Ahmet Nesin's Blog

Mart 13, 2014

BURAK’IN BABASI VE BERKİN’İN BABASI!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:03 am

BURAK’IN BABASI VE BERKİN’İN BABASI!..

Eğer en az 2 kardeşseniz, sabah eve ekmek almak sıraya bindirilir. En komik kardeş kavgası bu yüzden çıkar, 2 kardeşin de savunması aynıdır, “Anne, hep ben gidiyorum amaaaaaaaa…” Anne sırayı zaten denetliyordur, baba da bıyık altından kıs kıs gülümser.

Berkin de eve ekmek almaya çıkmıştı, haber geldiğinde Berkin ağır yaralanmıştı. Anne ve baba şoktaydı, düşünsenize oğlunuz 2 dakikalık yola ekmek almaya gitmiş ama komada olduğu haberini alıyorsunuz.

Yine başka bir ev ve babanız Istanbul Belediye Başkanı olmuş. O zaman Istanbul’u fetheden Fatih’ten daha önemli sanıyorsunuz kendinizi. Bu demektir ki oğlunuz ehliyetsiz de olsa araba kullanabilir, siz bir Fatihsiniz artık. Kapı yada telefon çalıyor, “Oğlunuz trafik kazası yapmış, ses sanatçısı Sevim Tanürek’e çarpmış.

Berkin’in annesi perişandır, oğlunun çok ağır yaralandığını öğrenir. Berkin annesinin bacağı 1 yıl önce kırıldığından “Anne her yerde gaz atıyorlar, sen bu ayakla kaçamazsın…” diyerek gitmiştir ekmek almaya… Berkin’in babası eşini teskin eder, tıbbın ve teknolojinin bu çağda oğlunu yaşatacağına inanır.

Burak’ın annesi de kötü olmuştur, ehliyeti olmayan oğlu kendisine ait arabayla yapmıştır kazayı. Oğlu hapse girecek diye üzülen anneyi baba teskin eder, koskoca belediye başkanıdır, hemen oğluna eski tarikli ehliyet ayarlanır ve itfaiye aracıyla arabanın ren izleri silinir.

Berkin komadadır, bütün hastane canını dişine takmış, O’nu yaşamaya döndürmeye çalışır. Berkin’e üzülen halk akın akın hastaneye koşar, aileyi hiç yalnız bırakmazlar.

Sevilen sanatçı Sevim Tanürek komadadır, sevenleri hastaneye koşar, O’nu sevgileriyle yaşatmaya çalışırlar. 6 gün komada kalan Tanürek azla dayanamaz ve yaşamını yitirir.

Berkin 9 ay dayanır yaşama, 16 kiloya düşer, iç organları işlemez hale gelir ve yaşamını yitirir. Berkin’e ateş açan polis tespit edilememiştir. Baba oğlunun katilini bilmemektedir, belki de hiç bilemeyecektir.

Sevim Tanürek öldükten sonra Burak hakkında dava açılır, baba Sevim Tanürek’in katilini bilmektedir, hatta kaza raporunda oğlu çok kusurludur, dalgın araba kullanmaktan ve cinayetten yargılanacaktır. Bu durum hemen düzeltilmelidir, ilk raporda 3/8 kusurlu olan Tanürek, öldükten sonra 8/8’e suçlu bulunur ve Burak Erdoğan yırtar.

Berkin’in babası mutsuzdur, “Artık çok çocuğum var…” dese de Berkin’e bir daha asla sarılamayacaktır. Dün oğlunu halkın sevgi seliyle gömmüştür. Tek isteği artık oğlunun katilinin bulunmasıdır.

Burak’ın babası mutludur, katil olan oğlunu katakulliyle kurtarmıştır. Mükafat olarak onu askere gitmekten kurtarır, ona gemicikler alır, yatak odasına kasalar alır, paracıklarını rahat saysın diye para sayma makinesi hediye eder.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…

Reklamlar

Mart 11, 2014

OKUYUN ÇOCUKLAR, YOKSA BİLAL YADA TAYYİP OLURSUNUZ!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:22 am

OKUYUN ÇOCUKLAR, YOKSA BİLAL YADA TAYYİP OLURSUNUZ!..

Başlığı dün gece yatmadan atmıştım, CNR Istanbul Kitap Fuarı’nın yorgunluğu var üzerimde, fuarı daha sonra yazacağım. Sabah oturdum bilgisayarımın başına ve Berkin’in yaşamını yitirdiğini öğrendim. Aklıma 17 yaşında asılan Erdal Eren geldi, 12 yaşında terörist diye delik deşik edilen Uğur Kaymaz geldi, niceleri geldi. Acımı paylaşmak için eşimi aradım, “Günaydın” bile diyemeden, “Çocuklarla cenazeye gideceksiniz değil mi, ne olur dikkat edin…” diyebildi, “Gitmeyin” deme hakkını görmedi kendisinde bir anne olarak, sadece “Nasıl bir ülkede yaşıyoruz Ahmet!..” dedi ve tıkandı…

Hangi kitap fuarıydı anımsamıyorum, bir kadıncağız geldi ve oğlunun kitap okumadığını, ne olacağını ve ne yapabileceğini sordu… Yanımda yazar bir arkadaşım vardı ve kadına dönüp “Merak etmeyin, en kötü olasılıkla başbakan olur o zaman…” dedi.

Üçümüz de gülümsedik ama o tümce aylardır kulağımdan hiç gitmedi. Biz kitapların silahlarla yan yana “suç unsuru” diye gösterildiği bir ülkede yetiştik. Bizim evden 7 bavul kitap götürüldüğünde 13 yaşındaydım, 7 bavul kitapla beraber babamı da götürmüşlerdi… Bizim ev, Kemal Tahir’in, Çetin Altan’ın, Mihri Belli’nin, Behice Boran’ın ve nicelerinin evleri sanki polisin ve askerin kütüphanesiydi. Faşizmi bilmeyen yada bilmek istemeyenler polisin kitapsız kaldıkça bize geldiğini sanabilirdi… 12 Mart darbesinde kitap almaya 2 cemseyle gelmişler evin etrafını sarmışlardı. Aziz Nesin kaçmayacağına göre, yasak olan kitapların kaçacağından korkmuş olabilirler.

Haksız da değiller, en önde “Babalar ve Oğulları” koşuyordu, ne olduğumu şaşırdım, bir de baktım arkalarından “Karamazov Kardeşler” koşuyor topukları kıçlarına vura vura… Stendhal’e bir baktım “Kırmızı ve Siyah” kitabının “Kırmızı”sını karalamaya çalışıyordu. Evde dedemin sallı bir fotoğrafı asılıydı, aklımı kaçırmak üzereyim diye kendimi çimdikledim, dedem babamdan deneyim kazanmış dini bütün dedem polis ve askerlerin kendi fotoğrafını Marks sanıp da oğlunun başına bela olmasınlar diye ölmüş haliyle fotoğrafındaki sakallarını traş ediyordu. Köpük içinde dedemi görünce çok gülmüştüm, o zaman polisler benim potansiyel komünist olduğumu anlamışlardı… “Larousse” ansiklopedisinin kaçacak yeri yoktu, 16 kişilik örgüt olarak yakalandılar bizim evde, ne de olsa rustular, her yanlarından Lenin, Troçki akıyordu… Zaten V. I. Lenin altıncıydı, bunların ilk beşini saklamaktan, yardım ve yataklıktan yargılanacaktı babam.

Tam o sırada “Ahhhhh” diye bir ses geldi, hep beraber koştuk odaya. Askerin elinde bir kitap vardı ama eli de kan içindeydi. Ben uzaktan Ali’yle benim kitabım olduğunu anladım ve kitabı almak için hücum ettim. Bir de elime aldım ki “Pinokyo” askerin elindeki. Her eline aldığı kitaba “Yasak” gözüyle baktıkça “Pinokyo”nun burnu büyümeye başlamış ve sonunda elini derin bir şekilde kesmiş askerin… Şimdi o askerlerin kimisi hapisten çıkınca “demokrasi geldi” diye bayram programları izliyoruz TV’lerde…

Okuyun çocuklar, okuyun, yoksa başbakan olursunuz, Bilal gibi, Tayyip gibi olursunuz…

« Newer Posts

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: