Ahmet Nesin's Blog

Mart 11, 2014

OKUYUN ÇOCUKLAR, YOKSA BİLAL YADA TAYYİP OLURSUNUZ!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:22 am

OKUYUN ÇOCUKLAR, YOKSA BİLAL YADA TAYYİP OLURSUNUZ!..

Başlığı dün gece yatmadan atmıştım, CNR Istanbul Kitap Fuarı’nın yorgunluğu var üzerimde, fuarı daha sonra yazacağım. Sabah oturdum bilgisayarımın başına ve Berkin’in yaşamını yitirdiğini öğrendim. Aklıma 17 yaşında asılan Erdal Eren geldi, 12 yaşında terörist diye delik deşik edilen Uğur Kaymaz geldi, niceleri geldi. Acımı paylaşmak için eşimi aradım, “Günaydın” bile diyemeden, “Çocuklarla cenazeye gideceksiniz değil mi, ne olur dikkat edin…” diyebildi, “Gitmeyin” deme hakkını görmedi kendisinde bir anne olarak, sadece “Nasıl bir ülkede yaşıyoruz Ahmet!..” dedi ve tıkandı…

Hangi kitap fuarıydı anımsamıyorum, bir kadıncağız geldi ve oğlunun kitap okumadığını, ne olacağını ve ne yapabileceğini sordu… Yanımda yazar bir arkadaşım vardı ve kadına dönüp “Merak etmeyin, en kötü olasılıkla başbakan olur o zaman…” dedi.

Üçümüz de gülümsedik ama o tümce aylardır kulağımdan hiç gitmedi. Biz kitapların silahlarla yan yana “suç unsuru” diye gösterildiği bir ülkede yetiştik. Bizim evden 7 bavul kitap götürüldüğünde 13 yaşındaydım, 7 bavul kitapla beraber babamı da götürmüşlerdi… Bizim ev, Kemal Tahir’in, Çetin Altan’ın, Mihri Belli’nin, Behice Boran’ın ve nicelerinin evleri sanki polisin ve askerin kütüphanesiydi. Faşizmi bilmeyen yada bilmek istemeyenler polisin kitapsız kaldıkça bize geldiğini sanabilirdi… 12 Mart darbesinde kitap almaya 2 cemseyle gelmişler evin etrafını sarmışlardı. Aziz Nesin kaçmayacağına göre, yasak olan kitapların kaçacağından korkmuş olabilirler.

Haksız da değiller, en önde “Babalar ve Oğulları” koşuyordu, ne olduğumu şaşırdım, bir de baktım arkalarından “Karamazov Kardeşler” koşuyor topukları kıçlarına vura vura… Stendhal’e bir baktım “Kırmızı ve Siyah” kitabının “Kırmızı”sını karalamaya çalışıyordu. Evde dedemin sallı bir fotoğrafı asılıydı, aklımı kaçırmak üzereyim diye kendimi çimdikledim, dedem babamdan deneyim kazanmış dini bütün dedem polis ve askerlerin kendi fotoğrafını Marks sanıp da oğlunun başına bela olmasınlar diye ölmüş haliyle fotoğrafındaki sakallarını traş ediyordu. Köpük içinde dedemi görünce çok gülmüştüm, o zaman polisler benim potansiyel komünist olduğumu anlamışlardı… “Larousse” ansiklopedisinin kaçacak yeri yoktu, 16 kişilik örgüt olarak yakalandılar bizim evde, ne de olsa rustular, her yanlarından Lenin, Troçki akıyordu… Zaten V. I. Lenin altıncıydı, bunların ilk beşini saklamaktan, yardım ve yataklıktan yargılanacaktı babam.

Tam o sırada “Ahhhhh” diye bir ses geldi, hep beraber koştuk odaya. Askerin elinde bir kitap vardı ama eli de kan içindeydi. Ben uzaktan Ali’yle benim kitabım olduğunu anladım ve kitabı almak için hücum ettim. Bir de elime aldım ki “Pinokyo” askerin elindeki. Her eline aldığı kitaba “Yasak” gözüyle baktıkça “Pinokyo”nun burnu büyümeye başlamış ve sonunda elini derin bir şekilde kesmiş askerin… Şimdi o askerlerin kimisi hapisten çıkınca “demokrasi geldi” diye bayram programları izliyoruz TV’lerde…

Okuyun çocuklar, okuyun, yoksa başbakan olursunuz, Bilal gibi, Tayyip gibi olursunuz…

Reklamlar

Yorum Yapın »

Henüz yorum yapılmamış.

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: