Ahmet Nesin's Blog

Aralık 6, 2013

DASDİNİ DASDİNİ MAHKEME…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:21 am

DASDİNİ DASDİNİ MAHKEME…

Babamın en sevdiğim kitabı “UYUSANA TOSUNUM” adlı kitabıdır. Esasında buradaki “TOSUN”un ben olma olasılığından dolayı bir ara kızmıştım ama okuyanlar bilmediğinden sonra sesim çıkmadı. Bu kitabı hem severdim hem de babamın çelişkisini görürdüm. Babam Ali’yle bana “Uyanık olun!..” derdi hep ama bu kitabı da yazmıştı. Annem bizi “Dasdini dasdini bostana” türküsüyle uyutmaya çalışır, ben de kendimi bostanda sanıp, daha danalar gelip beni tepelemeden uyurdum. Babam çok uyutmazdı bizi, çok çalıştığından bizi uyutmaya çalışırken kendi uyurdu çünkü.

Uyuma oğlum, okula geç kalacaksın…” diye uyandırılıp yola koyulurduk uyur uyur. Sabah herkes uykulu uykulu hizaya çekilmiş, tam hep beraber horlayacakken “Korkma sönmez bu şafaklarda…”yla alayımız irkilip uyanırdık. Ondan sonra sıkıysa uyu. Hem uyanık kalıp ders dinleyeceksin hem de müzik dersinde “Daha dün annemizin kollarında uyurken…” diye şarkı söyleyeceksin. Ya bizi hem uyutup sonra da “Uyanık olun” demeyin yada bırakın da uyuyalım, seçimden seçime uaynır gibi yapıyoruz zaten.

Gençliğimde en sevdiğim türkü de “Uyur idik uyardılar” olmuştu. Esasında çocukluğumuz ve gençliğimiz hep uyku sorunuyla geçti. Bizim zamanımızda “Fosfostimol” diye bir enerji ilacı vardı, ertesi gün yazılı yada sözlü varsa onu içer ders çalışırdık. Şimdiki gibi test yok, Nijerya neler üretiyor, Mozambik’de kaç göl var, Tanzanya’nın ekonomisi nasıl, Osmanlı savaşlarına kaç atlı, kaç sipahiyle gitmişiz, kazandığımızda kaç ağır, kaç hafif yaralı varmış, kurbağanın bağırsağı ne zaman bozulurmuş, aslanın sinir sistemi nasılmış, siniri ne zaman bozulur da saldırır, yılan tısladığında nasıl boku yersin, bunları öğreniyorduk. Bunları uyumadan dinlemek kolay mıydı sanıyorsunuz. O yüzden uyanık kalıp ders çalışmak için bu hapı yutar ders çalışır, sınavda da bi güzel uyurduk.

Askere gittiğimizde değişik uyuma yöntemi geliştirdik, öyle bir yatıyorduk ki sanki yatmamışız. Çünkü o çarşafı ilk bulduğun gibi yapma olasılığın yok. Hani otele gidersiniz, uykunuz vardır, tam yatağa gireceksinizdir ama temizlikçi kadın o nevresimleri öyle bir sıkıştırmıştır ki saatlerce uğraşıp altına giremezsiniz. Tam bir ucundan girip uyurken dönmeye çalışırsınız da uykunuzda, nevresimin diğer tarafı hala sıkışık olduğundan dönememekten uyanırsınız.

Bütün bunları anlatıyorum, çünkü geçen gün bir duruşmam vardı, oraya getiriyorum konuyu. Ben o sıralar Maltepe’de oturuyorum, duruşma Çağlayan’da. Istanbul’u bilmeyenlere söyleyeyim bu yol şehirlerarası yol gibi. O yüzden duruşmaya yetişmek için uyuduktan 15 dakika sonra yola çıkmanız gerekiyor. Neyse duruşmaya yetiştim. Siyasi bir davaydı, halkı uyandırmakla suçlanıyordum. Heyecanla savcının iddianamesini bekledim ama savcı uyanıp da okuyamadığından dava 3 ay sonraya ertelendi.

3 ay sonra yine azim ve uyku arası koştura koştura gittim davaya. Savcı bu kez yarı uyanıktı, iddianameyi esneye esneye okudu. Esasında okudu demem yanlış, okumuş çünkü o kadar esneyerek okudu ki ben uyumuşum dinlerken. Avukatım 20 yıl hapsimin istendiğini söylese de neden olduğunu okuyunca anladım.

Savcı iddianamesini verince hakimler ve benim uyanıkken okumamız için dava çok ileri bir tarihe ertelendi. Kolay değil, 4 kişinin uyanık kalıp da dosyayı okuması, o yüzden davaların uzun sürmesine hiç kızmam ben.

Sonraki duruşma öğleden sonraydı, o yüzden duruşmada uyuyan olmayacaktı ki katip kız konuşulan hiçbişeyi yazmamış meğer. Yeni evliymiş, eş ve kaynana durumundan geç yattığından o da duruşmada uyuyup kalmış. Esasında tıkırtılar geliyordu daktilodan ama, yarı uykulu yazdığından kağıttan “jjrg vkljodugj iaojjvv a ijagjega” gibi çok ağır bişeyler çıktı. Hakim insaflıymış, Bu yazılanlara göre yargılarsam işin içine şifre ve ajanlık girer ve yazık olur size…” deyip duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Dava 12 Eylül darbesinden hemen sonra açılmıştı. Halk hâlâ uyutuluyordu. Ben 30 küsur sene sonra savunmamı yapacaktım. Hakim çok sert bir sesle “Savunmanızı horlamadan yapın lütfen…” diye öyle bir bağırdı ki üye hakimlerden biri uykusundan uyanıp kürsüden düştü, diğeri “Bişey mi oldu karıcığım, yoksa hırsız mı girdi eve?” diye zıpladı, ben de kan-ter için de yatağımdan fırladım.

Meğer uykumda rüya görüyor muşum, yoksa böyle bişey olur mu hiç!.. Savcı ve hakimler uyur mu, ne yalan söyleyeyim Aziz Nesin yazsa inanmam…

 

Reklamlar

1 Yorum »

  1. 🙂

    Yorum tarafından mahir sertkaya — Aralık 15, 2013 @ 6:00 pm


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: