Ahmet Nesin's Blog

Aralık 30, 2012

2013 SON SENEN ERDOĞAN…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 4:45 am

2013 SON SENEN ERDOĞAN…

2008 yılında başladım bu sitede yazmaya. Bu site dediğime bakmayın, ilk açtığım çok ufaktı, sonra site açtım, 3 kez hacklendi arka arkaya ve bu zamana kadar geldim. Bu yazıları kitaplaştırıyorum, biraz önce eski kitaplarımı kurcalarken 2 başlık dikkatimi çekti. Birincisini 17 Mayıs 2008’de yazmışım: “Geleceğin Milletvekili Hakan Şükür” diye. Çok mu ileriyi görmüşüm yada böyle biri için ileriyi görmek nasıl bir akıllılıktır o konuda kendimden şüpheliyim ama 23 Nisan 2009’da attığım başlık ve yazı daha da ilginç: “Erdoğan’ı Birileri Defterden Sildi mi?

Birilerinin 2011 sonlarında yada 2012’de görmeye başladığını ben o tarihte yazmışım. 2009 Aralık ayına kadar Paris’teydim ve sohbet ettiğim 1-2 arkadaşım vardı. Bana “Sen burada değilsin, o yüzden net göremiyorsun…” diyorlardı. Fethullah Gülen ekibinin desteğini çektiğini, parti içindeki Erdoğan grubunu desteklemediğini, Abdullah Gül ekibini desteklediğini açık ve net bir şekilde yazmışım. Şimdi bırakın desteklemeyi aralarında börtü böcek kavgası bile var.

Erdoğan siyasi yaşamının en zor ve en sinirli dönemini yaşıyor. Herkes yada çoğunluk Erdoğan’ın sinirinin muhalefete (Tamamına) olduğunu sanıyor, oysa Erdoğan iktidarı kaybettiği için gergin, tekrar iktidar olamayacağı için bir avazı yerde bir avazı ABD’de bağırıyor.

Babamların kuşak şanslıymış esasında, sadece tek bir derin devlet varmış. Bizim gençliğimizde de sadece bir taneydi. Milliyetçi, anti-komünist bir derin devlet vardı. O derin devlet zaman ve işe göre ya ülkücüleri yada dincileri kullandı. Oysa şimdi 3 tane derin devlet var: Ergenekon dedikleri, daha çok milliyetçi ve Atatürkçü kesim (Bugüne kadar yapılan bütün darbelerden sorumlu derin devlet). İkinci grup Fetullahçıların bugüne değin yetiştirdiği daha çok emniyet ve adliye içindeki grup ki bütün gözaltı ve tutuklamalar, yargı onların elinde. Üçüncüsü de Erdoğan’ın kurmaya çalıştığı, esasında hiçbir temeli olmayan, sadece iktidara biat eden, zamanında Turgut Özal ve Tansu Çiller’in kurmaya çalıştığı gibi bir ekip. Bunun için de en önemli unsur diğerlerinde olduğu gibi MİT olmuştur.

AKP’nin son genel kurultayından sonra olan 2 önemli olay var. Erdoğan belediye seçimlerini öne almak istedi. Bunu yapmasındaki amaç cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi AKP’nin oy oranını daha önce görmek ve biraz daha az yıpranarak fazla belediye kaybetmemekti. Parti içindeki Fetullah kanadı buna izin vermedi. Ne tesadüf ki Hakan Şükür oylama sırasında ABD’deydi ve arkasından da Hac’a gitti.

İkinci olay daha da önemli bence, Erdoğan bağımsız seçilen BDP’li Kürt ve sosyalist Türk milletvekillerinin fezlekelerini meclise getirerek dokunulmazlıklarını kaldırmak istedi. Bu dileğini o kadar rahat söyledi ki, sanırsınız ki meclise girip istediğini kolundan dışarı atabilecek. Oysa bu da umduğu gibi olmadı ve AKP’deki Kürt ve Fetullahçı milletvekilleri buna oy vermeyeceklerini açıkladılar.

Son kurultayda bir daha aday olmayacağını açıklayan bir parti başkanınız olsa siz nasıl davranırdınız bilemem ama AKP’de işler böyle yürüyor. Şu an bu parti grubundan başkanlık yada yarı başkanlık sistemi çıkmaz. Erdoğan’ı Çankaya’ya gönderir mi, onu da yeni yılda yazacağım.

Aralık 27, 2012

ALİ NESİN’DEN HERKESE MEKTUP VAR…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 11:38 am

Sevgili Dostlar,
1995’te Aziz Nesin’in olumunden sonra yurda dondugumde en buyuk korkum
Aziz Nesin’in zamanla unutulmasi ve Vakf’in gelirlerinin kesilmesi,
dolayisiyla Vakf’in yasayamamasiydi.
Aziz Nesin de bu konuda beni uyarmisti sagliginda.
Neyse ki oyle olmadi. En azindan henuz olmadi.
Ama gene de zaman akip gidiyor… Bizim hafizamiz da oldukca zayif…
Onlem almakta yarar var.
Ozellikle genclere Aziz Nesin’i tanitmak, taniyorlarsa hatirlatmak
amaciyla buyuk emek harcayarak Aziz Nesin Duvar Takvimi hazirladık.
Saatli Maarif Takvimi’nden esinlendigimiz takvimi Aziz Nesin’in
hayatindan onemli gunlerle, Aziz Nesin’den oyku, siir ve ozsozlerle
bezedik.
Yilbasi hediyesi olarak dusunulebilir.
Piyasa fiyati 27 TL. Ama http://www.nesinyayinevi.com/takvim.php
adresinden isterseniz kargo dahil 20 TL.

Tum dostlarimizin yeniyilini kutlar, en iyi dileklerimizi sunariz.
Sevgiler, saygilar.
Ali Nesin (www.nesinvakfi.org)

Aralık 26, 2012

BELKİ İNANMAYACAKSINIZ AMA!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 3:24 am

BELKİ İNANMAYACAKSINIZ AMA!..

Evet, büyük bir olasılıkla inanmayacaksınız ama benim tamı tamına 11 çocuğum var. Gençlik yıllarımda futbol oynadım ama çocuklarımın 11 olmasının bununla bir bağlantısı yok, bu sadece yaşımızdan dolayı böyle oldu, kürtaj serbest bırakıldığı gün benim son kızım dünyaya gelmişti, zaten kürtaj serbestleştiğinde de hanım çocuk yapmak için değil menopozdan dolayı soyunurdu. Ben de andropoza girmiştim ama her erkek gibi hiç çaktırmıyordum çevreme. Ne günlerdi ama, bir gün hanıma “Canım bir kazan su kaynat, baktık olmuyor, çay demleriz…” dediğimi anımsıyorum. Gülmeyin hemen, hanımla ben, 11 çocuk, kayınvaldem, kardeşim, hanımın tanımadığım akrabaları filan derken evde en az 20 kişi oluyorduk. O yüzden kazan suyunu kimse anlamıyordu.

Zor okuyanlar, ikizler ve üçüzler derken hepsi üniversiteye girdi. Söylemesi ayıp biz Bursa’da oturuyorduk, son çocuğu da üniversiteye yollayınca hanımla evde dımdızlak kaldık. O bana bakar, ben ona, o kadar çay içecek halimiz de yok, bir gün kendisine “Toparlan hanım, sırasıyla çocukları ziyaret edelim…” dedim, dedim de demez olaydım, 2 dakika sonra bavulları kapıya getirdi. Meğer o çoktan hazırlığı yapmış da hem çok masraf olur, hem de yoruluruz diye söyleyemiyormuş.

Atladığımız gibi Istanbul’a geldik, ilk olarak uzun zamandır görmediğimiz büyük kızımıza gideceğiz. Kendisi Adnan Menderes Üniversitesi’nde, Aydın’da okuyor. Sabiha Gökçen Havaalanı’na gittik ve Aydın’a en yakın yer olarak İzmir’e gitmek üzere uçağa bindik. Uçağımız Adnan Menderes Havaalanı’na iniş yaptı. Otobüse atladığımız gibi Aydın’a geldik ve kızımla doya doya sohbet ettik.

Fazla zamanımız olmadığından oradan da bir otobüs’e atladığımız gibi Celal Bayar Üniversitesi’nde okuyan en küçük oğlumuzu görmeye Manis’ya geldik. Oğlan biraz zayıflamıştı, annesi çok dertlendi, ona börekler neyim açtı. Helalleştik ve oradan ayrıldık.

Adnan Menderes Havaalanından ilk uçakla Adana’ya geldik. Adana’da okuyan çocuğumuz yok ama oradan kolayca gidebileceğimiz şehirler var. Havaalanı zaten şehrin içinde, arka arkaya Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Bülent Ecevit ve Adnan Menderes bulvarlarını geçtikten sonra Hatay’da Mustafa Kemal Üniversitesi’nde okuyan ikizlerden küçük olanın yanına vardık. Sanırım sevgilisinden mi ayrılmış, sınavlar mı kötü geçmiş ne, moralsizdi. Ben demokrat bir baba olduğumdan çocukların derslerine karışmam zaten. Dedim ya demokratım diye, o yüzden korkudan bana sevgilisini de anlatamıyor, yanından oldukça üzgün ayrıldık.

Zaman geçiyor, havalar soğudu, otobüs zor iş, zaten zaman da kısıtlı, hemen Istanbul Atatürk Havaalanı’na geldik, aldığımız ilk biletle doğru Van’a Ferit Melen Havaalanı’na geldik. Van’da okuyan çocuğumuz yok ama oradan ilk otobüsle Erzurum’da Atatürk Üniversitesi’nde okuyan kızımıza gittik. Çok neşeliydi, bana güle güle dersleri nasıl ektiğini anlattı, her sınıfı çifter çifter geçmeye karar vermiş, eylemlere katılıyormuş. Onu hemen oradan aldığım gibi Rize’de Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde okuyan en büyük ağabeyinin yanına götürdüm. Sıkıysa orada bişey yapsın da göreyim, okul çok disiplinli.

Zonguldak yakındır diye hemen otobüsle Bülent Ecevit Üniversitesi’nde okuyan ortanca oğlumun yanına gittik. Oğlum diye demiyorum ama kendisi tam bir inek, sınıfın değil bölgenin birincisi, bize merhaba dedi ve ders çalışmaya başladı. Baktık onu dersinden alıkoyacağız, oradan Ankara’da Gazi Üniversitesi’nde okuyan oğlumun yanına geldik. Ne etliye ne de sütlüye karışan bir cins olduğundan derslere de ne kadar karışıp karışmadığını pek anlayamadık. Ayrıldığımızda okulda hâlâ kaydı olup olmadığını öğrenemedik. Kayseri Ankara’ya yakın ya, hemen Abdullah Gül Üniversitesi’nde okuyan kızımızın yanına geldik. Çok hamarattır çok, sınavları bırakıp bize, börekler, çörekler yapmış.

Neyse lafı fazla uzatmayayım, oradan Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde okuyan büyük kızımıza, oradan da Süleyman Demirel Üniversite’sinde okuyan oğluma gittik. Son olarak da Malatya’da İnönü Üniversitesi’nde okuyan oğlumuza gittiğimizde hanımla beraber menopoz ve andropoz için dualar etmeye başladık. Oğlumla neler konuştuğumuzu ikimiz de anımsamıyoruz, gözümüzü açtığımızda Antalya Gazipaşa Havaalanı’ndaydık.

Buraya neden geldiğimizi birbirimize sorduk ama esasında boş boş bakıyorduk. Otele geldik, haberlere bakıyorduk, öğrenciler bakanların başını protesto etmişti, Recep Tayyip Erdoğan gürlüyordu, Abdullah Gül sesini çıkarmıyordu, Menderes başbakanken asılmıştı, Celal Bayar idamdan kurtuldu ama evde kalmış kızlar gibi yaşamının sonuna dek her kış gomonizmin gelmesini bekledi ve göremeden öldü, Demirel darbelerle devrilmiş, demokrat olmaya çalışıyordu, İnönü istemediklerini duymayarak demokrasi getirme sevdasında yaşamını yitirdi, Ecevit kötü anılarla göçtü bu dünyadan, Ferit Melen 12 Mart darbesi başbakanı olarak anıldı hep, Necmettin Erbakan dolandırıcılıktan mahkum edildi, aynı davanın sanığı Abdullah Gül kendisi yargılanmadan affetti davadaşını ve öyle göçtü bu dünyadan, Turgut Özal 12 Eylül öncesi milletvekili seçilemediği için siyaset yasağı yemedi, hapse girmedi ve darbenin başbakan yardımcısı oldu, öldü mü öldürüldü mü hâlâ bilinmez, Alpaslan Türkeş hep darbeleri neden kendisi yapamadığından şikayet etti ve cinayet sırlarıyla öldü, Kenan Evreninsan asmayı beceri sandı, öldürdü, öldürdü ama ölmedi, Atatürk yada Mustafa Kemal yada Kemalizm hâlâ Türkiye siyasetinin can damarı kimilerine göre, hangi konu konuşulsa ya Mustafa Kemal’e göre yada Mustafa Muhammed’e göre çözüm üretilmeye çalışıyorlar.

Yorulduk hanım, hadi yatalım…” dedim ve gözlerimizi birbirimizden kaçırarak yatağa girdik.

Older Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: