Ahmet Nesin's Blog

Mayıs 22, 2013

BÜLENT ARINÇ VEKALETEN FIRÇA YEDİ!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 4:11 am

BÜLENT ARINÇ VEKALETEN FIRÇA YEDİ!…

Türkçedeki kimi deyim yada atasözlerini anlamıyorum, doğrusu anlıyorum da kimileyin kullanırken kafam karışıyor… “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!..” deyimi aklıma geldi herkesin ABD’ye gittiğinde Fethullah Gülen’le görüşeceği yazılan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerine görüşen Bülent Arınç olayında. Fethullah Gülen AKP ve Erdoğan’dan istediklerini Arınç’a söyledi, anlayacak olan da Erdoğan… Ben Türk Dil Kurumu’na bir öneri götüreceğim, kimi deyimleri ve atasözlerini hem erkek hem de dişi yapsınlar. Bu sorun esasında türkülerimizde de var, kadının yada erkeğin söylemesi gereken türküleri hepsi söylüyor ve karmaşa çıkıyor ortaya…

Neyse, zaten konumuz bu değil, konumuz 10 küsur yıldır iktidarda olan Recep Tayyip Erdoğan’ı tanımayan basın ve yazarlar. Erdoğan’ı tanısalar onun Gülen’le asla yüzyüze görüşmeyeceğini bilirler. Biri kendisini toplumun lideri, diğeri de dini lideri sanırken görüşmeleri olası mı? Gülen’in beraat etiğinin ertesi günü “Erdoğan iktidardayken gelmeyecek…” diye yazdım ve haklılığım da ortada.

ABD gezisini masaya yatıralım, Erdoğan başkan Obama’yla görüşecek, büyük olasılıkla Ortadoğu, Kürt sorunu ve Suriye konularını konuşacaklar, bunlar zaten bildiğimiz konular. Esas bildiğimiz Erdoğan Obama’dan neleri yapması gerektiğini dinleyecek, yeni bir Ortadoğu yaratmaya çalışan ABD’ye ders verecek ve “Beni dinleyin, şunları, bunları yapın…” diyecek hali yok. Zaten böyle bişeye çabalasa da bu kadar bilgisi yok.

Gözünüzün önüne getirsenize, dünya başkanının önündesiniz, İsrail ve Suriye konusunda ders alıyorsunuz, istediğiniz başkanlık sisteminiz beğenilmiyor, İran sorunu ayrı konuşuluyor, falan feşmekan… Bu toplantıdan allak bullak çık ve başka laf işitmek için Fethullah Gülen’le görüşmeye git. Yemezler, ben olsam ben de gitmem, Erdoğan sapına kadar haklı. Büyük bir olasılıkla bu durumda Arınç’a “Sen git, zaten onun tarafındasın, yanına benim tarafımdaki Numan Kurtulmuş arkadaşı da al, gerisi aşağı yukarı Kasımpaşa!..” demiştir.

Basının anlamadığı yada anlamak istemediği bişey daha var, o da Gülen tabanı AKP tabanı değil. Gülen yarın başka partiyi destekleyebilir, daha önce de yaptı bunu, Bülent Ecevit yıllar sonra durup dururken gelmedi iktidara. Bu kargaşa durumunda Kılıçdaroğlu’nun olmadığı bir CHP’yi destekleyip, Abdullah Gül’ü de yeniden Çankaya’ya gönderebilir.

Bütün bunlar olasılık dahilinde şeyler ama beni esas üzen ne biliyor musunuz? Türkiye’nin geleceğini bir imam üzerinden tartışmamız. O kadar içimize işlemiş ki, gayet normal şeyleri tartışıyor ve yazıyor sanarak bunları konuşuyoruz. Erdoğan imam, ona ders vermeye kalkışan da imam ve biz bu ikiliyi ciddiye almak zorundayız.

Sabah Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak Arınç, Kurtulmuş ve Gülen görüşmesi için “Bu defa daha olumlu sonuçların elde edildiğini umarım.” diye yazmış. Yani geleceğimizin Gülen görüşmesinin olumlu geçmesine bağlıyor Ilıcak. Türkiye bu noktaya geldi, Humeyni’nin Paris’te yaşadığı sürgün yaşamı gibi Gülen de Amerika’da sürgünde, hem de kendi dindaşları tarafından sürgünde ama geleceğimizi belirliyor.

Son yazılanları yabancı gazeteciye çevirsem Gülen’i ABD’nin Türkiye’den sorumlu yetkilisi sanır. Yazıklar olsun diyeceğim de kime diyeceğimi bilemiyorum. En iyisi aşağı yukarı Kasımpaşa…

Reklamlar

Mayıs 17, 2013

IMF’YE BORCUMUZU GAZ’AR GAZ’AR BİTİRDİK!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:15 am

IMF’YE BORCUMUZU GAZ’AR GAZ’AR BİTİRDİK!..

Kim ne derse desin, ben artık bu hükümeti seviyorum, beğeniyorum. Sakın yanlış anlamayın, libre-el-al neyim olduğum yok, gaz’a da gelmedim ama nedenini anlattığımda bana mutlaka hak vereceksiniz.

Sanırım 18’li yaşlardaydım, Ören’de tatildeydik. Yavaş yavaş siyasi kişiliğimiz oluşuyordu, Turan Güneş gelecekmiş, CHP miting yapacakmış, onu haber verdiler. Biz de CHP gençlik kollarına gittik, onlardan boya ve fırça aldık, dağa taşa kendi sloganlarımızı yazıp ara sıra da “Yaşasın Karaoğlan” diye yazıyorduk. Temel 3 sloganımız vardı o zaman, “Natosuz Türkiye”, “Bağımsız Türkiye” ve “IMF’siz Türkiye”. Ben ayrıca arkadaşlarımdan daha çok ileriyi gördüğümden “Gazsız Türkiye” diye de yazmamızı önersem de kabul görmedi önerim.

Neyse, miting alanına gittik, insanlar gazar gazar toplanıyordu, sonunda Turan Güneş geldi, o zamanlar CHP’nin çok partili dönemde en yüksek oyları aldığı dönemdi, Bülent Ecevit daha Fethullah Gülen’le tanışmamıştı, gazıcık ucundan demokrat olmaya çalışıp partililerin “Sosyal demokrat” demesini yasaklamış, İsmet İnönü’nün kimsenin anlamadığı “Ortanın Sol”undan “Demokratik Sol”a gelmeye çabalıyordu.

Derken Turan Güneş konuşmaya geldi ama biz gaza gelip “Natosuz Türkiye”, “Bağımsız Türkiye” ve “IMF’siz Türkiye” diye bağırmaya başlayınca eski Demokrat partili yeni demokratik solcu Turan Güneş tarafından miting alanından çıkartıldık.

İşte IMF’yle ilk tanışmamızda ben ve arkadaşlarım miting alanından kovulduk. Şimdi öyle mi, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümeti IMF’ye borcu dün bitirdi. Dışarıya borcumuz yok mu, var, hemi de tamı tamına 330 milyar ama osun biz IMF’ye borcumuzu bitirdik ya.

Bir devrimci olarak ben daha ne isteyebilirim ki doktor bey, hani büyüklerimizin dediği gibi “Gaza gelme ses olur, göze gelme söz olur” deyişi var ya, ben bağırmasam, sen bağırmasa, o bağırmasa bu hükümet o borçları da bitirir. Ne sıkıntımız olacak ki bndan sonra, sadece örtülü ödenekten gaz alır gaz salarız. Gaz dediğinin borcu n’olcak zaten, uçar gider doktor bey.

Doktor bey, siz ne kadar gaz yemekten üşüttüğümü söyleseniz de ben sizinle aynı düşüncede değilim. Bakın ben üşütmedim, tam tersine bu gaz kokainden beter, burnumda değil kemik hiçbişey kalmadı. Neredeyse içinden ufak bir gemicik bile geçer, ben üşütmedim, beni gönderin artık hastanenizden. Hem biz hem bu fedakar ve cefakar hükümet tırnaklarıyla gaza gaza geldi bugünlere, artık siz de okudunuz, biliyorsunuz, IMF’ye borcumuz yok, dış alım dış satıştan fazlaymış, kime ne, bu sadece gaza gelmektir, bunun adına kısaca türkçede “Ossuruktan TAYYare selam süle o yare” derler. Herkesin bugün hükümete “Gaz’zan mubarek ossun” demesi gerekiyor.

Doktor bey, siz ne kadar benim bu olaylar karşısında duramayacağımı, gazdığımı ve hatta hastaneden çıkar çıkmaz yine gazacağımı söyleseniz de bunlar IMF borçları ödenmeden önceydi, artık IMF borcu ödendi, gaza gelmem için bir neden kalmadı, bırakın beni artık.

Biz bunu 2 yıl önce anlamalıydık, eski IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn Amerika’da gaza gelip de temizlikçi hanımın gazına bakmak istediğinde işin bu noktaya geleceğini çözmeliydik. Bakın eşi bile affetmiş Dominique’i ama siz beni hâlâ affetmiyorsunuz, bence siz gaza geliyorsunuz. Oysa gazıcık düşünseniz beni hemen anlarsınız, hatta günümüz hükümetini de anlar, dış mihrakların gazdığı çukura düşmeden beni serbest bırakırsınız.

Bundan sonra yeni sloganlar bulmamız lazım Doktor bey, “IMF’ye borç bitti gaza paydos”, “Gazar gazar ödedim ben ülkemi çok sevdim”, “Gazına gözüne kurban olam borçsuz Türkiye”, “Borç yiğidin, gaz Tayyibin kamçısıdır”, “Gazdırma polisi, limonlatma kendini”, “Bana gazını söyle sana borcunu söyleyeyim”, “Yaşasın gazınlıkların kardeşliği” gibi…

Beni serbest bırak doktor, istersen ben de arasıra gelir gazar gazar yatar öderim borcumu, gerisi osuruktan TAYYare selam söyle o yare…

Mayıs 11, 2013

ERDOĞAN’IN PREZERVATİF YASAĞI NASIL OLMALI!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:34 am

ERDOĞAN’IN PREZERVATİF YASAĞI NASIL OLMALI!..

Bütün iş ayranın yüzünden oldu, ne zaman ki AKP’nin son ve geçici başkanı Recep Tayyip Erdoğan dedesi ayranın milli içkimiz olduğunu kendisine söylemiş, işte o zaman olan oldu. Erdoğan bugüne değin hiç içki içmiş midir, tam emin olmamakla beraber içtiğine dair bazı duyumlar var. Erdoğan gençliğinde viskinin tadına bakmış, bence o yüzden ayranı milli içki sanıyor, rakının tadına baksaydı durum böyle olmazdı sanki.

AKP şimdi yeni bir yasa hazırlıyormuş. O yasaya göre neredeyse “İÇKİ” diyen tutuklanacak… Yasadaki maddeler şöyle:

Alkollü içki reklamı hiçbir şekilde yapılamayacak,

Firmaları hiçbir etkinliğe sponsor olamayacak,

Eğitim, sağlık ve spor kuruluşlarında alkollü içki satılamayacak,

Mekanlarda ‘dışarıdan görülecek şekilde’ içilemeyecek,

Çakmak, kültablası, anahtarlık gibi eşantiyon ürünlerin hiçbirinde alkollü içki firması amblemi kullanılamayacak,

Yasaklara uymayanlara 500 bin liraya kadar para cezası verilecek,

Alkollü içki reklamı hiçbir şekilde yapılamayacak,

Kül tablasına ya da güneş şemsiyesine amblem konulmayacak,

Kargo ile içki gönderilemeyecek,

Yasaklara uymayanlara 500 bin liraya kadar ceza verilecek…

Bunların dışında büyük olasılıkla şişedeki etiketlere içenlerle ilgili rahatsız edici fotoğraflar da konulacak. İyi de Erdoğan’ın rahatsız olduğu tek konu içki değil ki, mesela baliğ yaşına gelmiş herkesten 3 çocuk istiyor. En merak ettiğim konu da bu, prezervatiflerin üstüne nasıl bir fotoğraf koyacak.

Mesela bütün eczaneler denetlenmeli, hatta içeri kamera konulmalı ve prezervatif alanlar yüce halkımıza ifşa edilmeli. Eczane önünde bekleyen zabıtalar ellerinde megafonla yüce halkımıza prezervatif alan çocuk düşmanlarını “Recep Bey, siz yüce ulusumuzun genç nüfusunun yok olmasına izin mi veriyorsunuz, takma onu bu akşam Recep bey, kafana tokadan başka bişey takma…” diye anons etmeli. Yüce halkımız önünde rezil olan Recep bey kardeşimiz de cıscıblak kasının neresine toka takacağını düşünedursun yaşadığı rezillikten ereksiyonsuz geceyi nasıl geçireceğini düşünmeye başlar.

Hatta bence bu zabıtalar vardiya usulü çalışmalı ve gece 10’dan sonra sokak aralarında dolaşarak ellerinde megafonla “Yüce girişken halkım, yeni prezervatiflerinizi atın, biz onlara aldığınızdan daha fazlasını ödeyeceğiz ve sonra bizi AB’ye almayan hristiyan ülkelere satacağız, bu payı da size verip aylık geçiminize katkıda bulunacağız.” diye anonsa başlamalı.

Tabii ki iş prezervatiflerle bitmiyor, kadınların kullandığı doğum kontrol hapları da var. Onların üstüne ne yazarlar bilemem ama aklımda kaldığı kadarıyla bit kadar olduklarından o işi de hattatlara verirler sanırım.

Bu işin en kolayı da spiral, sarkan iplerden birinin ucuna “Bu taktığın şeyin ucunda dalgalanan bayrak senin geleceğin için bir fırsattır, bu bayrağı gizleme, eline al ve dalgalandır, bayrak dediğin şey öyle her yere konulmaz, itiş kakış sokulmaz…” yazılı ufak bir afiş koyar işi çözersin.

Zor kardeşim, bu adamların işi zor…

« Newer PostsOlder Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: