Ahmet Nesin's Blog

Haziran 24, 2014

CUMHURBAŞKANINI IŞİD BELİRLEYECEK…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:09 am

CUMHURBAŞKANINI IŞİD BELİRLEYECEK…

Kim ne derse desin AKP genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Başzübük demekte haklıyım. Şu an cumhurbaşkanlığı için öyle riskli bir oyun oynuyor ki, inanın bu hiçbirimizin aklına gelmezdi. Benim nereden mi aklıma geldi, sanırım lümpenliği onun kadar iyi bilmemden olacak.

Bu halkı tanımak olası değil. Bugüne değin hükümetin, daha doğrusu Erdoğan’ın yaptığı yanlışları bir kenara koyalım, halkın hırsızlığa ses çıkarmadığını, Özal’ın deyimiyle “Benim memurum işini bilir…” mantığını “Benim başbakanım ve bakanlarım işini bilir…” diye düzelttiğini düşünelim ama IŞİD tarafından kaçırılan 100’e yakın kişiye ses çıkarmamasını açıklamak olanak dışı. Her an ölüm haberi gelebilir, Erdoğan olayı basına yasaklamış, hiçbişey yapmadan bekliyor, bizi de bekletiyor.

Peki bu bekleyiş neden, hatta cumhurbaşkanlığı adaylığını yada partinin başka adayını neden açılamıyor. Açıklamamasının ardında Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday olmasının payı var, ondan çekiniyor ama seçime az kalmasına karşın açıklamıyor.

Şimdi yazacağım proje umarım gerçekleşmez, gerçekleşirse dünyanın gelmiş geçmiş en çirkin olayı olur, bunu zübüklükle de açıklayamayız.

Erdoğan anketler yaptıradursun, ona göre aday ismini değerlendirsin, işin altında başka bişey var. Erdoğan adaylığını açıklamadan 1 yada 2 gün önce IŞİD elinde tuttuğu rehineleri bırakacak. Bırakacak ama öyle sandığımız gibi olmayabilir. Bu bırakılma işlemi Erdoğan’a puan kazandıracak bir şekilde olabilir, yani kan akabilir. Anlayacağınız Erdoğan cumhurbaşkanlığı seçimlerini kan ve ölüm üzerine oturtabilir.

IŞİD bu tip bir olaya, kimi arkadaşlarının öldürülmesine rıza gösterir mi, tabii gösterir, para karşılığı da, silah karşılığı da gösterir. IŞİD için insanın kıymeti var demek zaten doğru bir düşünce değil.

Umarım yanılıyorumdur ama hükümetin bu kadar sessiz kalması ve “Bekleyin” den başka bişey söylememesi bana bunun gerçekleşeceğini söyletiyor. Bu hükümet ve Erdoğan karşısında “Umarım” demenin bir işe yaramayacağını da biliyorum ama aklımdan geçeni siz de bilin istedim.

Haziran 23, 2014

9 MART 1971 DARBESİ = BALYOZ DARBESİ…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:29 am

9 MART 1971 DARBESİ = BALYOZ DARBESİ…

Türkiye’de darbeler de darbe girişimleri de esasında yargılanmıyor. Yargılanıp cezalandırılan tek darbe girişimi var, o da 27 Mayıs darbesi sonrası Talat Aydemir’in 2 kez girişimde bulunduğu girişim, onda da idam cezası kalkmadığından Talat Aydemir ve Fethi Gürcan asılıyor. Tarihe nasıl yazılıyor bu olaylar bilmiyorum ama Aydemir ve Gürcan’ı astıran zihniyet 27 Mayıs darbesinin zihniyeti. Yani başaran darbeciler, başaramayanları asmış.

İlginçtir, Aydemir davasında yargılanan Alpaslan Türkeş, önce ordudan atılıyor, sonra sürülüyor, sonunda da parti başkanı ve başbakan yardımcısı oluyor. Demek ki ABD Aydemir’e bir görev biçmemiş.

Bizde darbe girişimleri bitmiyor. 9 Mart darbe girişimi de var. Esasında 9 Mart darbe girişimini satır satır öğrenmek isteyenler Mahir Kaynak’a sorabilirler. Esas girişimi MİT adına deşifre eden o çünkü…

Kimler yok ki 9 Mart darbe girişiminde, onu da Hasan Cemal’in kitabında bulabilirsiniz. Hasan Cemal’in Cumhuriyet Gazetesi’nde o kadar yükselmesinin nedeni gazeteciliğinden çok İlhan Selçuk’a darbe girişiminde yardımcı olmasındandır. Esas işin başında Milli Birlik Komitesi’nin lideri emekli Korgeneral Cemal Madanoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur vardır.

İşin içinde çok kişi var, Mahir Kaynak’la beraber MİT’ten Mehmet Eymur da sızmış ajan olarak. Korgeneral Atıf Erçıkan darbe girişimi konuşmalarını banta kaydeder ve Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç’a verir ve 9 Mart darbesi önlenir. Önlenir ama hemen 3 gün sonra 12 Mart darbesi yapılır. Darbe girişimine katılan subaylardan orgenerallik rütbesindeki subaylar haricindekiler emekli edilir. İş yine daha çok sivillerin başına patlar ve İlhan Selçuk ve arkadaşları yargılanır. İşin içinde dönemin kara kuvvetleri komutanı Faruk Gürler de vardır ama bilgilerin Memduh Tağmaç’a ulaştığını öğrenince Muhsin Batur’la beraber desteğini geri çeker. Yani iki 9 Mart darbecisi 12 Mart darbecisi olur.

Sonuç ne olur, o kadar subayı cezalandırmaktan korkulur, çünkü iş sanıldığından da kalabalıktır ve siviller dahil beraatla sonuçlanır.

Şimdi aynı sistem Ergenekon ve Balyoz davalarında oluşturuluyor. Bu davalar başladığında hep şunu yazdım, darbe davasını bu kadar geniş tutarsanız iş zevzeklemeye gider, esas amacını aşar ve darbeciler temizlenir, kahraman olarak dışarı çıkarlar. Bunun esas nedeni başkadır esasında, darbeciler yani derin devletin derin adamları burjuvazinin desteğini almadan, doğal olarak burjuvazinin başı olan ABD’nin emrini almadan kıpırdayamaz. Türkiye’de derin devlet yargılanırsa işin içine bütün iktidar ve muhalefet partileri girer. Yıllar öncesinin Türkiye İşçi Partisi ve günümüz Kürt hareketi haricindeki (Yani açıp kapatılan partiler) bütün partilerle işbirliği vardır derin devletin. Sonuçta bu bir bütçe sorunudur ve bu bütçe hükümetin emriyle sağlanır. Yani burjuva partileri derin devleti yargılayamazlar, iş sonuçta kendilerine gelir.

Balyoz ve Ergenekon davalarının gelişimi aynı 9 Mart darbe davasının sonucuna doğru gidiyor. Anımsayanlar olacaktır, CHP Muhsin Batur gibi çifte darbeciyi cumhurbaşkanı adayı yapmadı mı?

Arada bir de 12 Eylül davası var tabii. Orada da aynı terane var. 12 Eylül anayasasıyla bunamış 2 komutan yargılanıyor. Evren ve Şahinkaya’nın yargılanması önemsiz demiyorum, hemen libre-el-al’ların ağızları şapırdamasın, yargılansınlar ama bu dava 12 Eylül davası değildir, bu bilinsin, bu davadan dolayı 12 Eylül yargılanmamıştır, anayasa değişmeden de yargılanması olanaksızdır.

Darbeler yada girişimleri sadece askerle olmuyor, bunu hepimiz biliyoruz. Ama her darbe girişimcisinin diğer darbe girişimcisiyle bir bağı olduğundan işin içinden çıkmak olanaksızlaşıyor.

Ben bişey merak ediyorum. Balyoz ve Ergenekon davalarının üst rütbeli subayları 12 Eylül davasında ne yapıyorlardı, hangi komuta ve kademede ne tür işkenceleri seyrettiler, yaptılar yada sessiz kaldılar. Darbecileri çok sevenler isim isim girip onlara bir baksa ne güzel olacak.

Sonuçta 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül nasıl yargılanıp sonuçlanmadıysa, Ergenekon ve Balyoz da bişey olmayacak. Halkın bir kısmı yine onları, bir kısmı da sivil darbeci Erdoğan’ı sevecek. Biz yine geçen yazdığım gibi 12 Eylül anayasasına “Hayır” diyen % 8 olarak, bu kişilere de “Hayır” demeye devam edeceğiz. İlhan Selçuk’un arka arkaya 2 kez Ahmet Necdet Sezer’le ne görüştüğünü de, Erdoğan’ın Dolmabahçe’de Yaşar Büyükanıt’la ne görüştüklerini bilemeyeceğiz.

Haziran 20, 2014

BU HALK DARBESEVER!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 5:16 am

BU HALK DARBESEVER!..

2 gündür Türkiye’de yaşadıklarımızı başka bir Avrupa ülkesinde yaşansa aydınlar nasıl yorum yaparlardı merak ediyorum. Ancak önce şunu bilmemiz gerekiyor, 2 gündür yaşadıklarımızı bir Avrupa ülkesi halkı yaşar mıydı, yaşamaz mıydı?

Önceki gün 12 Eylül darbecisi Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya mahkeme edildiler ve darbeden mahkum oldular. Apoletleri de söküldü, erliğe teri ettirildiler ama maaşlarını genelkurmay ve hava kuvvetleri komutanları yada cumhurbaşkanı ve yardımcısı olarak alacaklar. Bu karara demokrat halkımız çok sevindi. Bunu normal karşılamak gerek, darbeciler ceza almalı.

1 gün sonra başka bir darbe olayı oldu, darbecilikten mahkum olan komutanların mahkumiyet kararını anayasa mahkemesi bozdu ve doğal olarak yeniden yargılanacakları için mahkeme hepsini serbest bıraktı ve halkımız yine sevinç çığlıkları attı.

Ben de bunun üzerine dün 3 tane tweet attım:

12 Eylül anayasasına ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine nasıl %92 oy verildi diyorduk Darbeci Erdoğana verilen oy belli çıkanlara sevinenler de

Türkiye’nin bir kısmı Kenan Evren ceza aldı diye bir kısmı da diğer darbeciler tahliye oldu diye seviniyor Bu ülkeye cumhurbaşkanı çok bence

En iyisi bu davaları düşürsünler Erdoğan’la ulusalcılar beraber kumpasçılara yani Fethullahcılara dava açsınlar demokrasi gelir o zaman

Bu yazdıklarıma yanıt olarak demokrat halkımız bana önce “O.Ç” dedi, sonra Aziz Nesin’in % 60’ının içine soktu, şizofren ve utanmaz adam yaptı, en sonunda da ruh hastası olduğuma karar verdi…

O zaman biraz geçmişe gidelim, bu halk 27 Mayıs darbesine ses çıkarmadı ve iyi yada kötü seçilmiş başbakan ve 2 bakanın asılmasına duyarsız kaldı.

Bu halk 12 Mart darbesine sessiz kaldı ve Deniz Gezmiş’le Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın asılmasına, Mahirlerin, Sinanların, İboların, Ulaşların öldürülmelerine sessiz kaldı. Sanırım bu tarihe kadar gayet demokrat bir şekilde gidiyoruz. Bu demokrat halkım bununla da kalmadı, 12 Mart darbesinden Muhsin Batur’u, Ali Elverdi’yi, Faik Türün’ü meclise soktu ve hatta Muhsin Batur az kaldı cumhurbaşkanı oluyordu, aynı Kenan Evren gibi.

Daha sonra 12 Eylül oldu, yine biz asılmaya, öldürülmeye başlandık. Demokrat halkımız yine sessizdi ve faşist anayasaya % 92 oy verdi. Gerekçeleri çok komikti: “Gitsinler diye veriyoruz…” Bitsinler diye demokrasi adına verdikleri oyların ceremesini hâlâ çekiyoruz.

Aynı demokrasi sever halk bu kez demokrasi geldin diye 12 Eylül faşizminin başbakan yardımcısı Turgut Özal’ı başımıza musallat etti. Onlara ve aydınımsılara göre yıllarca Özal’dan daha demokrat bir kişilik olmadı tarihimizde.

Daha sonra değişti diyerek Recep Tayyip Erdoğan’a oy verdi, yani sivil darbeye ses çıkarmadı. Onunla da kalmadı, Madımak katliamı sırasındaki Sivas Belediye Başkanı’nı meclise taşıdı.

Ergenekon ve Balyoz davalarını çok yazdım. Bu yüzden de bana uzun süre Ergenekoncu bile dediler. Oysa benim yazdıklarım bugün yaşadıklarımızı işaret ediyordu. Ortada bir darbe girişimi ve derin devlet olduğunu yazdım hep ama bu işin içine, yani darbe girişimine teğmenleri, başçavuşları sokarsanız iş sulanır, sahte delile gerek yok, emir almadan yapılan işlerden esas girişimcileri yargılarsanız demokratik bir şekilde çözülür diye yazdım.

Şimdi size bir önerim var. Bunca yıl geçmesine karşın şu 2 rakamı bir karşılaştırın ve ondan sonra isterseniz bana küfretmeye devam edin. 12 Eylül anayasasına hayır diyenlerin oy oranı % 8. Bugün seçimlerde Kürtlerin ve sosyalistlerin oy oranı % 8 ile % 10 arasında.

Yukarıda yazdıklarımın hepsinde siz yada aileleriniz var. Oturun, 5 dakika mı düşünürsünüz, 5 gün mü düşünürsünüz, onu bilemem, ben falcı değilim ama bugün aynı hataya devam ediyorsunuz. Şimdi de inciye karşı başka bir dinci adayla cumhurbaşkanlığına oynuyorsunuz. Aynı Ankara belediye başkanlığı seçimlerinde yaptığınız gibi, eski MHP’li Melih Gökçek’e karşı, başka MHP’liyle çıkmak gibi.

Bu yazıdan sonra hâlâ demokrat olduğunuzu savunuyorsanız yapacak bişey yok, giden ağam, gelen paşam…

Older Posts »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: