Ahmet Nesin's Blog

Eylül 21, 2013

İŞİN ÇAYI ÇIKTI ERDOĞAN!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 5:07 am

İŞİN ÇAYI ÇIKTI ERDOĞAN!..

O çocuklar Istanbul’a Çayeli’nden gelmişlerdi, aileleri okumaları için ellerinden geleni yapıyorlardı, bilhassa babaları onları siyasi olaylara girmemeleri konusunda elinden geldiğince ÇAY’dırmıştı. 12 kızlı erkekli çocuk siyasetten ÇAY’dırıldıkları için bir araya gelip işe çözüm aramaya giriştiler. İlk olarak aynı bölgede oturmaya karar verdiler, hepsi ayrı ayrı fakülteleri kazansa da Istanbul Çaycuma’da oturmaya karar verdiler.

Okullar açıldı, siyasetten ÇAY’dırıldıklarından dersler dışında sıkılmaya başladılar ve bir dernek kurmaya karar verdiler. 7 asil ve 5 yedekle “ÇAYELİ’NDEN ÖTEYE GELEN, ÇAYCUMA’DA İKAMET EDEN ÇAYDA ÇIRA SEVENLER DERNEĞİ”ni kurdular.

Hepsi çay içiyordu, örgüt görüntüsü vermemek için Beşiktaş’ta, bir kahvede bir araya geldiler. Derneğin tüzüğünü yazacaklardı, hepi bu konuda derin bilgi sahibiydi.

Öyle bir tüzük yapmalıydılar ki ilk 3 maddesi olan:

1-      Derneğimiz içilen, oturulan ve girilen çay olarak bölünmez bir bütündür. Oturulan ve girilen çayların durumu içilen çaya göre ayarlanacaktır.

2-      Derneğin milli marşı Çaykovski’nin “ÇAYKORKİ” adlı parçasıdır ve değiştirilemez.

3-      Derneğin milli marşı “Eşşeği saldım ÇAY’ıra, Hoplaya karnın doyura, Siyasetten ÇAY’mayanın da, Anasını avradını…” asla ve asla değiştirilememeliydi.

 

12 genç arkadaş Beşiktaş’ta buluştular ve tartışmaya başlamadan öce çaylarını ısmarladılar. Aralarında asimile olan 5 kişi İngiliz çayı, anason çayı, 5 çayı, papatya çayı ve böğğğğğürtlen çayı istediklerinden dolayı otomatikman yedek üye yapıldılar.

Kaçak çay içen arkadaşlarını başkan seçtiler, kıtlama içen ise genel sekreter oldu. İlk tartıştıkları konu ve aldıkları karar cumhuriyetle beraber kurulan “PAŞA ÇAYI İÇENLER DERNEĞİ”nden uzak durmak oldu.

ÇAY aslında dilimize çinçeden girmişti, Çincesi TSAİ (Attım ha), İngilizcesi TEA, Fransızcası Thé, Rusçası Çai, Arapçası Şai, İspanyolcası Te, Almancası Tee, Hintçesi Çay, Japoncası Cha olup dış mihraklı bir içecektir. Hatta son zamanlarda, kimi meyhanelerde ara sıcak olarak bile verildiği görülmüştür.

Dernek arkadaşları bu bilgileri tartıştıktan sonra “Çaydan dönenin kaşığı kırılsın…” diyerek metal çay kaşıklarını gizlemişlerdir. İşte bu durum Türk polisinin gözünden kaçmaz ve hemen baskın yaparak “ÇAYELİ’NDEN ÖTEYE GELEN, ÇAYCUMA’DA İKAMET EDEN ÇAYDA ÇIRA SEVENLER DERNEĞİ” üyelerini gözaltına almıştır.

Polisten yapılan açıklamaya göre örgüt üyelerinin bardaklarında 2 adet kaleşnikof, 3 adet ÇAYATOF kokteyl, 3 adet kaçak 14’lü, 1 adet ÇAYDEİLBERG marka teksir-tir makinesi yakalanmıştır. Gençlerin parmakları çaylı ve şekerli olduğundan parmak izleri alınamadan savcılığa çıkartılmış, savcılık yakalanan örgüt elemanlarının çaylarının çoğunun bitmiş ve silahların ıslanmış olduğundan bırakılmalarına karar vermiştir.

Ben bunları yazarken Ankara’dan bir arkadaşım aradı. Istanbul’da olmadığıma hayıflandı, kızı gözaltına alınmıştı. Hemen avukat arkadaşımı aramaya karar verdim, ilk kez içimden Istanbul dışında, Antalya Kitap Fuarı’nda olmama kızdım ve neden gözaltına alındığını sordum.

Cevap:

Çay…

Avukatımı arayamadım, gülmekten karnıma ağrı girdi, ben gülmeye devam ederken çocuklar serbest bırakıldı. Devrim adına çaydan dolayı gözaltına alınan güzel gençlere bişey yapamadım. Gençlere bir tavsiyem olabilir ancak, şu an serbest bırakılmanın sarhoşluğunu yaşıyorsunuz ama yarın GBT’den Örgütle aranızdaki ÇAY bardağını, pardon bağını sildirmezseniz, belki mezun bile olamazsınız. Demedi demeyin çaykolizm destekçisi, çaykolist ve çaykolikler sizi…

 

 

Reklamlar

Eylül 20, 2013

GÜLEN’DEN KORKMASAN ABD’Yİ Bİ KALEMDE SİLERSİN ERDOĞAN II!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:00 am

GÜLEN’DEN KORKMASAN ABD’Yİ Bİ KALEMDE SİLERSİN ERDOĞAN II!..

Önceki yazımı okuyanların bir kısmı AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı demokrat gösterdiğimi söylemeye başladılar. Benim Erdoğan’ı demkrat olarak açıklamam için kafama ya bir saksı düşmeli yada biber gazı kapsülü isabet etmeli, onun dışında Türkiye’deki açık faşizmi en açık uygulayan başbakandır kendisi, bunu hep yazdım ve yazacağım. Esasında bana bu uyarıyı yapmakla iyi de ettiler, bana onlara iyi bir örnek verme olanağı sundular. Eğer benim gibi yazı yazmıyorsanız size gerekmeyen bütün gazete yazarlarını okumanıza gerek yok. Onları okusanız Fethullah Gülen’le Recep Tayyip Erdoğan arasındaki farkı çok iyi görebilirsiniz.

Oysa bu yazarları okumanıza gerek yok, çok daha net görebileceğiniz bir canlı yayın var, CNN Türk kanalında Nazlı Ilıcak ile Nagehan Alçı’nın katıldığı programı izlediğinizde Gülen-Erdoğan kavgasını çok net görebilirsiniz. Hangisi demokrat derseniz, ikisinin de demokrasinin yanından geçmişliği yok, aralarındaki tartışmalarda Nazlı Ilıcak daha demokrat gözükmeye çalışarak aynı Bülent Arınç’ın taktiğini kullanıp konuşuyor, Alçı da hükümetin her yaptığını savunup zor durumda kalıyor. Oysa Ilıcak’ın arasıra karşı çıktığı şeyler savunduğu Gülen’in yaptırdıkları. 2 program izlemenizi öneririm, Nazlı Ilıcak aynı Gülen gibi yumuşak ve deneyimli konuşup demokrat gözükmeye çalışıyor, Alçı da dün gece “Olimpiyatları almamıza karşı çıkan vatan hainidir…” diyerek aynı Erdoğan gibi deneyimsiz ve saldırgan konuşarak renklerini belli ediyorlar.

Seçimlere kaç gün kaldı ama tartışılan sadece Istanbul ve Mustafa Sarıgül. CHP onu aday göstermeye karar vermiş, Sarıgül Istanbul’u almaya dünden razı ama hâlâ olay netleşmiyor. Tek yapılması gereken Sarıgül’ün CHP’ye üye olması ve adaylığının açıklanması. “Neden olmuyor?” diye basında hiçbir yazı okuyan var mı, ben okumadım, varsa da kaçırdım.

Bu adaylıkta bir Fethullah Gülen-CHP pazarlığı var. Mustafa Sarıgül’ün CHP’ye geçip aday olması en kolay kısım, peki kendisi seçilir de bütün belediye meclisi üyeleri, başkan yardımcıları CHP’li ve hatta CHP’nin sol kanadı olursa ne olur. O zaman Sarıgül ortada dımdızlak kalır, doğal olarak da Gülen de dımdızlak kalır. Sarıgül’ün kimi ilçe belediye başkanlarının da arkadaşları tarafından seçilmesinde diretmesi bundan dolayı.

DSP genel başkanı Bülent Ecevit’in kazandığı seçimleri anımsayın, DSP o seçimlerde yüzde 23’e yakın oy almıştı, almıştı da bana seçilen milletvekilleri arasında 10 demokrat kişi gösterebilir misiniz? Seçimlerden sonra Ecevit Fethullah Gülen’i ne kadar sevdiğini açıklamadı mı? En yanındaki kişi, adını anımsamadığım, anımsamak için google’a bakma gereği bile duymadığım Özkan soyadlı kişi Gülen ekibinden değil miydi?

O seçim Fethullah Gülen’den Necmettin Erbakan’a bir dersti ve ne kendisi ne de partisi sonra bir daha belini doğrultamadı. Yüzde 2’yi geçemiyor. Ecevit de aynı sonucu yaşadı, iktidardan sonraki seçimlerde yüzde 2’ye bile ulaşamadı.

Önümüzdeki seçimlerden sonra AKP 2 yoldan birini seçecek, ya Fethullah Gülen ekibini dışlayıp ANAP gibi eriyen bir parti haline gelecek yada partiyi ele geçirip tarikattan parti olamayacağını anlayıp eriyen bir partiyle bisüre devam edecek. Anlayacağınız AKP bu seçimle birlikte devamlı bir eriyişe geçecek.

İşte Türkiye’de politika böyle yapılıyor, Istanbul belediyesini CHP kazanırsa demokrasi sananların ülkesi burası, yerine gelen kişinin ne kadar demokrat olduğu, onu seçtirenlerin kim olduğu çok önemli değil. Yıllardır CHP’nin sosyal demokrat bir parti olmadığını yazmamızın nedeni de bu zaten.

Belediye seçimleriyle ilgili daha çok yazı yazacağım için bu 2 günlük yazıyı uzatmak istemiyorum. Bu seçimlerde çok sürpriz olacak, içinde yer aldığım HDK (Halkların Demokratik Kongresi) seçimlere büyük olasılıkla HDP olarak katılacak ve belediye başkanlığı sayısını arttıracak. Sadece Kürdistan’da değil, batıda da kazanacağı başkanlıklar ve belediye meclisi üyeliği olacak. Hele bir de milletvekili Sırrı Süreyya Önder Beyoğlu belediye başkanı adayı olursa, bence sorma keyfimizi…

Bu seçimlerde en önemli sloganımız iktidar yolunda “Bu daha başlangıç…” olabilir..

Eylül 18, 2013

GÜLEN’DEN KORKMASAN ABD’Yİ Bİ KALEMDE SİLERSİN ERDOĞAN 1!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 5:35 am

GÜLEN’DEN KORKMASAN ABD’Yİ Bİ KALEMDE SİLERSİN ERDOĞAN 1!..

 

İşin zor Erdoğan, kendinin bile tahmininden zor. Neden zor olduğunu aklımda kalanlarla sıralamaya çalışacağım, bu yazı uzun sürebilir, Sanırım 2 yada 3 yazı olacak, kendimce anlatmaya çalışacağım. Doğal olarak sen benim yazdıklarımın çoğunu inkar edeceksin ama olsun, ben yazayım da sen inkar et…

Öncelikle senin Fethullah Gülen diye bir derdin var. Kim ne derse desin, sen yada senden öncekiler ne kadar akıllı, sempatik, karizmatik, vatansever olursa olsun Nurcu tarikatının desteklemediği kimse neredeyse hiç iktidar olamadı. Bu Adnan Menderes’ten Demirel’e, Necmettin Erbakan’dan Turgut Özal’a, Bülent Ecevit’ten senin dönemine kadar böyle olmuştur. Diğer tarikatların da etkisi vardır ama onlar aynı dönemlerde değişik partileri desteklemişlerdir.

İşte sen aynı mantıkla iktidara geldiğini unuttun. Onlarsız da kendinin çok şey becerebileceğini sandın. Senin de mezun olduğun İmam Hatip Liseleri hepiniz için çok önemliydi ama aklına oradan yetişenlerin büyük bir çoğunluğunun Fethullah Gülen tarafında yer alması senin bütün planlarını alt üst etti.

Evet sen şu an onun egemenliği altında bulunan emniyet ve savcı-hakim grubuna egemen olamıyorsun. Bu seni gerçekten zor durumda bırakıyor. Kendine göre gereksiz Ergenekon ve benzeri darbe ve darbe girişimi tutuklamalarından rahatsızsın. Bunu kimileyin açık dille de söylüyorsun zaten. Ama adamların çoğu Gülen’in tarafında olduğundan elinden bişey gelmiyor.

İyi yada kötü, doğru yada yanlış, sen bu ülkenin başbakanısın ve bir genelkurmay başkanı atamışsın. Ve şimdi o genelkurmay başkanı terörist damgasıyla hapiste. İşte bu senin için zor bir durum, sonuçta senin güvencenle o yere gelmiş ve sana darbe yapmaya kalkışmaktan hapiste. Bunu halka anlatmak zor, “Ben yanılmışım…” desen bitürlü dert, “Ben biliyordum ama elde bitek bu vardı!..” demek başka bir dert.

Gezi olaylarında yada devam eden ODTÜ olaylarında da aynısını yaşıyorsun Erdoğan. Polis Gülen’in elinde, kabinedeki en önemli arkadaşlarından biri olan Bülent Arınç onun yakın adamı, polis gaz bombasıyla, plastik mermiyle gençleri öldürüyor, sen olayı üstlenmek zorunda kalıyorsun. Sen olayı üstlenmek zorunda kalırken Bülent Arınç yada Abdullah Gül polis şiddetini halka şikayet ediyor.

Bunları yazarken sakın yanlış anlama, senin onlardan yada onların senden daha demokrat olduğunu söylemiyorum, o konuda ikiniz de birbirinizden betersiniz ama sen parti başkanı ve başbakan olduğundan ve seçimlere doğru biraz demokrat gözükmeye çabalayacağından bir katakulliyle karşı karşıyasın. Açık anlatmak gerekirse tam bir Fethullah Gülen komplosuyla karşı karşıyasın. Doğal olarak bu biraz ABD komplosu kokuyor. Darbelere karşı olduğunu söyleyip darbeci generalleri savunur hale getirdiler seni. Kimi demeçlerin ulusalcılarla aynı noktaya gelmeye başladı zaten.

Hani aranızda bir inatlaşma var ya, o senden bidahaki milletvekili seçimlerinde belli sayıda milletvekili istiyor sen de ona o kadarını veremeyeceğini, sıfıra yakınını vereceğini söylüyorsun ya, bunun ceremesini belediye seçimlerinde çekeceksin.

Bak şimdiden yazıyorum, belediye seçimlerinde Ankara ve Istanbul elden gitti Erdoğan, onları da Fethullah Gülen destekli CHP kazanacak gibi gözüküyor. Mustafa Sarıgül şimdiden 2 puan önde gözüküyor da bunu şimdilik açıklamıyorsun. Sen İzmir’i, Diyarbakır’ı almayı planlarken öyle şehirler ve ilçeler elinden gidecek ki, kimilerine ben bile şaşıracağım. Bu seçimlerden sonra Gülen’le yeni bir pazarlığa oturur musun yada tam defterden siler misin bilemem ama yarın yazacağım bu yazının devamından sonra işinin zor olduğunu biliyorum. Tansu Çiller nasıl unutulduysa, sen de o noktaya doğru koşar adım gidiyorsun Erdoğan.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

« Newer PostsOlder Posts »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: