteyenlerin sayısı 2’yken 3 oldu, Erdoğancılar, Gülenciler ve Ergenekoncularla ülkücüler… Hadi size kolay gelsin, biz devrime devam ediyoruz… MİT’leştirdiniz ya, buyurun buradan yiyin artık…

Reklamlar

3 Yorum »

  1. belki de kck gösterilmek istenen yüzü. belki de çıkan bu gürültü uludere ile ilgili. zamanlama da iyi. evet, paranoyak bir toplum olduk. ama paranoyaklığımız tecrübe ile sabit.
    devlet de kendi iç yapılanmasını yiyebilir. ona bir karşı çıkışımız yok; ama tabi bize nasıl gösterildiği de mühim.

    Yorum tarafından cansu — Şubat 10, 2012 @ 9:44 am

  2. Cok güzel bir yazi olmus.

    Yorum tarafından Mustafa — Şubat 10, 2012 @ 9:53 pm

  3. yazara ;
    merhaba, daha önce açıklaması yapılmış mıdır bilmiyorum. Eğer yapılmışsa tekrar edilebilir mi benim için. Neden ‘Pe Ke Ke’ değil de bunun yerine ‘ Pe Ka Ka’ yazılmıştır?

    Yorum tarafından enverhoca — Şubat 13, 2012 @ 2:02 am


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: