Ahmet Nesin's Blog

Şubat 27, 2014

12 YAŞINDAKİ UĞUR KAYMAZ’IN 140 BİN EURO’SU VE BİLAL ERDOĞAN…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:08 am

12 YAŞINDAKİ UĞUR KAYMAZ’IN 140 BİN EURO’SU VE BİLAL ERDOĞAN…

Merak etme oğlum, kucağımıza düşecekler…

Babacığım, sıfırlayamadık, evde 30 milyon eurocuk kaldı…

Babacığım sadece 10 milyon verdi…

Ne zannediyor bu işi, sakın alma gemiciğim, pardon oğulcuğum…

Bu konuşmalar AKP genel başkanıyla mahdumu arasında geçiyor, en azından ses onlara ait, onlar da montaj olduğunu söylüyor. Dolarlar, eurolar kasada pardon havada uçuşuyor. Biz herşeyde birinci olmalıyız ya, Erdoğan bu işi en zengin başbakan olana kadar götüreceğe benziyor.

Başbakan ve bakanlar bu paralarla oynarken önceki gün ufak bir haber vardı. 2004 yılında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde babası Ahmet Kaymaz’la birlikte 12 yaşındaki Uğur Kaymaz öldürüldü. Şaka değil, ayağında terlikleriyle kapının önünde vurulan Uğur Kaymaz’ın vücudundan 13 kurşun çıktı, babasından da 8…

Aile mahkemeye gitti ve mahkeme polisin 12 yaşındaki Uğur’u “Güvenlik” nedeniyle vurduğuna karar verdi ve beraat ettirdi. Yargıtay da “Meşru müdafaa” diye karar verince aile AIHM’e başvurdu. AIHM önceki gün karar verdi, yaşam hakkını ihlal etmişti ve devlet aileye 70 bin euro maddi, 70 bin euro da manevi tazminat ödeyecekti.

Ne diyeyim sevgili Uğur, sen öldüğünde ilkokul 5’e gidiyordun, o kadar parayı yaşamında hiç düşünmemiştin ama öldüğünde sana bu verilecek.

Babacığım, 1 milyonu amcama…

Babacığım 1 kurşun yedim…

Babacığım 3 milyonu Berat’a…

Babacığım 3. Kurşunu da yedim…

Babacığım 10 milyonu Tunç’a…

Babacığım 10. Kurşunu da yedim…

Babacığım 13 milyonu Gür’e…

Babacığım 13. Kurşunu da yedim…

Oğulcuğum konuşma bunları…

Babacığım konuşamıyorum, sanırım ölüyorum…

Canım Uğur, konuşmalar karışınca böyle oluyor, gördüğün gibi öldüğünde aldığın para bile onların rüşvetinin yanına yaklaşamıyor… Artık orada, o parayı ne yaparsın bilemem, biz seni seviyoruz, sizlerin öldürülmeyeceği bir dünya için savaşıyoruz. Orada kriptolu telefon varsa beni ara, yoksa da fark etmez, biz seni duyarız Uğur…

Şubat 24, 2014

ERDOĞAN ‘DA ÇÜK TAKINTISI VAR…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 8:04 am

ERDOĞAN ‘DA ÇÜK TAKINTISI VAR…

Bir ülke düşünün, o ülkenin bir başbakanı olsun, daha önce en büyük ilinin belediye başkanlığını yapsın ve çok fazla parası olmasın ama anidenbire zenginleşmeye başlasın. Şaşırır mısınız, yoksa yaşadığınız ülkede olağan işler diye düşünerek hâlâ o kişiye oy vermeye devam mı edersiniz?..

Ben merak eden ve şüphelenenler grubuna giriyorum. Ama şüphelenmek bir işe yaramıyor, Erdoğan’a bu kadar parayı nasıl kazandığı sorulduğunda “Oğlumun sünnetinde takılanlardan kazandım, hatta ona borçluyum…” demişti.

Bugüne değin o borcunu ödemi mi, ödemedi mi bilemem, aile içi işler de beni ilgilendirmez ama ufacık bir et parçasının kesilmesiyle bu kadar para kazanmanın olanaksız olduğunu da bilirim. Bu sünnet olayıyla Turgut Özal’ın “Küçük Turgut” densizliğinden sonra “ÇÜK” ikinci kez siyaset tarikimize girdi.

Derken Erdoğan ülkenin genç nüfusuna taktı ve yaklaşık 500 yıl sonra genç nüfus kalmayacağına inanarak 3 çocuk yapılmasına karar verdi ve siyasete tekrar “ÇÜK”ü soktu. Erdoğan neredeyse emir vermişti, ona göre kadının fazla karar verme yetkisi zaten yoktu ve iş erkeğin vereceği karara kalmıştı. Anlayacağınız görev yine O’nundu.

Arada ettiği küfürleri saymaya gerek yok, hatta kendi adamları bu halkın anasını becermeye kadar işi götürmüşler, onun için bile yürüyüş yapmayan, isyan etmeyen bir halkız biz.

Son olarak MHP genel başkanı Devlet Bahçeli’ye çatmış, çatmış da hiç de siyasi bir konudan çatmamış, Bahçeli’nin çocuğu olmadığından çıkışmış. Erdoğan dünkü konuşmasında “Ben aile reisiyim. MHP’nin başındaki zat rahatsız olmuş. Dün ‘Aile nedir, çoluk çocuk nedir bilmez’ demiştim ya. Ondan sonra bana kalkıyor, başka yerden örnek veriyor. Gazi Mustafa Kemal’i veriyor. Gazi Mustafa Kemal, çoluk sahibi olmuştu da çocuk sahibi olmamıştı. Onu da git iyi öğren. Evlenmemiş de olabilirsin ayrı mesele. Ama sen ailenin kadir kıymetini bilmezsin. Çünkü anne olmak, baba olmak ayrı bir şey. Ben 4 çocuk babası olarak yavrularımın çektiği çileyi biliyorum…” demiş.

Bu konuşmayı okuduğumda oturduğum yerde çakılı kaldım. O kadar saçmalamış ki, kendisine çok ters gelmesine karşın “Evlenmemiş de olabilirsin ayrı mesele.” diye de yol göstermiş. Bu kadarına da pes, sana ne adamın evlenmesinden, çocuk yaptırmasından, sen onun şeyinin kahyası mısın?

Sen yavrularının çektiği çileyi mi biliyorsun, bence o çileyi sen değil Remzi Gür biliyor, aile reisiymiş, o yüzden mi çocuklarına ABD’ye nasıl para göndereceğini sen değil de Gür düşündü hep. Baba olmak bu mu, kasılarak “Sizi nasıl okuttum ama!..” diyebilecek misin?

Şimdi eli şeyine dolaşmış hırsızlıkları önlemeye çalışıyorsun, bari başkalarınkini bırak… Siyasette edep biraz…

Şubat 22, 2014

3 KİŞİ BENİ GÖZALTINA ALDI!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:16 am

3 KİŞİ BENİ GÖZALTINA ALDI!..

Sabahın körü, mahmur mahmur yatağımda dönüyorum, aklımda yazacağım yazı, yapacağım günlük rutin telefon konuşmaları –aynı Erdoğan’ın konuşmaları gibi-, Fatih adında bir arkadaşım var mı diye düşünüyorum, en iyisi facebook ve twitter’a bakmak, 50 bin izleyen arasında bir Fatih olmalı, yoksa da bu benim en büyük siyasi ayıbım.

Ama yataktan çıkmaya üşeniyorum, sidik zorundan kalkmamışım, Fatih için mi kalkacağım. Zaten Fatih dendi mi korkuyorum, o Fatih’lerden biri kendisine “Döt” dedim diye dava açmış, mahkeme “Döt” demediğime karar verince bana bir mesaj çekip “Benim sana dava açtığımdan haberim yok ama sen bir patatessin…” demişti. Ya şimdi bulacağım Fatih de bana “Bamya” derse ne bok yiyeceğim. Tekrar uyumak için demokrasi çıtasından atlayan Fatihleri sayarken kapı çaldı, endişeli endişeli seçim yorgunu mışıl mışıl uyuyan eşime baktım, hiçbişey duyacak hali yoktu, “Fatih midir acaba?” diye kapıyı açtım ki karşımda hiç tanımadığım 3 değişik tip.

Badem bıyıklı olanı Erdoğan’ın MİT’indenmiş. Erdoğan önce kendisini MİT’leştirdi, şimdi de MİT’i kendileştiriyor.

–          Buyrun, hayrola sabah sabah!..

–          Efenim sizi Allahın izniyle almaya geldik…

–          Anlamadım, ne demek bu Allahın izniyle almaya gelmek, ben evliyim ve kuma neyim istemiyorum.

–          Yanlış anladınız beyefendi, biz sizi Kanuni ve MİTİ Erdoğan Efendi hakkında yazdıklarınızdan dolayı almaya geldik. Sizin yazı işleri müdürünüz de, genel yayın müdürünüz de kendiniz olduğundan Fatih’le çözemedik, sizi almaya geldik.

–          Peki anladım, peki siz kimsiniz ve niye geldiniz.

İkinci adam kafasındaki fesini düzeltmeye çalışarak, yarı ağlamaklı bir ses tonuyla,

–          Muhterem efendim, ben  FİT’ten (Fethullah İzleme Timi) geliyorum, sizi yeni peygamberimizin izniyle pardon emriyle almaya geldim, sabaha karşı yatağıma ışık huzmesi geldi ve ışık bana sizi almamı söyledi…

–          İyi de neden?

–          Muhterem bizde neden yoktur, önce alırız, sonra neden buluruz, mendiliniz var mı, ağlayacağım da…

Babam benimle şakalaşıyor mu diyeceğim ama adam öleli çok oldu, zaten bu kadarını yazamazdı diye gözlerimi ovuştururken üçüncü fötr şapkalıya sordum neden geldiğini ve kim olduğunu. Oda KİT’den (Kemalist İzleme Timi) geliyormuş. Ben Mustafi Kemal’e inanmıyor muşum, Atatürkçü değilmişim, bu da ülkeyi dine alet etmekle bir tutulurmuş, Atatürk devrimleri (Ne kadar devrimse) üzerine sosyalist devrimler yapmak ülkeyi geri götürmek demekmiş, Kürtlerin özgürlüğünü düşünmek, yani onların kendi topraklarında kendi istedikleri gibi yaşamalarına karar vermelerine destek olmak bölücülükmüş…

Ne diyeceğimi şaşırdım, Üstüme bir cübbe giydim, fesimi kafama geçirip, elimde fötr şapkamla üçünün arasında Ergenekon, Erdoğan ve Gülen darbecilerinin ortak kullandığı cehenneme doğru yol aldım. O cehennem Türkiye’nin ta kendisiydi…

Older Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: