Ahmet Nesin's Blog

Şubat 9, 2013

CAMİYE 1-2, NAMAZA, NAMAZAAAA…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 8:39 am

CAMİYE 1-2, NAMAZA, NAMAZAAAA…

Sanırım 90’lı yılların başlarıydı, bir cumartesi günü eski eşim İncilay’la Kadıköy’den vapura binecektik, o sırada motorcular avaz avaz bağırıyordu.

–          Maykıl Jeksın’a, Maykıl Jaksın’aaaa…

Eğer o gün Michael Jackson’ın konseri olduğunu bilmiyorsanız, motorcuların ne dediğini anlamanız olanaksızdı… Mesela aynı semtte oturmuyorsanız, dolmuş kahyalarının ne dediğini de anlayamazsınız. Sokak satıcıları da aynıdır, değişik bir ses tonları ve bağırışları vardır. Doğal olarak İncilay’da ne dendiğini anlamamış ve bana dönüp,

–          Ahmet ne diyor bunlar, nereye kaykılacaksın, diye sordu…

Ben ne kadar 3- kez “Kaykılmayacaksın hayatım Michael Jackson’acaksın dediysem de ancak vapur uzaklaşıp onların sesini duymadığımızda anlatabildim derdimi, daha doğrusu onların derdini.

Yakınlarda Şişli’de duyacağız bu tarz bağırışları “Camiye, camiye, cumaya 1-2, kalkıyor, kalkıyor, namazaaaaaaa…” diye.

Hepiniz biliyorsunuz, yakında Çamlıca tepesine bir camii yapılacak, o camii yapılınca da oraya yakın oturan ve daha çok zamanını orada geçiren AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bilhassa Cuma namazlarını orada kılacak. Erdoğan Çamlıca’da namaz kılacak kılmasına da o yapacakları kocaman camiyi doldurmak gerek. Sadece Anadolu yakasında oturan yalakalarla dolması olmaz, Avrupa yakasından da gelinmesi gerekiyor. İyi de koskoca Erdoğanseverler Avrupa yakasından Çamlıca’ya otobüs yada itilenbüsle gelecek değiller ya, trafiği önleyecek, şıpıdın onları oraya taşıyacak bir araç olmalı.

İşte onu da Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara bulmuş. Şişli’den Çamlıca’ya teleferik projesi üzerinde duruyorlarmış. Caminin yapılacağı alan 250 bin metre kare, o kadar geniş alana bir teleferik sığdırmayacaksın da nereye sığdıracaksın. Onu anladık da Şişli’de teleferik arazisi nerede olacak. Hadi araziyi buldun, bu teleferik kaça mal olacak. Birileri Erdoğan’la yada Erdoğan’ın gereksiz yere yaptırdığı camide namaz kılacak diye ben niye gene para ödeyeceğim.

Diyelim ki halkımız sessiz kaldı ve bu teleferik yapıldı, yalakalar pardon birileri Çamlıca’ya kolay gidiyor, peki Taksim’e yapılacak camiye Anadolu yakasından nasıl gelecekler, Maltepe yada Kartal’dan da Taksim’e bir teleferik gerekmiyor mu?

Sanırım onun da çaresini bulurlar, bizler de onların sayesinde havadan uçuşarak Taksim’e işimizi halletmeye yada Çamlıca’ya çay içip fal baktırmaya rahat rahat gideriz. Teleferikten teleferiğe sesleniriz artık “Mustafendi hayırlı cumalar…”, “Teşekürler Aysoş hanım, size de hayırlı fallar, tarotlar…”

Dünyanın en uzun teleferiği 13.2 km uzunluğunda, İsveç’te yapılmış. Teleferiğin yapılma amacı sadece 1 tane, kara yada deniz yoluyla ulaşmanın güç olduğu yerlere yapılıyor teleferik. Çamlıca’ya zor mu ulaşım, adamın biri, işini gücünü bırakıp, Cuma namazını Erdoğan’la Çamlıca yada Taksim’de kılacaksa zor, yoksa Çamıca’ya çay içmeye, Taksim’e gezmeye gideceksen zor değil.

Camiye 1-2 namaza, namaza. Fala, fala, tarotaaaaaaaaaaaaaaa…

Reklamlar

Şubat 6, 2013

SAYI SAYMASINI BİLMİYORSUN YUSUF KELEŞ…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:13 am

SAYI SAYMASINI BİLMİYORSUN YUSUF KELEŞ…

Çoğunuz Yusuf Keleş’i tanımıyorsunuzdur, işim gereği gazeteleri karıştırdığımdan dün rastladım kendisine, Zaman Gazetesi yazarı kendisi, yememiş, içmemiş, aileler nasıl 3 yada daha fazla çocuk yapar onu hesaplamış. Yapmış yapmasına da, sanırım Yusuf Keleş sayı saymasını bilmiyor yada matematikle hiç mi hiç bağlantısı yok. Vardiyelim ki matematikle bağlantısı var ama Türkiye gerçeklerinden bihaber kendisi. Bunları yazarken bişeyi unutmamam lazım, Yusuf Keleş ekonomi yazarı.

Keleş AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 yada 5 çocuk yapılmasını neredeyse mecburi duruma getirmek istemesi olayına fena halde inanmış. O da şu anda 2,01 olan aile başı çocuk sayısının yetersiz olduğuna hemfikir.

Bu iş kolay değil tabii, Yusuf Keleş’in maaşı beni ilgilendirmiyor ama bence en düşük 5 bin lira civarındadır. Eşi de doktor olduğuna göre bir o kadar da o alıyordur. 3 çocukları var, en düşük 10 bin lira geliri olan bir aile 3 çocuğa rahat bakabilir. Buraya kadar sorun yok zaten, sorun Yusuf Keleş’in yaptığı çizelgede.

ÇOCUK TEŞVİKİ NASIL YAPILMALI

Aylık net maaş                                  3.000.00             4.000.00             5.000.00

Yıllık kesilen vergi                           10.680.00           14.730.00            20.615.00

Aylık ortalama vergi                       890.00                 1227.50                 1.717.92

İlk çocuk için teşvik (%25)            222.50                  306.88                 429.48

İkinci çocuk için teşvik (%50)     667.50                  920.63                  1.288.44

İkinci çocuk için teşvik (%100)   890.00                 1.227.50               1.717.92

Gördüğünüz gibi Yusuf Keleş kafasında bir hesap yapmış ve çocuk yapacak ailenin en düşük net maaşının 3 bin lira olacağına karar vermiş. Bu verilmesini istediği teşvik primleri yüksek yada orta gelirliler için, asgari ücretliler için verilecek olsa teşvik primlerini 5’e bölmeniz gerekecek. Oysa Yusuf Keleş çocukları için prim alsa, eşinin de tahmin ettiğim geliriyle beraber 4 bin lira filan teşvik primi alacak. Asgari ücretlinin 6 katına yakın bir prim bu. İkinci çocukta aylık verdiği vergi kadar prim istiyor bu ekonomi yazarı. Sanırım abartmayı hiç mi hiç sevmiyor kendisi.

Karı-koca çalıştıklarından dolayı Yusuf Keleş de doğal olarak çocuklarını bakıcıya teslim etmiş durumda. Teşvik primi henüz olmadığından maalesef bu parayı cebinden ödüyor. Ödüyor ödemesine de burada bir yanlışlık var. Büyük şehirlerde uygun fiyatlara bakıcı bulunamıyormuş. Bakıcı ücretlerinin 600 ila 1500 TL arasında değiştiğini söylüyor Yusuf Keleş. 600 TL bakıcı ücreti olmaz, olur da yasal olarak olmaz, hiçbir kurum yada kişi asgari ücret altında işçi çalıştıramaz. Asgari ücretle çalışabilecek bakıcı fiyatı bile fazla gelmiş kendisine. Çalıştırdığında bunun ciddi bir cezası vardır. Oysa Yusuf Keleş geçenlerde bir yazı daha yazmış, yazının başlığı “Bordroda ücreti eksik gösteren patron hapse girebilir…” diye.

Yusuf Keleş bugüne değin çalıştırdığı bakıcıları sigortalı yaptırdı mı bilemem, bu maliyenin işi ama yaptığı analizler hep yüksek gelirli ailelerle göre yapılmış. Devlet kendisi gibi orta yada daha yüksek gelirli ve eğitimli ailelere teşvik primi verirse bakın nasıl da artacakmış nüfusumuz. Dar gelirli ailelerin çocukları mı, onlar zaten yapıp duruyor, bakıcı, kreş, ciddi bir eğitimi kim kaybetmiş de onlar bulsun, fazla itiraz ettikleri de yok zaten.

.

Şubat 1, 2013

KÜRT AÇILIMINA BARAJI DÜŞÜRMEKLE BAŞLAYIN…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 5:53 am

KÜRT AÇILIMINA BARAJI DÜŞÜRMEKLE BAŞLAYIN…

Birinci Kürt açılımmayalımına ne kadar soğuk baktığımı, açılımmayalımın ertesi günü bunun olma olasılığının olmadığını yazdığımı yazılarımı okuyanlar bilir. Bana göre nedenleri belliydi, AKP’nin programında böyle bişey yoktu ve bırakın partiyi, tek başına bir kişinin bile yaşam programında olmayan bişeyi yapması çok ama çok zordur, hatta olanaksıza yakındır.

Yıllar önce sevgili Yasemin Göksu bir CD hazırlığındaydı. Hazırlığı baştan sona sevgili Mazlum Çimen yapıyordu. Gece onlarda kaldım ve sabah beni de stüdyoya götürmüştü. Yasemin türküsünü söylüyor, ben de o billur sesi hayranlıkla dinliyordum. Parça bittiğinde Mazlum “Olmadı, flütün sesini çeyrek düşürelim…” diyordu ve her şey yeniden başlıyordu. O parça akşama kadar okundu, flütün sesi çeyrek indi, bağlamanınki yukarı çekildi, o olmadı diğer aletler değişti, şu oldu, bu yapıldı ama ben her çalınışta aynı hayranlıkla ve o değişimlerin hiçbirini anlamadan izliyor ve dinliyordum. Sonunda haftalar sürdü ve harika bir cd çıktı ortaya.

O zaman bikez daha Yahudi tüccarın söylediği “Çıraklığını yapmadığın işi yapmayacaksın…” demesinin ne kadar önemli olduğunu anladım. O cd’yi ben yaptıramazdım, yaşam programımda öyle bişey yoktu çünkü, Mazlum’un yaptırdığı 20’ye yakın iniş yada çıkıştan hiçbişey anlamamış hepsini aynı güzellikte dinlemiştim.

Şimdi yeni bir açılım dönemi yaşıyoruz ve beni tanıyan kimi arkadaşlarım bu kez neden muhalefet etmediğimi soruyorlar. Evet, haklılar bu kez muhalefet etmiyorum, esasında buna muhalefet de denmez, bu kez bişeyler olacağına inanıyorum. Bunun bana göre çeşitli nedenleri var.

En önemlisi bana göre AKP genel başkanı ve bakanların başı Recep Tayyip Erdoğan dersine iyi çalışmış, her şeyi sadece ama sadece ben yaparım demiyor. Bu yapılan bir Kürt açılımıysa -ki kimse aksini söyleyemez- bu açılımın Kürtlerle konuşmadan yapılmayacağını öğrenmiş durumda.

Erdoğan bu kez sansasyonel şeyler yapmıyor, polis okullarında Kürtlerin olmadığı toplantılar, Seda Sayanlarla Kürt açılımmayalımı konuşmak için sabah kahvaltıları düzenlemiyor, doğrudan BDP’lilerle temas kurarak, İmralı’da Apo’yla konuşarak, tartışarak yapıyor bunu. En önemlisi, bunu gizli yapmıyor, muhalefete ve halka açıklayarak yapılıyor. Esasında Kemal Burkay’ı büyük umutlarla getirmişti ama bunun pek işe yaramayacağını çabuk fark etti.   İlk adım atıldı ve Kürtlere mahkemede çevirmen verilmesi yasalaştı. Anladığım kadarıyla şimdi belli bir sayıda gerilla Türkiye sınırından çıkacak.

Bu yapılanlar başlangıç olarak çok önemli ama hepsinden daha önemli olan bişey var bence, o da seçimlerdeki yüzde 10 barajı. Bu baraj düşürüldüğünde bundan sonraki seçimde mecliste yer alacak Kürt ve sosyalist milletvekili sayısını düşünebiliyor musunuz? En düşük olasılıkla 70 milletvekili çıkartırlar. Çünkü böyle bir durumda seçime bağımsız olarak girilmez, Halkların Demokratik Partisi çatısı altında tam bir bütün olarak gidilir.

Yapılan anketlerde şu an BDP yüzde 7 olarak gözüküyor. Baraj kaldırıldığında ve anketler HDP üzerinden yapıldığında bu sayı yüzde 9’lara yaklaşacaktır. Bu konuya CHP nasıl yaklaşır bilemiyorum, çünkü CHP ne zaman ne yapacağı bilinmeyen bir parti ama MHP esaslı olarak muhalefet edecektir. Ve böyle bir durumda daha da ilginç bir sonuç çıkacak, seçimlerde HDP yüzde 8.5 oy alır ve meclise 70 milletvekiliyle girdiğinde MHP yüzde 11 oy alsa bile o kadar milletvekili çıkaramayacak.

Bu dönemde bişey daha oldu esasında, Erdoğan bir ara BDP ve HDP’li kimi milletvekillerinin fezlekelerini meclise getireceğini söylediğinde AKP’li Kürt milletvekilleri ciddi tavır koydular ve bu konuda Erdoğan’a geri adım attırdılar. Seçimler önümüzdeki dönem dediğim şekilde yapılırsa mecliste HDP, CHP ve AKP’den 120’ye yakın Kürt ve sosyalist milletvekili olacaktır. Bu sayı barışın hızlanmasında çok ciddi rol oynar bence. O yüzden bugünden tezi yok hem Apo, hem BDP, hem HDK ve HDP barajın düşürülmesi için ciddi bir çalışma yapmalı ve bastırmalıdır.

« Newer Posts

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: