Ahmet Nesin's Blog

Ekim 13, 2012

ÇOK ZAVALLISIN ENGİN ARDIÇ…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 8:51 am

ÇOK ZAVALLISIN ENGİN ARDIÇ…

Kedi 9 canlıdır, kağıt 5 canlıdır”, Paris’te heryer bu afişlerle doluydu, buna benzer değişik sloganlarla yazılmış afişler de vardı ama benim en çok ilgimi bu slogan çekti. Dünyanın sayılı medeni başkentinde birileri hâlâ kağıdın önemini afiş yapıyorken, bunu çocuklarına, kağıdın henüz kıymetini anlamayan kitlelere anlatmaya çalışıyorken bizde Engin Ardıç diye biri EDP’yle Yeşiller Partisi’nin birleşmesini eleştiren (Esasında siz anlayın diye ‘eleştiren’ yazdım çünkü bu adam okuduklarını anlamadığı için yanlış yazmış, eleştirmeyi henüz öğrenememiş) bir yazı yazmış.

Ardıç’ın yazısında “Kurucular kurulunda ……………… Aziz Nesin’in oğlu Ali (bu hangisiydi yahu, matematikçi olan mı içki içen mi?)” diye bir bölüm var.

Yıllardır aynı şeyi söyleyip yazıyorum ama sanırım beni dinleyen yok, köşe yazarı yada genel yayın müdürü olmak için gazeteciliğin başlangıcını yapmak zorunluluğu olmalı, yani önce muhabirlik yapmalı. Muhabirlik yapmadan köşe yazarı olunca insan Engin Ardıç gibi okuduğunu anlamadan yazılar yazıyor. Bu dediğimde bilimsel köşe yazısı yazanları kastetmiyorum, gazeteci olduğunu iddia edenleri kastediyorum.

Yazdığın yazıda ilk sözcük büyük harfle başlar yani (bu ……) değil (Bu ……..) olmalı. Ama sen bunu öğrenememiş olabilirsin, zaten senin yaptığın işi yapmak için de bunu öğrenmen gerekmiyor, ne çalıştığın gazetenin patronu ne yalakalığını yaptığın hükümetin baş yetkilisinin Türkçe imladan haberi yoktur, onlar sana onlardan olmayanlara hakaret et diye para veriyorlar zaten.

İkinci konu ne ben ne de ağabeyim Ali Nesin “Bu” değiliz, bizler birer insanız, bireyiz, eşya olmadığımız çok açık, hatta “Mal” hiç değiliz, en azından satın alınmayız, onurumuzla yazar, çizer ve okuruz.

Gelelim içki konusuna, evet ben içki içerim, Ali de içer ama ben biraz daha fazla içerim. Gerçi biraz yaşlandım, artık eskisi gibi değil de haftada 1-2 içiyorum ama en azından senin gibi hem içip hem de içkiyi haram sayan politikacıları desteklemek adına böyle saçma sapan şeyler yazmıyorum.

Yazının başlığını “Parti Kurmadan duramazlar” diye atmışsın Ardıç. İşte bunu da anlamamışsın, parti filan kurulmuyor, var olan 2 parti tek parti çatısı altında tekrar oluşuyor, matematik zor bir bilim sanılır ama çok da zor değildir. En azından ben şanslıyım, Ali gibi uluslararası bir matematikçi ağabeyim var. Sen şimdi okulda öğrendiğin matematikle bir hesap yapıyorsun:

1 Parti + 1 Parti = 2 Parti

Ben de sana diyorum ki:

1 Parti + 1 Parti = – 1 Parti

Kafan karıştı değil mi, böyle matematik nasıl olur, dediğini hissediyorum şu an. Bak anlatayım, bugün Türkiye’de 60 parti var. EDP ve Yeşilleri kapatırsak geriye 58 parti kalır. EDP ve Yeşiller birleşip yeni bir parti kurarlarsa Türkiye’de 59 parti olmaz, 59 parti kalır. Yani Engin Ardıç senin o dahi kafandaki gibi parti çoğalmıyor, azalıyor, toplama her zaman çoğaltmaz, kimileyin de azaltır. Esasında şanslısın ki bunu sana ben anlatıyorum ya Ali anlatsaydı ne yapacaktın. Ali bütün duygusallığının yanında işinde çok serttir, aptallığa hiç tahammülü yoktur, benim gibi basının ve siyasetin içinde pişmediğinden o kadar çok aptalı bir arada görmemiştir.

Bir ufak sorun daha var, Ali dahil o yazdığın kişiler, Ahmet Ümit, Cemil İpekçi, Hale Soygazi, Murat Belge, Adalet Ağaoğlu parti kurucusu değiller, bu partinin kuruluşuna destek veren aydınlar, bu sayı benim okuduğum kadarıyla 1000 kişiyi buluyor. Ayrıca kimileri kurucu da olabilir ve bu seni hiç ama hiç ilgilendirmez. Çevreni kirletmemeyi düşünürsen gider destek olursun, onlarla ilgili 1-2 yazı neyim yazarsın.

Bu arada unutma, bugün 1 parti daha kuruluyor ve tam kuruluş çalışmaları esnasında Fransa’da olmasaydım ben de kurucu olmayı istemiştim. Halkların Demokratik Kongresi partileşiyor, içinde tahmin edemeyeceğin kadar çok parti ve benim gibi bağımsızlar olacak. Anlaman zor ama ben yine de yazayım, içinde o yukarıda bahsettiğimiz EDP ve Yeşiller bileşeni de olacak.

Neyse ben senin kafanı daha fazla karıştırmayayım, anlamakta zorlanır bunalıma neyim girersin, yazıktır sana da.

Bu arada ardıç ağacından kağıt yapıldığını duymadım ama ekilmesi çok ilginç geldi bana. Ardıç ağacının tohumunu ardıç kuşu alıp yiyor. Sonra kabuğu patlıyor ve esas tohumu ardıç kuşu bir güzel sıçıyor ve böylece ardıç ağacı oluşuyor. Şaman Türklerde ve Bektaşi-Alevilerde de kutsal ağaç olarak geçiyor. Hani senin biara küfrettiğin Aleviler için kutsalmış bu ağaç. Türkiye’de en eski ardıç ağacı da Konya civarında ve 2300 yıl yaşındaymış. Senin öyle bir niyetin yoktur umarım.

Reklamlar

Ekim 8, 2012

SEN “HİÇBİŞEY” OLDUĞUNDA ERDOĞAN…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:01 am

SEN “HİÇBİŞEY” OLDUĞUNDA  ERDOĞAN…

Dün gece oturdum, bütün gece geçmişime döndüm, yaşım itibariyle çocukluğum ve gençliğimde Süleyman Demirel’den beteri gelir mi diye düşünmüştüm, bir ara 12 Mart darbesi döneminde Ferit Melen gelmişti, korku filmlerinde oynatılan adamlar gibiydi, SS subayları görünümünde Nihat Erim’in bakışlarını hiç unutmam, balyoz harekatıyla ünlendi, Turgut Özal geldiğinde şıpıdık terlikleriyle asker selamlayan ve marifetmiş gibi sadece Red Kit okuduğunu söyleyen ve darbe başbakan yardımcılığı yaparak kendisini demokrasi havarisi ilan eden bir başbakan gördüm, ondan sonra Yıldırım Akbulut diye biri geldi, kendisi de niye orada olduğunu anlayamadı zaten, arkasından annesinin emekli ikramiyesini yastığının altında çoğaltıp yalılar, villalar alan Tansu Çiller geldi, esas merakı kumar olan Mesut Yılmaz’ı es geçmemek gerekir, sonunda da bakanların başı Recep Tayyip Erdoğan geldi bu ülkenin başına.

Erdoğan dün yaptığı açılış konuşmasında “Savaş olur mu olmaz mı? Sen orayı geç. Sen her an gerekirse savaş edecek gibi hazır olmak zorundasın. Eğer sen buna hazır değilsen zaten devlet değilsin. Millet olamazsın. Sen buna hazır halde olacaksın, gerekirse böyle bir şey olursa bir zulme uğrarsan gereğini yapacaksın. Sen buna hazır ol tezkeren elinde bulunsun. Eğer gerekirse gerektiğinde gereği yapılır. Biz zorla kalkıp da Sayın Kılıçdaroğlu’nun ve diğerlerinin keyfini mi bekleyeceğiz.” demiş.

Yukarıda kısa örnekler verdim ya, tırnağım kadar sevmediğim hiçbir başbakan bu kadar saçmalayamazdı. Bir ülke halkı nasıl olurdu da gittikçe daha da cahilleşen insanları başbakan seçerdi. Bir ülkeyi yöneten biri nasıl olur da “Savaş olur mu olmaz mı? Sen orayı geç.” deme hakkına sahip olur. Savaşa hazır değilsem millet olamaz mışım.

İşte sen orayı geç bence Erdoğan, dünya senin anladığın yada bana göre anlamadığın ve yaşadığın sürece anlamayacağın şekilde yürümüyor.

Millet olman için Ruhi Su gibi billur bir sesin olması gerekiyor,

Millet olman için Yaşar Kemal gibi şiir yazar gibi romanlar yazan bir yazarın olması gerekiyor,

Millet olman için Fazıl Say gibi bir değil bikaç dahinin olması ve dünyayı kendisine hayran bıraktırması gerekiyor,

Millet olman için, İdil Biret’in, Ara Güler’in, Suna Kan’ın olması gerekiyor,

Millet olman için Aziz Nesin gibi dünya mizahının bir öncüsü olman gerekiyor,

Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi bir ressamın, heykeltıraşın ve şairin olması gerekiyor millet olman için,

Dünyada hiç kimsenin “Eh” bile diyemediği bir Nazım Hikmet’in olması gerekiyor,

Orhan Kemal’in, Can Yücel’in, Kemal Tahir’in, Müşfik Kenter’in, Yıldız Kenter’in, Metin Eloğlu’n, Yıldırım Önal’ın, Yılmaz Güney’in, Neyzen Tevfik’in, Özdemir Asaf’ın olması gerekiyor,

Dünya matematiğini sarsacak bir Ali Nesin’in, fiziğini anlatacak Erdal İnönü’n, Feza Gürsey’in olması gerekiyor.

Millet olman için bilim okuyan yüzbinlerce çocuğunun olması gerekiyor Kur’an değil,

Millet olman için aydın insanlar yetiştirmen gerekiyor, dindar çocuklar değil,

Millet olman için her haykırışında biber gazı yiyen muhalefet değil,

Her muhalefeti ciddiye alan bir yönetim gerekiyor,

Adam dövmediğinde kurdeşen geçiren polis değil, gerektiğinde kendi hakkını da savunan polis,

Bir ülkede halk olması için avaz avaz “BARIŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ” diye bağıran kitleler olması gerekiyor, konsolosluklar önünde yada köşe yazılarında savaş çığırtkanlığı yapanlar değil,

Ve bir ülkede halk olması için, “Kürtlere ve Alevilere de biraz hak verelim” diyen değil, her ölümde içi “CIZZZZ” eden bir kitle olması gerekiyor.

Ama en önemlisi ne biliyor musun Erdoğan, bir ülkede halk olması için yukarıda saydıklarım ve senin gibilerin değil başbakan, hiçbişey olman gerekiyor. Sen ve senin gibiler hiçbişey olduğunda bu ülkede halk olur, savaşla değil…

Ekim 2, 2012

AŞAĞIDAKİ GAZETECİLER VAR YA, PES YANİ…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:53 am

AŞAĞIDAKİ GAZETECİLER VAR YA, PES YANİ…

………………………………………………….  Orhan Bursalı, Cumhuriyet,

…………………………………………………. Can Dündar, Milliyet,

…………………………………………………., Ertuğrul Özkök, Hürriyet,

…………………………………………………. Fehmi Koru, Star,

…………………………………………………. İsmail Küçükkaya, Akşam,

…………………………………………………. Mehmet Ali Birand, Posta,

…………………………………………………. Gülay Göktürk, Bugün,

…………………………………………………. Mehmet Demirkol, Fanatik,

…………………………………………………. Turgay Demir, Fotomaç,

…………………………………………………. Memiş Hoca, Güneş,

…………………………………………………. Fatih Altaylı, Habertürk,

…………………………………………………. Göksel Bozkurt, Hürriyet Daily News,

…………………………………………………. Oral Çalışlar, Radikal,

…………………………………………………. Nazlı Ilıcak, Sabah,

…………………………………………………. Rasim Ozan, Takvim,

…………………………………………………. Mümtazer Türköne, Today’s Zaman,

…………………………………………………. Ahmet Sağırlı, Türkiye,

…………………………………………………. Zülfü Livaneli, Vatan,

…………………………………………………. Ali Bayramoğlu, Yeni Şafak,

…………………………………………………. Şahin Alpay, Zaman…

Yukarıda yazılı gazetelerin yazarları aynen okuduklarınızı yazmışlar. Aynı benim gibi kimine katılır yada katılmayabilirsiniz. Çünkü yazıları gördüğünüz gibi çok net, hatta sanki hepsi de aynı konuyu işlemiş. İşin şakası bir yana yukarıdaki 20 gazete yöneticisi biraraya gelmiş ve gazetede çıkan hiçbir yazının alıntı olarak bile alınmasına karşı çıkıp gazetelere ilan vermişler. Onlardan alıntı yapmak yasak, bu ülke hep yasaklarla kalkınır zaten.

Sansür dediğin başka nasıl olur bilemem ama bu yaptıkları AKP genel başkanı ve bakanların başı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bu gazeteleri okumayın…” demesinden farksız. Gazete patronları gazeteci değil de sanayici olursa işte böyle kararlar çıkar.

Kimi alıntıları bizden okumazsanız onların her birinin trajı milyona vurur, bundan hiç kuşkum yok, bu halk zaten gazete satın almak için böyle bir karar bekliyordu. Sansürü de komik ülkem, ne diyeyim sana bilmem ki…

Bu arada adı yazılı yazarlar sadece ilk aklıma gelenler olduğu için bu yazıdalar, onların bu kararla, en azından çoğunun bir ilgisi yok…

« Newer PostsOlder Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: