Ahmet Nesin's Blog

Mart 4, 2012

DAHA CİDDİ YANIT BEKLERDİM ATAOL BEHRAMOĞLU!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 1:44 am

DAHA CİDDİ YANIT BEKLERDİM ATAOL BEHRAMOĞLU!..

 

Önceki gün Ataol Behramoğlu’nun CNN TV’de Cüneyt Özdemir’le yaptığı bir söyleşisini eleştirdim. Behramoğlu dün Cumhuriyet Gazetesi’nde bu eleştirime yanıt vermiş. Daha doğrusu yanıt vermemiş, kendisi gibi düşünmeyen herkese vermiş veriştirmiş, yazısının başlığı da “Alçaklığın Dereceleri

Türkiye’de kimse eleştiriy kabul etmiyor, doğal olarak da özeleştiri mekanizması hiç mi hiç çalışmıyor. Yazıya Behramoğlu’nun yazısının son bölümünden başlayacağım, Behramoğlu yazısında “Bu arada en çok üzüldüğüm saldırılardan biri de, hiç beklemediğim birinden, Aziz Nesin’in oğlu, Ahmet Aziz Nesin’den geldi.  Babasının saygın adını da kendi adının yanına iliştiren Ahmet, belli ki o babaya yaraşır biri değil.” demiş.

Beni kendince küçük düşürmeye çalışmış Behramoğlu ama gazete yazısı yazmak öyle çeviri yapmaya yada şiir yazmaya benzemiyor, gazeteci yazdıklarını önceden araştırmalı. Ben babamın adını kendi adımın yanına iliştirmedim, benim adım Ahmet Aziz Nesin. İstersen daha da detayını söyleyeyim de ilerde bişeyler yazarsan yanlış yapma Behramoğlu, dedem Abdülaziz, ben Ahmet Aziz ve oğlum da Aziz Can. Oğlum bu geleneğimizi devam ettirir mi bilemem ama ilerde oğlu olur ve devam ettirirse sevinirim.

Aziz Nesin’e yaraşır bir oğlu olmam için O’nun bir dönem beraber çalıştığı arkadaşlarını eleştirme hakkım yok mu? Behramoğlu yazısının sonunda “Çünkü öyle olsa, en ağır ve haksız hakaretlere uğramış (ve zaman zaman bugün de uğramakta olan) bir babanın çocuğu olarak, babasına hakaret edenlerin ahlak (daha doğrusu ahlaksızlık) düzeyine düşmez, babasının bir savaşım arkadaşına, hadi alçakça demeyeyim ama, budalaca, ahmakça, yeteneksizce (alçaklık bile kendi alanında yetenek gerektirir!) hakaretler savurmaya yeltenmezdi.” diyor.

Sanırım aydınların sadece eleştiri-özeleştiri sorunları yok, ciddi bir şekilde hafıza sorunları da var. Aziz Nesin en çok kimlerle boğuştu diye düşündüm bütün gece. Aziz Nesin derin devletin planladığı 6-7 Eylül olaylarından sorumlu tutularak Kemal Tahir’le birlikte tutuklandı ve idamla yargılandı, 27 Mayıs darbesinden sonra hapis yattı, 12 Mart darbesinden sonra hapis yattı, 12 Eylül darbesinde başkanı olduğu Türkiye Yazarlar Sendikası kapatıldı ve Aziz Nesin yönetici arkadaşlarıyla beraber yargılandı, Aziz Nesin’in “Az Gittik Uz Gittik” adlı kitabı toplatıldı ve yargılandı. 55 yaşında olduğuma göre bunların büyük bir kısmını çocuk ve delikanlı olarak yaşadığımı tahmin edersin sanırım. Bunları canlı olarak yaşayan birisiyim ben ve kimse benden darbelerin bir kısmını sevmemi bekleyemez.

Aziz Nesin sadece darbecilerin yada faşistlerin saldırısına uğramadı, sol içinde de saldırıya uğradı. “Aziz Nesin Sen Nesin?” sloganını kim çıkardı anımsıyor musun Behramoğlu, senin de o dönemde savunduğun TKP’ydi ve sanırım bu bir haksız bir hakaretti. Spor ve Sergi Salonu’nda bir provokasyonla başlayan o sözlü saldırı linç girişimine dönüşebilirdi.

Senin taktiğini daha önce Toktamış Ateş de kullanmıştı Behramoğlu, onu eleştirdiğim bir yazıya yazıdan hiç alıntı yapmadan ve yanıt vermeden “Babasının adıyla meşhur olmak isteyen birisi, arkadaşım da değil zaten…” diye yazmıştı. Ama ne yalan söyleyeyim senden yazdıklarıma yanıt vermeni beklerdim, belki beni ikna ederdin. Benim için “babasının bir savaşım arkadaşına, hadi alçakça demeyeyim ama, budalaca, ahmakça, yeteneksizce (alçaklık bile kendi alanında yetenek gerektirir!) hakaretler savurmaya yeltenmezdi.” diyorsun ya, aklınca yeteneksiz olduğumdan alçak bile olamayacağımı diyorsun ya bak burada haklısın. Ben alçaklık edemem ama dönekleri kitabımdan silebilirim, bu benim en doğal hakkımdır. Çünkü bana göre Aziz Nesin’in savaş arkadaşı bu ülkede demokrasi yok diye darbe savunamaz. Aziz Nesin’in savaş arkadaşları ben tanıdığımdan beri Marksizm üzerinden savaş veren insanlardır. Aralarında kimi görüş ayrılıkları onların savaş arkadaşı olmasını engellemez, bu benim için de, bir başkası için de geçerlidir. Ama senin anladığın anlamda Aziz Nesin’in Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi yada başkanı olması gerekiyordu.

Demokrasi savaşımı nasıl olur biliyor musun Behramoğlu, istersen bir anımı anlatayım. 1 Mayıs kutlamaları yasaklanınca Aziz Nesin dostlarını Nesin Vakfı’na çağırırdı, sen de gelirdin. Bu gelenek aziz Nesin’in ölümünden sonra da devam etti. Bunlardan biri Kadıköy 1 Mayıs kutlamasına denk gelmişti. Nesin Vakfı’ndaki yemekten sonra yönetim kurulu üyemiz bizi Çatalca’da yemeğe çağırmıştı. Zaten sen geldiğinde Kadıköy’de olaylar çıkmıştı ve 1 genç ölmüştü. Daha sonra bir gencin daha öldüğü haberi geldi. Masanın keyfi kaçtı ve Fırat bana bu konuda ne düşündüğümü sordu. Yanıtımı bugün gibi anımsıyorum: “Orada çatışma çıkmışken, insanlar ölüyorken, olay bitmeden orayı terk edip gelen Türkiye Yazarlar Sendikası başkanı Ataol Behramoğlu varken ben bu konuya yanıt veremem.

Sen diyorsun ki Behramoğlu, eğer toplum tepeden tırnağa örgütlü değilse ülkede darbe olabilir. Nasıl bir darbe olabilir, Ataol Behramoğlu’na dokunmayan bir darbe olabilir. Sivil toplum nasıl ve ne zaman tepeden tırnağa örgütlü olur, peki bunu biliyor musun Behramoğlu, 1 Mayıs kutlamasında gençler öldürülürken TYS başkanı onlara sahip çıkarsa, emniyet müdüründen, validen bunun orada hesabını sorarsa, işte o zaman bu toplum yavaş yavaş örgütlenir, aydınlarının kendisini sahiplendiğini anlar ve onu takip eder, örgütlenir. Sonunda da darbeyi kendisi önler, senin dediğin gibi bunun için demokrasi gerekir, demokrasi için de çok basit bişey gerekir, demokrat aydınlar gerekir.

Aziz Nesin’in savaş arkadaşı olmak kolay değil Behramoğlu, neden cenaze istemedi sanıyorsun, hem kendisini sevmeyen ama severmiş gibi gözüken inanların törene gelip sahte gözyaşı dökmesini istemedi hem de sevmediği insanların gelmesini istemedi.

Sivil darbeye karşı çıkmanın yolu askeri darbe değildir, Türkiye’de sadece 2 çıkr yolu yok Behramoğlu, Türkiye’nin kurtuluşu geçen gün yazdığım gibi iki Mustafa’dan birini tercih etmekten geçmiyor. 21. yüzyıldayız, yıllardan 2012, sadece anımsatmak istedim… Unutmadan söyleyeyim bu arada, Aziz Nesin’in bütün savaş arkadaşlarını savunmak gibi bir zorunluluğum da hiç yok…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

9 Yorum »

  1. Ucuncu Mustafayi eklemeyi unutmussun dostum.:-)

    Yorum tarafından VOlkan Kemal — Mart 4, 2012 @ 1:59 am

  2. seçkinlik özentisi ve ”her 3 kişiden 5 kişi kadar şair ” popülist burjuva şairi…lise talebelerinin bile dili onunla aynı üstelik işçiliği derinliği var…asker emeklisi gibi tipi var zaten…içsel iktidar hezeyanlarının pençesinde sanırım…

    Yorum tarafından başak polat — Mart 4, 2012 @ 2:17 am

  3. onun bi suçu yok Ata ol demişler, ona çabalıyor. Memleketimdeki düşünürümtrakların, aydınımtrakların çoğu gibi… -mış gibi yapmakla geçiniyorlar. Eleştiriyi tabi kabullenmezler, onlar elleştiri severler…

    Yorum tarafından edi — Mart 4, 2012 @ 5:48 am

  4. Ama cevap yazısında darbe istemediğine, fiili durumu yorumladığına ve hesaplaşma ikiyüzlüğünün gölgesindeki demokrasi tartışmalarının içiboş oluşuna değinmiş, sözlerinin yanlış değerlendirildiğini açıklamaya çalışmış. Eleştiri ve özeleştiriye tahammül olmadığı tespitinize katılIyorum ama yazılanı öfkelenmeden okuma ve anlamaya çalışma, çocuklara has tepkisel olmaktan uzak yanıt verme konusunda da sınıfta kalıyoruz. Bıktırıcı kibirden midir, herkese yapışmış yılgınlık ve usanç duygusundan mıdır bilmem. Ama sonuçta okura bir şey katamayan, üzgünüm ama işlevsiz, neşesiz, sevgisiz, ruhsuz yazılar yığını kalıyor bu anlamsız savaştan geriye. Behramoğlu’nun yanıtında da sizin yanıtlarınızda da bu görülüyor. Sevgiler.

    Yorum tarafından Güneş — Mart 4, 2012 @ 11:48 pm

  5. Ahmet Bey’in önceki bir yazısından aldığım,

    “Bu kadar darbe seviyordun da Ataol Behramoğlu 12 Eylül sonrası neden Paris’e gittin, bir de hasret şiirleri yazdın. Kalaydın, bu kafayla onlarla da anlaşırdın kardeşim.”
    cümlesi ne kadar gereksiz ve haddini aşan bir ton içeriyorsa,

    Ataol Behramoğlu’nun da,
    “Babasının saygın adını da kendi adının yanına iliştiren Ahmet, belli ki o babaya yaraşır biri değil.”
    ve
    “babasının bir savaşım arkadaşına, hadi alçakça demeyeyim ama, budalaca, ahmakça, yeteneksizce (alçaklık bile kendi alanında yetenek gerektirir!) hakaretler savurmaya yeltenmezdi.”

    bu cümleler de o kadar gereksiz ve o şair büyüklüğüne yakıştıramadığım bir tarz.

    Bir yolunu bulup, bu gönül kırıklığının düzeltilmesini, eleştiri boyutunun da hak edene göre ayarlanmasını dilerim.

    Yorum tarafından zihni — Mart 5, 2012 @ 10:10 am

  6. cok iyi

    tmedical.blogspot.com/2012/02/secret-of-olive-oil.html

    Yorum tarafından yuwonoyekti — Mart 5, 2012 @ 10:16 am

  7. 4. ve 5. yorumlar ne kadar da doğru tespitler. Eğer bu tarzı değiştirmezlerse, ne biri Aziz Nesin’in oğlu olduğunu ne de diğeri dava arkadaşı olduğunu hissettirebilir. Aziz Nesin’in akıl, coşku, mizah dolu yazıları; zeki, inançlı, çevik, aydınlık kişiliği nere, bu seviyesiz, yakışıksız, lüzumsuz yazılar ve sahipleri nere. Özeleştiriden herkes nasiplensin tez zamanda. Yoksa hitap ettiğiniz avuç kadar okurdan da eser kalmayacak.

    Yorum tarafından mehmet — Mart 5, 2012 @ 11:20 am

  8. Sayin Behramoglunun da sizin de dustugunuz yanilgi bana gore Ahmet Bey Degerler uzerinden degil de degerlere giden yolun uzerinde tartismayi surdurmeniz.Zira behramoglunun degerleri bugun Ulusalcilik ve Hdp dusmanligidir sizin degerleriniz ise Sosyalizm ve ezilen Kürt halki ve isci hakkinin savunulmasidir.Yoksa Hdpdir barajdir bunlar hep sonraki seyler. Edebi kalitesiyle yerden yere vurulmayi degil bir bin defa hakeden Behramoglunun ise siyasi fikirlerinin ciddiye alinmasi gibi bir komedi yasanan bu ulkede sizin egilmeni gerekn daha ciddi sorunlar var diye dusunmekteyim.Zira Behramoglunun dusuncelerine siginanlar da yazilarinda yalan yanlis degindigi seylerden degil onun o degerlerini benimsediklerinden degil..
    Bu ulkede ciddi bir fasizm ve militarizm var.Ataturkculuk denen bir emperyalist modernite var.Bu ulkede once insan olmayi ogrenmeliyiz.Ve bunu sizin gibilerden ogrenmeliyiz.Bu konulara agirlik veriniz.

    Yorum tarafından ,,mahmut — Nisan 12, 2015 @ 11:40 pm

  9. Yılmaz Odabaşı’nın ‘ siz ölüleri seversiniz ‘ adlı bir yazısı var. Aziz Nesin sağken dut yemiş bülbüle dönenler bugün gelmiş bülbül olmuşlar. Aziz Nesin artık çıkıp eleştiride bulunamaz diye düşünüyorlar. Onun mücadelesi ve düşünceleriyle cambazlık yapabileceklerini sanıyorlar. Ama herkesin bir tarihi ve tarihçisi var. Gün geliyor birileri o tarihlerini böyle önlerine koyabiliyor. Bu bülbüller zamanında ülkede solu Türk ve Kürt solu diye bölen adamlar. Niye çünkü solu bir milli ideoloji olarak görüyorlar. Çok güzel bir yazı.

    Yorum tarafından Hikmet Çallı — Nisan 13, 2015 @ 7:22 am


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: