Ahmet Nesin's Blog

Mart 19, 2015

BU KADAR KORKMA ERDOĞAN!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 8:03 am

BU KADAR KORKMA ERDOĞAN!..

Korku çocukluktan başlayan bişeydir, azgelişmiş toplumlarda daha çok görülür. Çünkü az gelişmiş toplumlar daha az eğitimli olduklarından yalana başvuru daha erken başlar ve sıklaşır. Korku çocuklukta anne ve babayla başlar. Anne ve baba yeteri kadar eğitim almadıklarından çocuğun şımarma hakkına gasp ederler. Yaratılışında şımarma olan çocuk küçük yaşta dayakla ve azarlanmayla tanışır. Çocuk azara ve dayağa biyere kadar dayanır ve yalan söylemeye başlar, aksi halde dayak yiyecektir, bu da onu korkutur. Daha sonra yalanlar sıralanır, öğretmene, müdüre, şefe, amire, dizboyu yalana gömülmeye başlarız.

Doğal olarak yalan korkunun bir ürünüdür, yaşamımızda içiçe geçmiştir. “Dayak cennetten çıkma” deyimi ast’ın üst’ten korkmasını açıklar yeteri kadar. Kur’an’da erkeğin kadını dövebileceği yazılıdır, yani kadın hep ast’tır. “Öğretmenin vurduğu yerde gül biter…” dediğimizde okulla tanışan çocuk korkuya ve yalana şartlı olarak başlar zaten eğitime.

Bu kadar yalan ve korkuyla içiçe büyüyen toplumlarda bu doğal olarak en çok siyasette görülür. Ben kendimi bildim bileli Türkiye bütün hükümetlerde en iyi dönemlerini yaşamıştır, en iyi kalkınmayı onlar yapmıştır ama nedense hâlâ kalkınamamıştır.

Önümüzde seçimler var ve Türkiye HDP’yle bir ilki yaşayacak. Kürtler ve sosyalistler ilk kez bu kadar inanarak ve inatla seçime parti olarak birlikte giriyorlar. Anlayacağınız korku dağları sarmış durumda.

Barajı aşacağımız kesinleştikten sonra hesaplar yapılmaya başlandı. HDP en düşük 66 vekil çıkaracak ve matematik olarak hepsini AKP’den çalması olanak dışı. Bunu fark eden CHP seçime bağımsız girmemiz konusunda bize akıl veriyor ve bunu iyilik yapar gibi söylüyor. Onlara göre barajı aşamayacağız, bize yazık olacak. Bizi çok sevdiklerinden ve önemsediklerinden seçime bağımsız girmemizi öneriyorlar.

Barajı geçtiğimizde MHP’de bikaç vekil kaybedecek ama esas sorunu AKP ve Recep Tayyip Erdoğan yaşayacak. Başkanlık sistemini isteyen Erdoğan’ın tek umudu HDP’nin seçimde barajı aşamaması.

Ama işler onun sandığı yada sanmak istediği kadar kolay değil. HDP barajı aşıyor ve hatta % 13’lere çıkma olasılığı oldukça yüksek. Yapılan anketlerde bir toplumun % 70’e yakını başkanlık sistemini istemiyorsa, bunu önleyecek tek sistemin HDP’nin barajı geçmesiyse, HDP barajı kolay geçecektir.

İşte Erdoğan’ın korkuları burada depreşiyor, korktuğu için de yalana başvuruyor. Erdoğan’ın son yalanı Türkiye’de Kürt sorunu olmadığı üzerine kurulmuş. Yazının başında yalanın çocuktan, korkudan başladığını yazmıştım ya, bu da ona benzer ve inanması olanaksız acemi bir yalan.

Erdoğan Kürt sorunu olmadığı yalanını söylerken hem HDP’ye kayacak demokrat oyları önlemeye çalışıyor, hem de milliyetçilik yaparak MHP’den oy çalmaya çalışıyor. Bunu neden yapıyor derseniz, korkudan yapıyor. Ayakkabı kutusundan korkuyor, başkan olamazsa yargılanmaktan korkuyor Erdoğan. Ben bu yazıyı yazacağımı dün sabah ilan etmiştim. Dün öğlen Selahattin Demirtaş HDP’nin AKP’yle tezgaha girmeyeceğini ve Erdoğan’ı başkan seçtirmeyeceğini açıklayınca korku dağları iyice aşmıştır. Neredeyse üzüleceğim Erdoğan’a ama yapacak bişey yok, esasında Erdoğan zırvaladıkça bizim oyumuz artıyor. Konuş Erdoğan, konuş, konuştukça batıyorsun, eksiliyorsun…

 

Reklamlar

Mart 12, 2015

ÇÖZÜMÜ IRKÇILARDA ARAMA SONER YALÇIN!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:47 am

ÇÖZÜMÜ IRKÇILARDA ARAMA SONER YALÇIN!..

Gezi olayları başladığında Van’daydım. Ertesi sabah uyandığımda Van’daki sivil toplum örgütleri toplanmış protesto etmeye hazırlanıyordu. HDP’li gençler toplanmış grubun dışında duruyorlardı. Yetkili bir arkadaşa neden kortejde olmadıklarını sorduğumda “Biz korteje girersek devlet hemen saldırma gerekçesi bulabilir. Geride herhangi bir olası saldırıya karşı geriden izleyeceğiz…” Van kitap fuarı bitmişti ve o gün Diyarbakır’a gittim. Aynı olay Diyarbakır’da da yaşanıyordu. Gençler olayı uzaktan güvenlik kolu gibi izliyordu. Bu olay Türkiye’de çok konuşuldu ve HDP’ye çok saldırıldı. En son Soner Yalçın da dün bu konuyu işlemiş ve seçim sonrası HDP’nin kazanacağı vekil sayısıyla Erdoğan’ın istediği 400’e ulaşılacağını yazmış.

Olaylardan 1 gün sonra da Istanbul’a geldim ve Gezi olaylarının son gününe dek oradan ayrılmadım. İlk anda konuştuğum sanatçı arkadaşım ulusalcıların BDP’li kürt gençlere saldırdığını ve onları istemediklerini ssöylediler. BU ulusalcıların kim olduğunu herkes biliyor, Perinçek tayfası ve Türk Solu grubu. Gezinin başladığı anda Selahattin Demirtaş’ın verdiği demeçte bahsettiği ulusalcı, ırkçı ve milliyetçi söylemi bundan dolayıdır.

Soner Yalçın dünkü yazısının girişine Demirtaş’ın bu demecinden saldırmış ve gezi olayında olmadıklarını ima etmiş. Bir gazetecinin halkı kandırması yada kandırdığını sanması kendi açısından kolay gözükebilir ama gerçekler ters yüz edilemez. Türkiye’nin en sağcısından en ırkçısına, en liberalinden en dincisine kadar kime sorarsanız sorun Gezi olayını başlatan kişinin HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder olduğunu bilir. O yüzden Sırrı Süreyya Önder’e sahip çıkan ama bu demeci de veren Demirtaş’ın gerekçelerini iyi görmek ve okumak gerek.

HDP yada Selahattin Demirtaş Gezi olaylarına cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte dahil olmadılar, başından beri Gezi Parkı’nın girişinde, merdivenlerin bitiminde, solunda bulundular. Daha açık dille söyleyeyim, kürt gençler polisin ilk saldıracağı noktada hep varlardı. 12 Eylül öncesini oligarşiye göre illegal bir örgütte yaşamış biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim, HDP’li ve diğer 2-3 örgütün savaşkan gençleri olmasaydı bizlerin Gezi meydanında bu kadar süre kalma olasılığımız yoktu.

Soner Yalçın bu yaklaşımından 2015seçimlerine neden parti olarak girdiğimize gelmiş ve bunun AKP’ye yada Erdoğan’a ne kadar yarayacağını anlatmaya çalışmış. Sevgili Soner Yalçın, anlamadığın bişey anlatacağım sana ama korkma, uzun uzun anlatacak değilim, tek bir cümleyle anlatacağım: BİZ BİR PARTİYİZ VE SEÇİME GİRECEĞİZ… Sen ne demişsin, “HDP, 7 Haziran 2015 Genel Seçimi’ne parti olarak gireceğini açıkladı.”. Çok mu ayıp etmişiz de sanki böyle bişey olamazmış gibi yazmışsın bunu.

Yazdığın abuk sabuk detaylara girmeyeceğim, çünkü 40 yerine 70 vekil çıkarsa HDP için ne değişir, gibi açıklaması zor ve yanıtlaması olanaksız bişey yazmışsın. Daha sonra da HDP’nin 2011 seçiminde 2 milyon 800 bin oy aldığını yazıp, barajı aşmamız için bunun 2 misli oy almamız gerektiğini yazmışsın.

Sana matematikten kocaman sıfır Soner Yalçın. Biz 2 misli oy alırsak %13’e yaklaşıyoruz ve 100’e yakın vekil çıkarırız. Ama biz son seçimde 3,5 milyon oy aldık ve anketler bu oyun üstünde olduğumuzu söylüyor. Anlayacağın 4 milyona çıktığımızda –ki bunu şimdiden başardık- barajı geçiyoruz.

Senin mantığınla Erdoğan 400 vekil istiyor ve bununla anayasanın ilk 4 maddesini değiştirip ülkeyi bölecek. Bunun için de bizim ya bağımsız girmeyip seçimde barajın altında kalmamız yada barajı geçip AKP’nin eksiklerini tamamlamamız gerekiyor.

Bunu da ne yazık ki anlamamışsın Soner Yalçın, Erdoğan 400 vekili ilk 4 madde için istemiyor, başkanlık sistemi için istiyor ve başkanlık sisteminin olmaması için HDP’nin barajı geçmesi gerekiyor.

Yazının sonunda “Erdoğan “eksik milletvekilini” nereden sağlayacak: HDP’den!…
Şöyle: HDP, Alevileri, solcuları kandırıp 70 küsur milletvekili çıkarırsa Erdoğan’ın istediği toplam milletvekili sayısına ulaşılıyor!
” demişsin. İşte burada saçmalıklarına saçmalık katıp, biraz da terbiye sınırlarını zorlamışsın. Kandırılmak ağır bir itham ama sana şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki ben, Ertuğrul Kürkçü, Levent Tüzel, Figen Yüksekdağ, Sırrı Süreyya Önder ve aday olacak onlarca arkadaşımız sosyalizmi ve marksizmi kandırılmayacak kadar biliriz.

Son cümlende de “Erdoğan’ın oyununu bozmak isteyenler HDP dışında bir alternatif bulmak zorunda…” demişsin. Bu alternatif sanırım Kürt düşmanı Vatan Partisi, 12 Eylül öncesinin ülkücüleri, şeriatçı Gülen ve Ekmelettin, ırkçı Anadolu Partisi, ne olduğunu en az benim kadar bildiğin BBP ve bitürlü sosyal demokrat olamayan CHP. Bu durumda kim kandırılmış oluyor iyice düşün bence ve oyunu HDP’ye ver. Ver ki bu kritik dönemde faşizme hayır deme şerefine nail ol…

Mart 11, 2015

AZİZ NESİN HDP’YE ONURSAL BAŞKAN OLURDU!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:09 am

AZİZ NESİN HDP’YE ONURSAL BAŞKAN OLURDU!..

AKP iktidara geldi, Recep Tayyip Erdoğan CHP genel başkanı Deniz Baykal’ın yardımıyla meclise girdi ve bendeniz İzmir’de motorsikletimle giderken bir polisin tekmesiyle uçtuktan sonra Paris’e gitmek kararı aldım. Paris’i seçme nedenim orada çok yoldaşım olmasıydı, yoksa normal olarak yıllarca okuduğum İngiltere’yi seçmem gerekiyordu.

Paris’te kimle karşılaşsam, sohbet etsem “Aziz ağabey Paris’e geldiğinde havaalanından ben aldım…” diyordu. Çoğunun da evinde kalmıştı. Aynı yaklaşımı Almanya’dan gelenlerden de duyarım hep. Büyük olasılıkla Ali de duyuyordur bunları. Bu söylemlere göre babamın Orly Havaalanı’ndan Paris’e kadar giderken 50 araba değiştirmiş olması, gece de 15 dakikada bir ev değiştirmiş olması gerekiyor. Hatta bence bu söylemler bikaç yıl daha devam ederse bizim Almanya yada Paris’te doğmuş olmamız gerekiyor çünkü babam hiç Türkiye’ye gelemiyor bitürlü…

Bunu yazmamın nedeni babam öldükten sonra yaşadıklarım. Aynı masada oturduğumuz birisi babamla ilgili bir anı anlatıyor, ben sakin sakin dinledikten sonra “Haklısın ama o yazar Amerikalı değil Bulgardı, şu tarihte değil, bu tarihte olmuştu, öyle değil, böyleydi…” diye düzeltiyorum. Düzelttiklerim çok kızıp “Benden iyi mi bileceksin…” diye söyleniyor.

Aziz Nesin 12 Eylül sonrası çok girişimde bulundu, Aydınlar Dilekçesi’nden, demokrasi platformuna, Bilar’dan, Onbinler AŞ’ye kadar onlarca eyleme öncülük etti. Onunla yaptığım bir söyleşide “Neden hep sen başlatıyorsun…” diye sorduğumda, beklediğini, kimseden ses çıkmayınca başlattığını söylemişti. Şunu da eksik bırakmamıştı bunu söylerken, “Benim başlatmam çok önemli değil, arkadaşlarımızdan çok önemli destek alıyorum, sonra hep beraber yapıyoruz.” En azından Aydınlar Dilekçesi’ni çok iyi anımsıyorum, çünkü Istanbul’daki toplantılar benimle avukat Uğur Olca’nın ortak bürosunda yapıldı.

Aziz Nesin’in bir girişimi de Türkiye Yazarlar Sendikası’na önerilmişti. Kürtlerle ilgili bir sempozyum yapmaktı onun niyeti. O zaman yönetimde bulunan bir Kürt yazar bunun zamanı olmadığını söylemiş ve bu girişim askıda kalmıştı. Belki bilirsiniz, Aziz Nesin’in “Bulgaristan’da Türkler, Türkiye’de Kürtler” diye de bir kitabı var. DGM’de verdiği bir ifadesinde mahkemeye “Sayın Başkan ve Sayın Yargıçlar Kurulu Üyeleri! İşte ben, yüksek dağlardaki karlara bastıkça ayaklarından “kart-kurt” diye sesler çıkaran Türkmenlere Kürt demiş olduğum ve onların ulusal kültür haklarını savunmuş olduğum için, hiçbir zaman kabul etmediğim sanık sıfatıyla karşınızda bulunuyorum.
Hiçbir alçakgönüllülük gösterişine düşmeme gerek yok ki, ben salt Türkiye´nin değil, dünyanın tanınmış çağdaş gülmece yazarlarından biriyken, Türkiye Cumhuriyeti´nin en ciddi kurumu olması gereken Genel Kurmay Başkanlığının yayınları arasında çıkan ve bir kurmay yüzbaşının sözleri olan bu “kart-kurt” ses benzetmesinden esinlenerek Kürtlerin Türk olabileceği gibi bir büyük gülmeceyi ortaya koymaktan âciz kalacağımı itiraf ederim.
” demiştir.

Aziz Nesin ayrıca 12 Eylül sonrası kurulması istenen bütün sosyalist parti çalışmalarına katılmış, konuşmalar yapmış ve ÖDP’den önceki partinin de onursal başkanı olmuştur.

Bu yazımı unutkan aydınlar için yazdım, HDP’den Antalya aday adayı olduğumdan beri babamı mezarında ters döndürenler için yazdım, Aziz Nesin’i Atatürkçü sananlar için yazdım, Aziz Nesin’in inançlı bir Marksist olduğunu unutanlar için yazdım.

Aziz Nesin yaşasaydı benim yada Ali’nin barış sürecine katkıda bulunmamızdan dolayı gurur duyardı, siyaseti iş olarak sevmese de ikimizin yada birimizin bu dönem bu iş için, barış için soyunmamıza destek verirdi, gözleri buğulu buğulu bizi seyrederdi. Ama daha da önemlisi Aziz Nesin yaşasaydı HDP’yi sonuna kadar destekler ve bu partiye ONURSAL BAŞKAN olurdu…

Older Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: