Ahmet Nesin's Blog

Mayıs 12, 2012

MENDERES’İ ANANLAR DA ALINMALI… MI?..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 4:54 am

MENDERES’İ ANANLAR DA ALINMALI… MI?..

İki saattir ekranın karşısındayım. 29 Kasım 1911’de tutuklanan 7 genç üniversite öğrencisini yazmak için oturdum. Bütün belgeleri yükledim ekrana, “Sevgili Barış Onay’ın mektubu da tamam” demeye kalmadı, poşi taktığı için tutuklanıp yargılanan Cihan Kırmızıgül 11 yıl 3 ay ceza aldı.

Bizde ya zurna uzun yada bu zurnanın zart-zurt deliği yok. Önce arkadaşların bana gönderdiği haberi vereyim, sonra sinirlerime hakim olup yorum yapmaya çalışacağım.

29 Kasım 2011’de tutuklanan ve halen Ankara Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan 3’ ü üniversite öğrencisi 7 kardeşimiz Halit Nuray, Barış Onay, Sedat Yıldırım, Emrah Irmak, Hüseyin Arlıer, Reyhan Alkıvılcım ve Meltem Tuna “TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMAK” tan yargılanacaklar. 29 Mayıs 2012 tarihinde Ankara Adliyesinde yapılacak duruşmada, örgüt üyeliğine delil sayılan suçlar :

“29 Ocak 1983’te 12 Eylül cuntasınca üç arkadaşıyla birlikte idam edilen ÖMER YAZGAN’ın mezarını ziyaret etmek”

“DENİZ GEZMİŞ’lerin idamını engellemek için yaptıkları eylem sırasında Kızıldere’de öldürülen MAHİR ÇAYAN’ ın mezarına gitmek”

“DENİZ GEZMİŞ’i , İBRAHİM KAYPAKKAYA’yı, ERDAL EREN’ i anmak”

“8 Ekim 2011’de Ankara’da TTB, KESK, DİSK, TMMOB’ un düzenlediği
“Eşit, Özgür, Demokratik Bir Türkiye İçin”, “İnsanca Yaşamı Savunmak İçin” adıyla sunulan mitinge katılmak”

“Sivas Katliamının yıl dönümünde yapılan mitinge katılmak”

“Ulaşım zammı, harç zamlarını protesto eylemlerine, yine suların ticarileştirilmesini ve HES’leri protesto eylemlerine katılmak”

“1 Mayıs 2010 tarihinde işçi ve emekçilerin dayanışma gününe katılmak ( o yıl resmi tatil olarak ilan edilmiştir)”

Savcılık, sanıkların her birine örgüt üyeliğinden 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isterken, katıldıkları her bir eylem için de “örgüt propagandası” suçundan 1-5 yıl arası hapis cezası istedi. Böylece 7 eyleme katılan sanıklardan Nuray’a 50,8, eylem’e katılan Onay’a 55,3 yıl, eyleme katılan Irmak ve Tuna’ya 30,2’şer, eyleme katılan Yıldırım ve Akkıvılcım’a 25 yıla kadar hapis cezası istendi.

Yukarıdaki mantığa göre, yani Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya, Ömer Aygan’ın mezarlarına gitmek yada onları anmak suçsa, bence 27 Mayıs darbesinden sonra haksız yere asılan Adnan Menderes’in mezarına gidenler de hemen tutuklanmalı. Hatta “Biz parti olarak onların devamıyız…” iyen Süleyman Demirel, Turgut Özal, Tansu Çiller ve Recep Tayyip Erdoğan hemen içeri alınmalı. Kimileri meclisin onlara iade-i itibar verdiğini söyleyebilir ama iade-i itibar mahkemenin verdiği kararı değiştiremez, meclis yargı kararını düzeltemez yada bozamaz.

Daha da ileri gidebilirim onların yada bu düzenin mantığıyla. Günümüzde kardeş öldürmek suçsa ki suç, o zaman kardeşlerini öldüren padişahları anmak hatta yüceltmek ve övmek de suç olmalı.

Fazla yorum yapmak istemiyorum, sözü cezaevinden mektup gönderen sevgili Barış Onay’a bırakıyorum…

Merhaba,

Ben Eskişehir Anadolu Üniversitesi Elektronik bölümü son sınıf öğrencisiyim.

“Terörist”i bol bir ülkede yaşıyoruz. Nasıl bol olmasın! Siyasal iktidarla, yerleşik devlet algısıyla ters düşen her insan “terörist” ilan ediliyor. İşte ben de “öğrenci terörist”lerden birisi olarak 6 aydır hapishanede tutuluyorum.

Hapishanede artık rutin işkence haline gelmiş olan “arama” uygulamasının, mektup, telefon ve ziyaret haklarımızın gasp edilmesine karşı geliştirilen tepkilerin olağan akışıyla eğitimimize devam etmek için burada da çaba harcıyoruz.

Tutuklandığımız andan itibaren akademik eğitimimiz için defalarca dilekçe yazdık. Hapishanede de tutulsak eğitim hakkımızı kullanmak istedik. Yani bize hemen, “haydi gelin, okulunuza, derslerinize devam edin.” demediler. Madem derslerimize giremiyoruz dedik ki bari sınavlarımıza girelim. Bunun üzerine bize verilen cevap ise şu: “sevk için para ödeyin!”

Reyhan Alkıvılcım adlı Denizli Üniversitesi felsefe son sınıf öğrencisi arkadaşımızdan sınavlarına gidip gelebilmesi için sadece bir sınav dönemi için 1500 tl istediler. Bu durumda arkadaşımız sınavlarına giremedi ve bütün derslerinden başarısız sayıldı. Ben ise Eskişehir’deki yani Ankara’ya hızlı tren ile 1 saat mesafede olan okuluma sınavlara girmek için gittim. Giderken bu konuyla ilgili hiçbir bilgi verilmemiş olmasına rağmen oradaki sınavlarım bittikten sonra beni Ankara Sincan hapishanesine geri getirmediler. Gerekçe ise geri gelebilmem için Eskişehir Hapishanesinin 750 tl ödememi istemesi. Böylelikle bir arkadaşım sınavlarına hiç girememişken ben ise sınava girdiğim şehirde rehin tutuluyordum. Bu aşamada beni adli olan bu hapishanenin tek kişilik bir hücresinde 15 gün tuttular. Havalandırma yok, çarşaf yok, ses yok insan yok! Bu zaman zarfında hiç kimse ile iletişim kurma imkanım da yok çünkü ne ailemin orada kaldığımdan haberi var ne de benim onlara haber verebilmek için param. Çetin bir süreçten sonra nihayet ailemi görüyorum. Ayağımda beni Ankara’dan sınava getirirlerken kalan naylon terlikle! Ankara’dan hapishaneden ayrılırken botlarımı ayağımdan çıkarıp gardiyanların tekmelemesi üzerine ayağımdaki bu naylon terlik ile günlerce tek kişilik hücremde, -15 derece soğukta Eskişehir hapishanesinde kaldım.  Ha bu arada aslında yanlarında kalabileceğim iki siyasi tutuklu daha varken hatta!

İşte böyle ben bir üniversite öğrencisiyim, martlı eylüllü ülkemde ama sınavlarıma naylon terlikle, ellerim kelepçeli, askerlerin eşliğinde girerim her mevsim.

Okul arkadaşlarımla, hocalarımla karşılaşmış olmam onların dayanışmacı dostça davranışları ve sınavlarımın iyi geçmesi bana yaşatılan eziyetleri unutturacak değerdeydi.

Bu dostluk ve dayanışma her türlü zulme değer.

Şimdi Sincan 1 nolu F tipindeyim yine. Bu memlekette öğrenci olmak zor, sınavları kazanmak zor, kazandıktan sonra okumak zor, okuyup mezun olduktan sonra iş bulmak zor; hapishanede öğrenci olmak ise biraz daha zor. Yaşayarak daha iyi anladık bunu. Cemaat üyesi olursanız hepsi kolay elbet, kapılar sonuna kadar açılır; fakat bu şeytanla pazarlık demektir.

Şeytanla işimiz olmayacağına göre baskılara boyun eğmek gibi bir düşüncemiz de yok. Eğitim hakkımızı insanca yaşama hakkımızı demokratik haklarımızı, düşünce ve ifade özgürlüğümüzü velhasıl insana dair bütün olumlu değerleri savunmaya devam edeceğiz

Sevgi ve saygılarımla

BARIŞ ONAY

Sincan 1nolu F tipi hapishanesi

Reklamlar

2 Yorum »

  1. Üzülerek okudum. O çocuklardan daha çok bu iğrenç muameleyi onlara reva gören yargıçlara, hakimlere, yönetime ve sisteme daha çok üzüldüm. Elbet hesap verilecek günleri gelecek insanların. O zaman tarihe bu çocuklar anlı şanlı geçecekler, öbürleri ise lanetlenmiş olarak. Can YÜCEL’in dediği gibi “Aşkolsun sana çocuk” diyorum ve hepsini o onurlu yüreklerinden, masum gözlerinden öpüyorum.
    Böyle bir sistemde ütopik bile olsa onlar için dileyebileceğim tek şey: Yolları şansları bahtları açık olsun…(Sistemin canavarlaştığı bir ortamda hukuksal mücadelelerini kazanırlar inşaallah temennesinde bulunmayacağım. Hukuk çiğnenmişse, insanlık ayaklar altına alınmışsa…)
    Sevgi ve saygılarımla…

    Yorum tarafından AYŞİN BOZ — Mayıs 12, 2012 @ 8:02 am

  2. Ben artık demokrasi, Yas, yargı, adelet, vs gibi savtalara inanmıyorum. Bildiğim tek şey; bu ülkede İnsanlığa dair , demokrasiye dair ne varsa ıtecevüze uğramış Irzına geçilmiş. geçilmeye de devam ediyor. Yani sürekli tecavüz hali nedeniyel insanlar artık ayırdına varamaz oldular. Bu abna somalide kadınların halini anımsatıyor.

    Yorum tarafından enen Evren — Mayıs 12, 2012 @ 8:18 pm


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: