Ahmet Nesin's Blog

Ağustos 30, 2012

ÇOK ZAYIFMIŞSIN BE TOKTAMIŞ ATEŞ…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 3:50 am

ÇOK ZAYIFMIŞSIN BE TOKTAMIŞ ATEŞ…

Yıllar önce Yeşilköy CNR’da bir kitap fuarı düzenlemiştik. Türkiye Yayıncılar Birliği çok uğraştı ama başarılı olamadı. Bu kitap fuarında aklımda yanlış kalmadıysa 9 değişik Atatürk yada Mustafa Kemal derneği vardı. ADD’nin öne çıktığına bakmayın, Atatürk adına kurulan dernekler sol örgütlerin sayısıyla yarışırlar neredeyse. O dönem kimi dernekler Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’un rozetlerini satıyorlardı. Nedeni çok basitti çünkü rozetlerde Türk bayrağı vardı. Kitap fuarında bunların satılması çok ağırıma gitmişti ama yapılacak bişey yoktu.

Türkiye’de Atatürk adına kurulan dernekler çok da Atatürkçüler yada Kemalistler az mı? AKP yetkilileri ve bakanların başı Recep Tayyip Erdoğan bile arasıra Atatürk’ten örnekler verip herkesi şaşırtmıyor mu? En çok söyledikleri de “Atatürk yaşasaydı bizim partiyi seçerdi…” söylemi.

Bu kadar Atatürkçü ve Kemalist dernek ve kişi var ama biri var ki hepsinden farklı. Bu kişi Bugün yazarı Toktamış Ateş, Türkiye henüz Toktamış Ateş doğduğundan bugüne değin daha değişik, daha farklı ve hatta tek başına Kemalist başka bir Atatürkçü görmedi. Hemen hemen hiçbir dernek yada kişi Toktamış Ateş kadar Atatürkçü olma şansına sahip değildir ve olamaz da.

21. yüzyılda çağın gereklerini anlamadan sadece Atatürkçü kalınca da insanın saçmalamaması olanaksız hale geliyor. Toktamış Ateş önceki günkü yazısında BDP’li milletvekillerinin PKK’lilerle buluşmasını kaleme almış. Bu yazının girişi son yıllarda okuduğum en sosyolojik, en psikolojik, en sosyal, en cinsel bilimci bir yazı. Ateş yazısının girişinde “Bizde ilginç bir propaganda vardır. Önce gelen PKK’lıların kendilerine özgü bir haremleri olduğu söylenir. Galiba bu söylem kimi Kürt kökenli genç vatandaşlarımızın iştahını kabartmak için. Zira geçenlerde fevkalade münasebetsiz bir “karşılaşma” yaşayan kimi PKK’lılarla BDP’li kimi milletvekillerinin “muhabbetleri” beni adamakıllı şaşırttı. Bir yanda, kadınsızlıktan yüzü gözü şişmiş bir PKK’lı; öbür yanda Sayın Kışanak tam “seyirlik” bir manzara idi. Dağda; bırakın kadını, çoğu kez yiyecek ekmek bulamayan bir PKK’lının, bu açlığını anlamak mümkün. Ama Sayın Kışanak’ın bu manzaraya neden gereksinim duyduğunu anlamak mümkün değil.” diye yazmış…

Toktamış Ateş, senin bu benzetmene söyleyecek çok şey var ama bunun yanıtını sana daha çok BDP’li arkadaşlar versinler, çünkü ben bu sapık açıklamana yanıt verirken terbiyemi bozmak istemiyorum, bilirsin bu konularda çok efendiyimdir, ağzımı açtığımda bir nazik, bir nazik konuşurum ki anlatamam.

Ben sana farklı bir soru soracağım Toktamış Ateş, kendi tespitim üzerinden değil bu soru, senin tespitin üzerinden bir soru soracağım, ne de olsa koskoca profesörsün, benden her konuda bilgilisin, doğal olarak hem bilgi birikimin, hem yaşın hem de titrin mitrin, hem cinsel bilgilerin benden kat be kat fazladır.

Ya Toktamış Ateş, seni 70’li yılların ortasından beri tanırım, yemişliğimiz, içmişliğimiz var, beraber oturmuşluğumuz var, seni tanıdığımdan beri yüzün gözün şişti be kardeşim. Sadece yüzün gözün mü Tokta, senin vücudunda şiş olmayan yer yoktu ki Tokta… Hay Allah, bak sen şu işe, demek bu yüzden oluyormuş, çok üzüldüm Tokta çok, farkında mısın bilmiyorum ama senin hâlâ her yanın şiş be Tokta… Esasında yüzün gözün şiş ama çok zayıfmışsın be Tokta…

Ağustos 28, 2012

ŞEMDİNLİ KAYMAKAMI HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 8:59 am

 

ŞEMDİNLİ KAYMAKAMI HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM!..

Bigün gazetelerden birini elime alacağım yada televizyonu açacağım ve ikisi de bitene kadar hâlâ yüzümde gülümseme olacak…” dersem beni tımarhaneye kapatırlar mı acaba diye düşünmeye başladım sabah sabah. Kazayı, cinayetleri yada benzer şeyleri es geçtim, bu ülkede sadece bir gün siyasetçi yada bürokratlardan birinin saçmalamadan konuşacaklarını görebilecek miyim? Hiç sanmıyorum, sadece benim kuşağım değil, sanırım oğlumun kuşağı da böyle bir gün göremeyecekler.

Şemdinli Kaymakamı Mesut Gençtürk bana göre bunun son örneği. Mesut Gençtürk 33 yaşında bir siyasal mezunu kaymakam. Soyadını faransızcaya çevirsek tam karşılığı jöntürk. Soyadında “Türk” olan aileleri pek anlamam. Dünyada başka ülkelerde varmıdır bilemiyorum ama ben bugüne değin hiç duymadım. Bizdeki Arslantürk yada benzeri gibi Lionenglish yada Lionfrançais diye bir soyadı duymadım henüz. İngilizlerde duyduğum en komik soyadı Durham Lisesi’ndeki kimya öğretmenimdi. Adamın soyadı “Halfpenny”ydi. Türkçe karşılığı “Yarımkuruş”tu ve her seslenişimde gülmem geliyordu. İşin ilginci soyadında “Türk” olanların çoğu da göçmendir, aralarında Türk olan azdır.

Neyse konum soyadı değil zaten, Şemdinli Kaymakamı Mesut Gençtürk ilçesinde olan son olaylar üzerine bir açıklama yapmış. Gençtürk açıklamasında “Şemdinli’de halk artık örgütün eylemlerini desteklemiyor. Halk bize destek vermeye başladı. Son dönemde yapılan operasyonların ihbarı Şemdinli halkından bize geliyor. Bu çok anlamlı bizler için. Hatta bazı BDP’liler örgütün çocuklarını dağa götürmesinden endişe ettiği için büyük şehirlere yollamaya başladı. Bölgenin iki büyük aşireti PKK’ya savaş açmaya hazırlanıyor. Bu Şemdinli için fırsattır. Böylesine bir dayanışmayla terörü bölgeden uzaklaştırabiliriz. Şemdinli eskiden beri teröre karşı durmuş bir şehir. Burada örgüte katılım yok. Bu da örgüt tarafından eleştiriliyor. Şemdinli halkı eğitim istiyor, çocuklarını okutmak, batıdaki insanlar gibi yaşamak istiyor.” demiş.

Halkın tepkilerini anlarım, sonuçta devlet barış yolunu tercih etmediğinden dolayı insanlar ölüyor ve hiçbir zaman onaylamasam da ihbar kimileri için doğal olabilir. Son 50 yıllık basın tarihimize baktığınızda nasıl bir ihbarcılık sistemi kurulduğunu zaten görürsünüz. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinde bu halk ihbar yarışına girmiştir. Hatta Kenan Evren halka ihbar konusunda talmat bile vermiştir. Kenan Evren halka nasıl onursuzluk yapılacağını emretmiştir faşist darbesiyle birlikte.

Ama bir olay var ki bunu anlamam olanak dışı. Şemdinli Kaymakamı Mesut Gençtürk yaptığı açıklamada “Bölgenin iki büyük aşireti PKK’ya savaş açmaya hazırlanıyor. Bu Şemdinli için fırsattır.” diyor. “Pesssssssssss” diyorum sana Mesut Gençtürk, devletin ilçedeki en yetkili kişisi olarak bunu nasıl açıklarsın, hadi açıkladın ama bunu nasıl fırsat olarak değerlendirirsin. Normalde kaymakamın orada yapması gereken, kimse bu aşiretler suç duyurusunda bulunur hatta gözaltına alınmalarını emredersin.

Gençlerin deyimiyle “Sen kafayı mı yedin kaymakam?..” Kim kime, nasıl savaş açıyor, dingonun ahırı mı burası, hangi silah ve yetkiyle aşiret savaş açıyor da sen de bunu “Fırsat” olarak değerlendiriyorsun. Bu devlet ve bu halk parasıyla seni saçmalama diye mi okuttu? Buradan Şemdinli Kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuyorum. Herkes bu kadar kolay saçmalama hakkına sahip değildir ve olmamalı da.  

Ağustos 26, 2012

DÜRT + DÜRT + DÜRTMESEN DE OLUR…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 8:45 am

DÜRT + DÜRT + DÜRTMESEN DE OLUR…

 

Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın “Veliler çocuklarını okula göndermek istemiyorsa gitsin, rapor alsın.” dediğini okuduğumdan beri kendi kendime “İyi ki 5,5 yaşında bir çocuğum yok, ne yapardım, çocuğumu hastahaneye götürürken ona ne derdim!..” diye düşünüp duruyorum.

55 yaşıma kadar ne milletvekilleri gördüm, ne milletvekilleri okudum, hiçbirinde bugünkü kadar şaşırdığımı anımsamıyorum. Bu millet neredeyse ıkuma yazma bilmeyen milletvekilleri de gördü, neden bakan olduğunu kendisinin de anlamadığı bakanlar gördü.

Bülent Ecevit’in DSP’si seçime girmiş, İzmir’deki 8. Sıra milletvekili adayı seçim akşamı kahvede arkadaşlarıyla kağıt yada okey oynuyor. Birileri gelip kendisine milletvekili seçildiğini söylediğinde “Bırakın şimdi şakayı, burada oyun oynuyoruz…” diyecek kadar kendisi de öylesine aday olduğunun farkında. “Nasıl olsa seçilemez…” diye aday yapılıp da seçilen belediye başkanlarıyla doludur bu ülke.

Yada seçmen açısından bakalım, bir partiyi yüzde 23 oyla iktidara taşıyan bir seçmen kitlesi bir sonraki seçimde aynı partiye yüzde 1,5 vererek meclis dışına taşıyor. Buna kimi yazarlar “Seçmen aklı” dese de bana “Seçmenin bitürlü seçmen olamama hali…” gibi geliyor.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın bu açıklamasını okuduğumda aklımdan hep bunlar ve buna benzer anılar geçti. Bu açıklamayı yapan Recep Akdağ profesör ve 2002 yılından Profesör Akdağ yeni getirilen Dürt+Dürt+Dürtmesen de olur düzenlemesiyle çocuklarını 5,5 yaşında okula göndermeyen velilerden hastahane raporu istiyor. Ne diyecek hastahane bu raporda: “Çocuğunuz henüz ilkokul 1’de okutulanları anlayacak kapasitede değildir…” Esasında bu rapor çocuğun geri zekalı olduğu anlamına gelmiyor, doğal olan bu, çünkü o yaşta çocukla 7 yaşındaki çocuk aynı sınıfta öğretilenleri aynı çabuklukla öğrenemez. Öğrenenler olabilir ama bu sayı 50’yi zor geçer ve bu 50 çocuk da zaten üstün zekalı olduğundan değişik okullarda okutulmalıdır.

Peki okullardan bu raporu alan veliler ne düşünecekler. Büyük bölümü yeteri kadar eğitimli olmadığından ve hastahane raporuna inanmak zorunda olduklarından çocuklarının az da olsa geri zekalı olduklarına inanacaklar. Onlara tavırları değişecek, bakış açıları değişecek.

Ama en önemlisi çocuklar, okula gidebilmek için zeka testinden geçirilecek bu çocuklar. Bu sanırım dünyada profesör tarafından icat edilen tek ve son uyguama. Bilmiyorum Akdağ’ın 5,5 yaşında çocuğu var mıdır ve böyle bir durumla karşı karşıya kalır mı ama bu sistem çocuk için bir felaket. O yaşta çocuğu nasıl eğitime daha doğrusu ilkokul 1’e alamazsanız, ona neden hastahaneye götürüldüğünü yada neden rapor alındığından dolayı okula gidemeyeceğini de anlatamazsınız. Hele bir de aynı yaştaki komşu çocuğu okula gidiyorsa bu iyice bir felakettir ki bunun önünü tıkayamazsınız.

Önce okula gönderilen çocuk arkadaşıyla “Geri zekalı” diye dalga geçmeye başlar, sonra çocuğun ailesi komşu dedikodularında “Allaha şükür bizim oğlanın zekası maşallah yerinde ama Ayşanımların kızı yetersizmiş…” diye konuşmaya başlarlar.

Bu komiklik ama esasında fecaat olan şey heryerde sürecek. Ayrıca rapor sadece devlet hastanelerinden alınacakmış. Özel hastanelerdeki doktorlar sanırım bu raporu verecek yetenekte değiller, oralarda ameliyatlar tedaviler farklı olsa gerek.

Neyse ki bu saçmalık üzerine Türk Tabipleri Birliği çocuklara göstermelik rapor verileceğini açıkladı ama bunu çocuğa anlatmak zor. Esas felaket de bu rapordan ürktüğü için çocuğunu okula gönderecek ailelerde başlayacak. Kendisinden 1,5 yaş büyük ağabeyi yada ablasıyla aynı başarıyı gösteremeyecek çocukların psikolojisi bozulacak.

İşte ben bundan dolayı diyorum ki, önümüzdeki seçimlerde milletvekili adayı olacak herkes hastanelerden rapor getirsinler. Az ve öz milletvekilimiz olabilir sonuçta ama en azından bu kadar saçmalayan bir hükümet yada profesör bir bakan olmaz.

 

 

 

Older Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: