Ahmet Nesin's Blog

Nisan 14, 2015

SANA HDP’Yİ ANLATAYIM ATAOL BEHRAMOĞLU III…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 5:55 am

SANA HDP’Yİ ANLATAYIM ATAOL BEHRAMOĞLU III…

Uzun da olsa bugün bu yazılara son vereceğim. Bu yazıları yazmama neden olduğu için Ataol Behramoğlu’na teşekkür ediyorum. Soru – yanıt gibi olunca daha rahat anlatılıyor çünkü. Tek başıma bu kadar detay toplamayabilirdim.

Behramoğlu yazısına “Şimdi sorularımı HDP üzerinde yoğunlaştırıyorum: Demokrasi savaşımında bu partiye güvenmem için bir neden var mı? Dinci-faşist partiyle ve onun değişmez lideriyle iş ve ağız birliği içinde çözüm arayışında olan parti, bu değil mi? Ortağına arada bir yönelttiği çakma eleştirilerin gerçekliğine ve samimiyetine neden inanayım? Bu parti, AKP’nin iktidar oluşundan bugünlere ülkemizin üzerine karabasan gibi çöken faşist baskı ve saldırılara karşı, laf üretmekten başka ne yaptı? Nasıl alçakça planlar olduğu şu günlerde artık herkesin görebileceği açıklıkta ortaya dökülen Ergenekon ve Balyoz faciaları yaşanmaktayken, ne gibi karşı duruşlar sergiledi? Gezi başkaldırısı günlerinde tutarlı bir duruşu oldu mu? HDP’nin hangi demokrasi kahramanlığından söz ediliyor? Bu partinin Türkiye’de gerçek bir demokrasi için kaygı taşıdığına inanmam için ne gibi nedenler bulunmakta? Asıl amacı ve hedefi, ulusal bütünlük içindeki bir etnisitenin, ekonomik ve sınıfsal olmaktan kat kat daha çok, kimlik sorununda odaklanan bir siyasal hareketten, ülkenin bütününde demokrasi için savaşım vermesini düşünüp beklemek, nasıl bir mantığın ürünüdür?” diye devam etmiş.

Adına ister etnisite, ister halklar deyin ama nu gruplar sorunlarını hep hükümetle çözerler. Bunun yanıtı 2 kere 2 4’tür ve bunu bilmek için matematikçi olmaya gerek yoktur. Kürt halkı yada partisi barışa giderken “İktidarda dinci-faşist bir parti var, o yüzden ben savaşa devam edeceğim, gençlerim ve çocuklarım ölmeye devam edebilir…” diye bişey söyleyemez.  Bu seçimde iktidara MHD gelse ne olacak o zaman Ataol Behramoğlu, PKK ve HDP bu süreci bırakıp savaş haline mi dönecek sanıyorsun. Hayır, görüşmelere MHP’yle devam edecek yada CHP’yle devam edecek.

Sanırım sen barış süreci görüşmeleriyle, hükümeti eleştirmek arasındaki farkı görmüyorsun. İkisinin arasında dağlar kadar fark vardır ve HDP bu konuda elinden geleni yapmıştır. Ama kafama bir sorun takıldı, “Laf üretmekten başka ne yaptı?” diye sormuşsun!.. Bir parti alternatif üretmekten başka, yani bunu lafla anlatmaktan başka ne yapabilir. Yada sana sorayım, sen laf üretmekten başka ne yaptın AKP hükümetine karşı, başka ne yaptın da biz es geçtik, göremedik. Başka neler yapılabilinir, bunları sırayla yazarsan seviniriz…

Ergenekon ve Balyoz davalarını da yazıp suçlamışsın. Keşke bu konularda yazdığım yazıları okusaydın. Bu davaların o kadar laçkalaştırıldığını yazdım ki bir ara partili arkadaşlarım ulusalcı olduğumu bile söylemeye başladılar. Oysa ben bir partili olarak çok net şunu söylüyordum: “Bir burjuva partisi derin devleti sorgulayamaz, bunun için sosyalist iktidar şarttır. İkincisi darbe girişimi vardır ama işin içine teğmenleri sokup, sanık sayısını 300’lere dayandırırsan bunu laçkalaştırır, komikleştirirsin.

Fazla detaya girmeyeceğim bu konuda, çünkü sen 28 Şubat darbesini onaylamış bir demokratsın. Bunun nasıl bir demokratlık olduğunu belki kendine bile anlatamıyorsundur. Anlatamıyorsundur, çünkü ben seni 1970 yılında, 12 Mart darbesi sırasında Nihat Behram aranırken tanıdım. Sen aranıyor muydun anımsamıyorum ama nasıl bir anti darbeci olduğunu adım gibi biliyorum. 12 Eylül’de de anti darbeciydin, çünkü bu kez sen de aranıyordun. Ben evde gözaltına alınmayı beklerken kapıya polis geldi ve ben kendime “Tamam bu iş bitti Ahmet…” demiştim. Oysa polis bana seni sormuştu. Neden seni sorduğunu hala kendime sorarım ama ben polise senin oturduğun adresin tam tersini söylemiştim.

Gezi olaylarına gelirsek, ben ilk günü Van’daydım, 2. Günü Diyarbakır’da, 3. Gününden son ana kadar da Gezi’deydim. Sen de belki 1-2 kez 15’er dakika gelmişsindir bir aydın olarak. Önce o olayı kimin başlattığını yada hangi partinin başlattığını sakın ola unutma. Bir de 2. gün çıkan olayı, gerçi bunu pek duymamış olabilirsin. O zamanın İşçi Partili gençlerin BDP’li gençlere saldırdığını bilmiyorsundur. Gezinin girişinde kürt gençler baştan sona vardılar ve vekiller devamlı geldi. Sevgili Selahattin Demirtaş’ın gezi açıklaması bu saldırı sonrası olmuştur, ulusalcı suçlaması bundan dolayıdır. Perinçek ekibi her olayda yaptığı gibi olayda payı olmadan olayın üstüne çöreklenmek isteyip sahiplenmeye çalışmıştır.

Sen bana demokrat olarak sana dokunmayan 28 Şubat darbesini neden darbe olarak görmediğini anlatırsan çok sevinirim. Bunu daha önce de tartıştık ama yanıtlamamıştın. Bir de bana bişey daha anlat mesela, Ergenekon ve Balyoz davaları ortaya çıkmadan İlhan Selçuk neden Ahmet Necdet Sezer’le görüşmüştür 3 kez. Şaka değil bu 15 günde 3 görüşme. Ahmet Necdet Sezer ve dönemin genelkurmay başkanı darbeye karşı çıktığı için mi kendisini geriye çekmiştir. O dönemlerde de gazetedeydin, eskilere bir sor istersen. İlhan Selçuk’u da benim kadar eski olmasa iyi tanırsın.

Sana bir anıyı anlatayım da yazıyı gülerek kapatalım. 70’lerde İlhan Selçuk Aziz Nesin’i evine davet eder. Amacı 9 Mart darbesini anlatmaktır. İlhan Selçuk, Aziz Nesin’e “Aziz, salonda dinleme aleti olabilir, gel yatak odasında konuşalım…” der. Gerisini Aziz Nesin’den dinleyelim: “İlhan darbeye karşı olduğumu biliyordu. Dinlenmeyelim diye beni yatak odasına götürdü, ben, İlhan Selçuk ve Mahir Kaynak beraberce yatak odasına geçtik. Anlayacağın dinleme aleti Mahir Kaynak bizimle beraber yatak odasına yürüdü…”   

 

 

***

 

 

 

Reklamlar

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: