Ahmet Nesin's Blog

Aralık 8, 2014

BANA NE ÖLÜMCÜL HASTA TUTSAKLARDAN YETER Kİ DENİZ SEKİ!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 8:22 am

BANA NE ÖLÜMCÜL HASTA TUTSAKLARDAN YETER Kİ DENİZ SEKİ!..

 

Kaç gündür, sivil toplum örgütlerine, insan hakları derneğine ve şubelerine, sosyalist parti yöneticilerine bakıyorum da ağız birliği etmişçesine hapishanelerdeki ölümcül hastalardan bahsediyorlar. Başka işiniz gücünüz yok mu sizin kardeşim, adı üstünde, ölümcül hastalığa yakalanmış, dışarı salsan sanki kurtulacak. Ha içeride ölmüş, ha dışarıda, ne farkedecek ki? Takmışlar kafaya “İlle de serbest kalsınlar…” diye…

Sanki onların hastalığı ülkecek gururumuz, medarı iftiharımız Deniz Seki’nin ki gibi önemli yada kurtulacakmış gibi. Hem Deniz Seki onlar gibi içeride hastalanmadı ki, o dışarıda hastalandı. Bu iş böyle, yeni kural bu, içerde hastalandıysan ya içerde iyileşirsin yada içerde ölürsün.

Ayrıca onlar Erdoğan ve yandaşlarının dediği gibi teröristlerkine, Deniz Seki gibi tröstist değiller ki?.. Hem Deniz Seki bu noktaya seke seke geldi, gazetecilik dönemimden bilirim nasıl seke seke geldiklerini, özel helikopterlerle yada uçakla giderler zanat icra etmeye… Öyle küçümsemeyin helikopter yada uçak olayını. Bikerem onu alacak paran olacak, o paranın olması için çok çalışcen, çok çalışmak dimek, çok yürümek demek, çok yürümek demek, çok ayakkabı demek, çok ayakkabı da çok ayakkabı kutusu demek… Gördünüz mü, bir helikopter alabilmek için kaç sanayi çalışıyor;

  1. Çok yürüyünce çok çorap alıyon, kumaş sanayi, ambalaj sanayi, ipsiz-sapsız sanayi pardon iplik sanayi çalışcek.
  2. Sonra çoraplan yürümeycen ya, ayakkabı sanayi olcek, bağcık var, deri var, bali var, çivi var, zehirlisi, zehirsizi, kaymaklısı var ama en önemlisi kutusu var. Kutu neden yapılır, kağıttan, kağıt ağaçtan, o zaman kescen ağacı, Erdoğan ağaç kesmezse nerden bulcek o kutuları bakem.
  3. Sonram o kutuları atmeycen, atarsan helikopter alaman, evde gizli biyere koycen, hanımın biriktirdiğini, oğlanın çükünü kestirdiğin gün artanları onun içine koycen bikerem. Kutuyu dolduramazsen ne gemicik alabilin ne de helikopter kiralayabilin.
  4. Zaman gelecek kiralamaktan sıkılcen, o zaman napcen, sınıf atlaycen, sınıf atlamak goley mi, her atlamaya benzemez o, kutuları o kutulara bakanlara vercen ve kasa alcen. Hadi bakalım, demir sanayi, döküm sanayi de çalışcek mi sana?

Sen napcen, evde kutusu olana, kasası olana kızcen, adam çocuğunu okutamıyor ve ABD’ye gönderiyo diye kıskancen, “Ben de dilimi öğrenmek isterim…” diye anadilinde değil de Türkçe bağrıcen, eylem yapcen, sonra da işkenceden hastelendim diyip dışarı çıkmağa çalışcen.

Sen Deniz Seki gibi ülkemizin kalkınması için birine helikopter aldırttın mı, gemicik aldırttın mı, ülkene katkın ne ki len. Sen hiç gasteci Abdülkadir Selvi gibi borazan oldun mu, yani dimem o ki çaldın mı?

Hem sizden çok içerde, hangınızla başa çıkcez leyn, baksana 2000 ila 2010 yılları arasında 913 tutsak ölmüş. Dışarı çıkceniz de millete hastalık mı yayceniz. Hem siz Molotof kokteyli atıyonuz, Deniz Seki gibi içmiyonuz ki!..

Ayrıca siz dimokrasimi ne kokluyonuz Deniz Seki gibi ülkeyi irahatsız etmeycek bişey koklamıyonuz ki bikerem. Başka işiniz yok mu leyn sizin, hem belkim Deniz Seki 10 gün içeri girdi diyenen ilerde başbakan olur, kıskanmasanıza leyn, bırakın kıskancekse de Tansu Çiller kıskansın. Geçmiş olsun Deniz Seki, kışt kist, kışt kist…

Bu satırları yazdığım sırada ceza ve tutukevlerinde 620 hasta tutsak var…

Reklamlar

Aralık 3, 2014

YÜZDE 10 BARAJ HDP’Yİ ETKİLEMEZ AKP’Yİ DÜŞÜRÜR!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 8:55 am

YÜZDE 10 BARAJ HDP’Yİ ETKİLEMEZ AKP’Yİ DÜŞÜRÜR!..

Türkiye’nin tartışacak konusu hiç eksik olmaz, daha doğrusu neredeyse siyasetle accık ucundan bile ilgilenenlerin her yerde tartışacağı bir konu her zaman ortaya atılır. Bizlerde o konuyu yeni bir konu sanıp hemen üstüne atılır, sabahlara dek, haftalarca tartışırız. Şimdi bulduğumuz konu 12 Eylül faşizmiyle başımıza bela olmuş % 10’luk seçim barajı. 30 küsur yıllık konuyu yeniymiş gibi tartışıyoruz. Çözülür mü, çözülmez mi bilemem ama çözülürse bunca yıl partilerin yapamadığı bişeyi anayasa mahkemesine yapılan kişisel başvuruyla çözeceğiz. Bu ayıp bize yeter de artar bile…

Herkes anayasa mahkemesinin vereceği kararı bekliyor. Erdoğan ve şürekâsı paralel devlet olayını ortaya attığından beri herkes anayasa mahkemesinin vereceği her kararın hükümet aleyhine çıkacağını sanıyor. Oysa anayasa mahkemesi bu konuda kolay karar veremez, size komik gelebilir ama anti demokratik bir yasanın kaldırılması için bile yasalara uyma zorunluluğu vardır. Bunlardan en önemlisi, itiraz için yasa çıktıktan sonra itirazın 1 ay içinde yapılıp yapılamayacağı. Anlayacağınız anti demokratik bir yasayı meclis 5 dakikada düzeltebilir ama anayasa mahkemesi için süreç aynı şekilde işlemiyor.

Anayasa mahkemesinin alacağı karar ayrıca çok şey de değiştirmiyor, çünkü yeni bir barajın olup olmayacağına yada oranının ne olacağına yine meclis karar veriyor. İş böyle olunca da bu meclisin önümüzdeki seçimlerden önce böyle bir karar alması olanaksıza yakın zor görünüyor.

Seçim barajı düştükten sonra hangi parti seçimi geçer yada yeni konulan barajı geçmek için ne gibi ittifaklar yapılır bilemem ama barajı geçen her parti milletvekilini iktidar partisinden alarak çıkarır. Anlayacağınız, diyelim ki önümüzdeki seçimlerde 2-3 parti barajı aştı ve toplam 100 milletvekili çıkarttı, bu 100 yeni milletvekilinin 90’ı AKP kaybıdır.

Gelelim kendi sorunumuza, yani HDP’nin, yani kürtlerin ve sosyalistlerin bu seçimlerde ne yapacağına, seçime ne şekilde gireceğine. Bildiğim kadarıyla, çok önemli bir değişiklik olmazsa seçime parti olarak gireceğiz, eskisi gibi bağımsız adaylarla girilmeyecek seçimlere. Ne yalan söyleyeyim 2 ay öncesine kadar böyle bişeyin risk olduğunu söylüyordum, sok kez de olsa önümüzdeki seçimlere bağımsız adaylarla girelim iddiasındaydım. Oysa şimdi aynı düşünmüyorum, parti olarak girmeliyiz.

Böyle düşünmeye başlamamın çok nedeni var ve hepsini tartışmanın gereksiz olduğuna inanıyorum ama 2 gerekçemi yazacağım. Birincisi Selahattin Demirtaş’ın aday olduğu cumhurbaşkanlığı seçimi ve aldığımız oy oranı. Bu seçim sonrası biz “Oylatmaya az kaldı” şarkısını söylemeye başlamışken, bundan memnun olmayanlar “Oynatmaya az kaldı” şarkısına devam ediyorlardı…

O seçimlerde aldığımız oy oranı için “CHP’nin yanlış aday seçimi size bu kadar oy getirdi!..” diyebilirsiniz. Bunda haklısınız, ne yalan söyleyeyim ben de sizin gibi düşünüyordum ve Antalya’da partili arkadaşlarla konuşurken bunu onlarla tartışıyordum.

Bu görüşüm Kobane olaylarıyla birden değişti. Kürtler ve sosyalistler bundan önce olan bisürü katliam olayında birleşmiş, birlikte muhalefet etmişti ama Kobane farklıydı. Kobane’yi farklı kılan sadece kürtlerin ve sosyalistlerin sahiplenmesi değildi, halk da sahiplendi. ABD ve Avrupa Birliği hükümete çok baskı yaptı ama esas olan IŞİD’e karşı halkın hükümete baskı yapmasıydı ve ciddi bir baskı yapıp Erdoğan’ı ve hükümeti IŞİD’e tavır almaya zorladı. Halk ilk kez kürtlerin öldürülmesine değişik bakmaya başladı.

Gezi olaylarında yapılan faşist baskı, kürtlere bakışı değiştirmeye başlamıştı, kendisine yapılınca halk kürtlere neler yapıldığını yavaş yavaş görmeye başlamış ve basının bu olayları nasıl gizlediğini görmüştü. Bu yakınlaşma Kobane olaylarıyla beraber daha da genişledi.

İşte bu yüzden bu seçimlere parti olarak katılmamız gerektiğine inanıyorum. Biz bu barajı geçeriz ve tarihte de AKP iktidarını deviren parti ve güçbirliği olarak anılırız.

 

« Newer Posts

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: