Ahmet Nesin's Blog

Mart 29, 2014

NEDEN HDP VE NURHAK…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 8:05 am

NEDEN HDP VE NURHAK…

Önceki gün oyumu HDP’ye vereceğimi yazdım yasaklı twitterda. Kıyamet koptu, kendilerine demokrat ve sosyalist diyen kesim ne babamın kemiklerinin sızlamasını ne de AKP’ye yardımcı olduğumu bıraktılar. Türkiye ilginç bir ülke, kendilerini solcu sanan bir kesim AKP gibi dinci bir partiyi yenmenin yolunun CHP gibi sağcı bir partiye Fethullah Gülen’le, MHP’yle beraber oy vermekten geçtiğine inanıyor. Hasan Cemal de bu konuda ne kadar demokrat olduğunu açıkladı zaten. 12 Eylül darbesinden sonra Türkiye’de Turgut Özal’ı, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Fethullah Gülen’i destekleyen demokratımsılarla doldu.

Bu da yetmiyor, bir sosyalistin sosyalist bir partiye üye olmasını ve doğal olarak seçimlerde benimsediği partiye oy vermesini de bölücülükle suçluyor. Türkiye dışında bir sosyalistin demokrasi adına sağcı bir partiye oy verdiğini ne gördüm ne de duydum.

Oyumu HDP’ye vereceğim, çünkü:

  1. İşçi sınıfının sorunlarının sadece sosyalist sistemle çözüleceğine inanıyorum,
  2. Kürtlerin dil ve kültürel sorunlarının ancak sosyalist bir iktidarla, onlarla beraber çözüleceğine inanıyorum,
  3. Sadece Kürtlerin değil, bütün Türkiye’nin özerk bir sistemle yönetileceğine inanıyorum,
  4. “A”sına bile hasret kaldığımız adaletin ancak sosyalist bir sistemle düzeleceğine inanıyorum,
  5. Alevilere sadece oy potansiyeli olarak bakanlara karşı, onların sorunlarını çözece tek sistemin sosyalizm olduğuna inanıyorum,
  6. Derin devletle her zaman iç içe olmuş burjuva partilerin aksine derin devlet sorununu ancak sosyalistlerin çözeceğine inanıyorum,
  7. Ve en önemlisi Türkiye’nin en küçük sorunundan en büyük sorununa kadar çözümünün Mustafa Kemalsiz yada Mustafa Muhammedsiz çözecek tek sistemin sosyalizm olduğuna inanıyorum. İşin Türkçesi iki Mustafasız bir ülkede yaşamak istiyorum,
  8. ABD’nin belirlediği bir parti yada başbakana oy vermemek için HDP’ye oy veriyorum.

Bütün bu gerekçelerim yeter mi bilemem ama daha sayfalarca yazabilirim. Şu an bu yazıyı yolda yazıyorum, Nurhak’a doğru gidiyorum. Doğduğumdan beri tanıdığım Sinan Cemgil’in öldürüldüğü yere gidiyorum. Konuşma yapacağım, gözyaşlarıma hakim olarak konuşabilecek miyim bilmiyorum.

Son gerekçem nedir biliyor musunuz, Deniz Gezmişlerin, idamına oy veren, Sinan Cemgillerin öldürülmesine onay veren bir CHP’ye oy vermeyi demokrasiye ihanet olarak görüyorum. Yaşı genç olanlar belki bilmeyebilirler ama 12 Mart darbesinin başbakanı bir CHP’liydi. 12 Mart’ın 3 başbakanı, Nihat Erim, Sadi Koçaş ve Ferit Melen, buyurun size 3 CHP’li. Siz de CHP’ye oy verip demokrat olun ama bırakın ben HDP’ye oy verip bölücü olayım…

Reklamlar

Mart 25, 2014

BÜTÜN GÜN SENİ BEKLEDİM ERDOĞAN!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:49 am

BÜTÜN GÜN SENİ BEKLEDİM ERDOĞAN!..

 

Bir kitap fuarı daha sona erdi, 32 yıldır fuarlara katılıyorum, kendiliğinden kitap fuarına gelip de kitap alan başbakan yada milletvekili görmedim. En net anımsadığım Beşir Atalay’ın Ankara Kitap Fuarı’na gelmesi ve hem babamın hem Ali’nin hem de benim kitaplarımı alması. O kadar kanıksamışım ki onların gelmemesini kitabımı imzalarken Beşir Atalay’a ismini sordum, söylediğinde de gerçekten utandım.

Esasında Bursa Fuarı’nda umutlandım. Fuarın 1. Yada 2. günü twitter’a “En rahat ettiğim yerler kitap fuarları, Erdoğan’ın gelme olasılığı SIFIR…” diye yazdım. Bursa mitingi de 27’sinde olacağından çok rahattım, sonra bir de öğrendim ki değişiklik yapılmış ve miting 20’sen alınmış. Birden megalomanim arttı, birileri attığım tweeti okudu ve seçim öncesi kitap fuarına gitmesinin iyi olacağını söyledi diye düşündüm.

Garip garip düşünmeye başladım, sabahı zor ettim, Erdoğan kitap fuarına gelecek diye hop oturup hop kalkıyorum, miting saat 15.30’da, biraz erken bitirirse gelir, diye düşünüyorum. En azından etrafındaki cahiller yüzünden yanlış şiirler okumaz, haremine bikaç aşk kitapları alır diye düşler kuruyorum.

Kendi standıma bakmaya başladım, nasıl olsa gelmesine daha çok var. Son kitabım “Aşağı Yukarı Kasımpaşa” yı hayatta almaz, ilk kitabım “Sen Biraz Odak mısın Ne”yi de almaz, hani partisi kapatılacakken şeriatın odağı kabul edildi ama kapatılmasına gerek yok kararı çıktı ya, kitabın adı o yüzden konuldu. Suratım asıldı, benim kitaplarımdan almayacağını anladım.

Babamın kitaplarına baktım, “Zübük”ü mü alır, “Nah Kalkınırız”ı mı diye düşündüm, baktım “Zübük” daha keyifli sırıtıyor bana. Ama bu ikisinde kendisini bulur, hatta kendisi daha fazla “Zübük” olduğundan hafif gelir, o kitaptan alacağı taktik kalmadı artık diye düşüneceğinden almaz.

Bence babamın bizimle ilgili kitaplarını, mesela “Ah Biz Eşekler”i alabilir. Ama, yok, yok, tam seçim zamanı ya “Hangi Parti Kazanacak”ı alır ve hemen oracıkta okumaya da başlar. Gerçi bu seçim onu ürkütüyor, o yüzden onu da almaz, hah buldum, bir rivayete göre bunlar miting alanlarına parayla adam götürüyormuş, o yüzden “Yüz Kiraya Bir Deli”yi alır, alır almasına da o kadar insan arasında ifşaat olacağını düşünür, ııı ıhhhh, onu da almaz.

En iyisi ben ona kitap seçeyim, “Biz Adam Olmayız”ı vereyim ona, vereyim dediğime bakmayın, o sabah bütün kitaplara zam yaptım, başbakan kazıklayacağım kendimce, yanında “Hayvan Deyip de Geçme”yi ve “Anıtı Dikilen Sinek”i satarım, ohhh rahatlarım.

Ama umutlarım suya düştü, gelmedi Erdoğan, kitap almaya, kitapsız mıdır nedir bu başbakan ne!..

 

Mart 18, 2014

UĞUR MUMCU’NUN BAŞPARMAĞIN ORTA PARMAKLA İŞARET PARMAĞI ARASINDA DOLAŞMASI ÖYKÜSÜ…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 4:52 am

UĞUR MUMCU’NUN BAŞPARMAĞIN ORTA PARMAKLA İŞARET PARMAĞI ARASINDA DOLAŞMASI ÖYKÜSÜ…

6 yada 7 yaşlarındaydım, o zamanlar arsalarımız vardı oynamak için. Brezilyalar futbolu kumda, biz beton gibi toprakta öğrenirdik. Bigün bir el hareketi görmüştüm. Yaşın getirdiği merak, hemen eve geldim, annem mutfakta yemek yapıyordu. Başparmağımı işaret parmağıyla orta parmağımın arasına sıkıştırıp, bileğimi de annemin burnunun dibine yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarı sallayarak, “Anne bu ne demektir?” dememle öyle bir bakışla karşı karşıya kaldım ki, kendimi yaramaz kedi gibi yatağın altına atmam bir oldu.

Aradan yıllar geçti, Uğur Mumcu’nun “Sakıncalı Piyade” kitabını okumuş, oyununu da seyretmiştim. Kitaptan bir bölümü aktarmak istiyorum size:

Dev-Genç davasına tanık olarak bir ülkücü çağırılmıştı. Ülkücü öğrenci, salona girmeden, kapı aralığından, sanık sandalyelerinden gördüğü Dev-Genç eski başkanlarından Atilla Sarp ve aynı örgütün genel sekreterlerinden Ruhi Koç’a, mahalle çocuklarının sık sık başvurduğu bir el hareketi ile, siyasal eleştiride bulunmuştu. Tanık, bu el işareti İle görüşünü bildirdikten sonra, ifade verip salondan uzaklaşıyordu ki, Atilla Sarp söz istedi.

Mahkeme Başkanı Ali Elverdi irkilmişti. Duruşma yargıcı Albay Mehmet Turan, Atilla Sarp’a söz verdi. Sarp, ağır ağır mikrofona yaklaştı. Olanca kibarlığı ile sözlerine başladı:

—Biz burada, eylemlerimizin hesabını veriyoruz, savunmalarımızı yapıyoruz.

Elverdi, Sarp’a hak verdiğini belirten baş hareketleriyle konuşulanları onaylar gibi gözüküyordu. Atilla Sarp, ağır ağır konuşmasını sürdürüyordu:

—Biraz önce dinlediğimiz tanık, salona girerken, bizlere bir el işareti yaparak, burada, tekrarından utandığım bir söz attı.

Ali Elverdi, kaşlarını, çatıyordu. Sarp ağır ağır konuşuyordu:

—Bu işaretle bize hakaret ettiğini sanıyor. Mahkemenin bizi bu hakaretlerden koruması gerekir. Çünkü burada elimiz kolumuz bağlıdır.

Elverdi, yine hak veriyordu. Ne olduysa, Atilla Sarp’-ın son cümlesinde oldu.

Atilla Sarp sözlerini bitirince, Elverdi, haykırarak yerinden fırladı:

—Defol, atın dışarı.

Mahkeme Başkanı Ali Elverdi’nin bas bas bağırmasına yol açan sözler şöyle bitmekteydi:

—Devrimciler, zaman zaman yenik düşebilirler. Fakat tarih göstermiştir ki, devrimciler faşistlere işte böyle geçirmişlerdir.

Atilla Sarp, bu sözleri söylerken, sol elini yumruk yapıp, sağ elinin avucuyla yumruk yaptığı elinin yan tarafına, başparmak ile işaret parmağının birleştiği yere birkaç kez vuruyor ve bağırıyordu:

—Devrimciler faşistlere böyle geçirmişlerdir. Salonda bir Elverdi’nin bağırıp çağırışı, bir de Atilla Sarp’ın el şakırtıları duyuluyordu:

—İşte böyle geçirmişlerdir.

—Defool, atın şu komünisti, terbiyesiz.

Bu gergin siyasi ortamda neden mi yazdım bu yazıyı, ne bileyim, içimden geldi

Older Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: