Ahmet Nesin's Blog

Kasım 27, 2012

FATİH ALTAYLI DAVASI VE KORKU…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:23 am

FATİH ALTAYLI DAVASI VE KORKU…

Çoğunuz biliyorsunuz Haber Türk Gazetesi yazarı Fatih Altaylı “Demokratlık Biraz Döt İster Fatih Altaylı…” yazımdan dolayı bana hakaret davası açmaya kalkıştı. Kendisine “Döt” dediğimi öne sürdü, ben de mahkemeye bunun o anlama gelmediğini, cesaretle bağlantılı olduğunu söyledim. Mahkeme beni haklı buldu ve yazımın “Ağır eleştiri” anlamına geldiğine karar vererek davaya gerek görmedi. Olayı Yargıtay safhasına götürür mü bilemem, bir genel yayın müdürü olarak Türkçeyi kavramış olabileceğini düşünüyorum.

Mahkeme 20 Kasım’daydı, içeri girmeden önce girişte cigara içiyordum, yanımda bir güvenlik görevlisi vardı. O sırada bir vatandaş geldi, bize yaklaştı ve güvenlik görevlisine “Abi adliyeye gazeteyle girmek yasak mı?” diye sordu. İşte o an dehşete kapıldım, korkunun insanları hangi noktaya getirdiğine şahit oldum.

Bu soruyu soran kişi siyasi bir davaya filan gelmiyordu, büyük olasılıkla ufak çapta bir alacak – verecek yada kaza dolayısıyla geldiği bir sigorta davası olabilirdi, koltuğunun altındaki gazete Güneş Gazetesi’ydi. Bence okuduğu gazetenin hangi tarafı savunduğunu bile bilmiyordu ama korkuyordu, gazeteyle içeri girerse başına bişey gelebileceğinden çekiniyordu yada mahkeme heyeti o gazeteyi elinde görürse ona göre karar verebileceğine inanmıştı.

Benim mahkemem uzun sürseydi hakime bu olayı anlatacaktım ve Fatih Altaylı hakkında yazdığım yazıyla bağlantı kuracaktım. Fatih Altaylı’ya anlattığım da aynen buydu zaten, insanlar çok ciddi bir şekilde iktidardan korkuyorlar, polisten tırsıyorlar.

Bu dava Istanbul TÜYAP Kitap Fuarı günlerine denk geldi. Korkuyu en net bu fuarlarda görebiliyorsunuz. Geçen yıl fuarda şöyle bişey yaşadım. Genç bir kız annesiyle benim standıma geldiler. Kız anladığım kadarıyla internetten benim yazılarımı takip ediyor, anne de Aziz Nesin hayranı. Aralarında şöyle bir konuşma geçti:

Kız: Anne çok almak istiyorum bu kitabı.

Anne: Bence de al kızım ama evde babanla sorununu nasıl çözersin bilemem…

Babanın nasıl biri olduğunu anlatmama sanırım gerek yok, kadın büyük olasılıkla bu hükümetle beraber türbana girmiş, kızı da aynı şekilde. Evde onları bekleyen bir tehlike, korku var. Alacakları ve okumak istedikleri kitaplar, seyretmek istedikleri kanallar denetleniyor ve bu 20-25 yaşlarındaki kız büyük olasılıkla 10 yaşından itibaren bu korkuyla büyüyor.

Bu korku bir gün babaya yada sisteme karşı patlar mı bilmiyorum ama Türkiye’de dincilerle demokratların savaşı kızıştıkça onlar da belli yerlerde saflarını alacaklar. Korkularını yenenler ev ortamına yada mecburen bulundukları siyasi ortama tavır alacaklar.

Benim yanıma gelen kızcağız 15-20 dakika düşündükten sonra kitabı imzalattı ve aldı. Annesi sonunda, gerçekten mahcup bir şekilde “Babandan saklayabilirsen al kızım…” dedi. Gözlerim dolarak imzaladım kitabı, uzun süre arkalarından bakakaldım.

İşte anlatmak istediğim korku ve cesaret buydu bu yazıda Fatih Altaylı. Korkuyu yenmek Cübbeli Ahmet’i herkes gibi adam sanmakla olmuyor, gerçekten doğru insanların, doğru eylemlerin yanında yer almakla oluyor, demokratlık bunu gerektiriyor. Anlayacağın “Döt” bahane, gerçek demokratlık şahane…

Reklamlar

1 Yorum »

  1. Sadece okumakla ve dehşete düşmekle yetindiğim için kendimden utanıyorum.Sadece varolduğunuz için şükrediyorum.

    Yorum tarafından Ayşe — Kasım 27, 2012 @ 9:12 am


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: