Ahmet Nesin's Blog

Nisan 12, 2015

SANA HDP’Yİ ANLATAYIM ATAOL BEHRAMOĞLU!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 10:12 am

SANA HDP’Yİ ANLATAYIM ATAOL BEHRAMOĞLU!..

Bu yazıda işimin zor olduğunu biliyorum ama ben yine de deneyeceğim. Neden zor, çünkü Ataol Behramoğlu’nun önceki gün yazdığı “HDP’ye Oy Vermek” başlıklı yazısının iler tutar tarafı yok da ondan… Çünkü Behramoğlu yazısına HDP’yi desteklemeyi moda olarak görmüş. Haklı olarak “Bir partiye oy vermeyi moda olarak gören birine ne anlatacaksın Ahmet…” diyebilirsiniz ama ben esasında bu yazımda söylemek istediklerimi Behramoğlu’na anlatmıyorum. Ulusalcılık ve rant moda olduğundan onun üzerinden başkalarına anlatıyorum…

Bu yazıya başlamadan önce babamdan bahsetmem gerekiyor. Aziz Nesin kendi özyaşamöyküsünü 1960’larda “Böyle Gelmiş Böyle Gitmez” adlı kitabıyla yayınlamaya başladı. En büyük amacı o kitabı 8-9 cilt olarak devam ettirmekti. Ölene kadar 2 kitap yayınlandı, ölmeden 1 hafta önce hastahaneye onu götürdüğümde elinde bir dosya vardı ve bana başucundaki dosyayı göstererek “Oğlum, bu Böyle Gelmiş Böyle Gitmez’in 3. Cildi, sabah ölürsem bunu öğlen baskıya verin…” dedi.

Büyük bir hevesle 8-9 cilt yapmak istediği kitap neden 3. ciltte kalmıştı, herkes bunu merak ediyordu. Büyük bir olasılıkla Ataol Behramoğlu da merak ediyordu ve sormuştu. Bana “Oğlum çocukluğumu ve gençliğimi yazdım, bunlarda insan kendine dürüst olabiliyor ama ondan sonrasını nasıl yazayım, bunca rezili nasıl anlatayım…” demişti.

Odadan çıktım ve düşünmeye başladım, o mücadele arkadaşlarının nelerden korkup Aziz Nesin’i yarı yolda bıraktıklarını anımsadım. Türkiye Yazarlar Sendikası olarak Kürt sorununu sempozyum yapmak istediğinde bunu engelleyen Kürt yazar geldi usuma, kendilerine “Vatan haini” diyen faşist Kenan Evren’e dava açamayan aydın ve yazarlar. Yaşananları saysam bu sayfalar yetmez. Ama en önemlisi cenazesiydi, tören istemiyordu, Nesin Vakfı’na gömülmek istiyordu. Bunun nedenini şöyle açıklıyordu: “Dini inancım olmadığı için islami şekilde gömülmek istemiyorum, insan ateistse gereklerini yerine getirmeli. Ama bu yasayla bağlantılı bişey. Cenaze istemiyorum, çünkü benim sevmediklerim ve beni sevmeyenler cenazeme gelip konuşmak için kuyruk oluşturacaklar. Bu ikiyüzlülüğü belki ölünce görmeyeceğim ama yine de istemiyorum…

Çok iyi anımsıyorum, Aziz Nesin’in naaşını İstanbul Çapa Hastahanesi’ne getirdiğimizde Ataol Behramoğlu’da gelmişti ve TYS olarak merasim istiyordu, ben karşı çıkıyordum. Behramoğlu Aziz Nesin’in istemediğini ama artık ölü olduğunu söyleyince ben de “Evet ama ben onun vasiyetini yerine getirmekle mükellef oğluyum…” diyerek tartışmayı kesmiştim…

Neyse, gelelim konuya, Behramoğlu yazısının devamında “İnce hesaplara, yüksek entelektüel usavurmalara benim aklım pek ermiyor. Bu konuda da bunlardan önce bazı basit sorulara yanıt bulmaya çalışıyorum. Öncelikle, HDP kime ve neye güvenerek seçimlere parti olarak girme kararı aldı? Bir başka deyişle, barajı aşacağı güvencesini nereden alıyor? Barajı aşamayıp parlamento dışı kalırsa ülkede neler olabileceğinin hesabını yaptı mı? Bu ve benzer sorulara yanıt aramaksızın, aman oyumuzu HDP’ye verelim, yoksa AKP başkanlık sistemi getirecek telaşı ve çağrısı bana anlamsız görünüyor.” diyor.

Hadi şimdi koyu bir ulusalcı ve Kemalist oldun da kimi şeyleri anlamıyorsun, eski sözümona marksistliğinden bir damla kalmadı mı beyninin bir köşesinde Ataol Behramoğlu, bir parti seçime katılmamak üzere mi kurulur? Kime güvenirmiş, kime güvenecek, doğal olarak tabanına ve seçmene güvenir. 70’lerde Beria Önger aday olduğunda neye güvenmişti, sen belki o dönemi anımsamak istemezsin ama ben söyleyeyim, sana güvenmişti, TKP’ye güvenmişti, partinin tabanına güvenmişti, bizim gibi TKP dışındaki sosyalist ve devrimcilere güvenmişti, bundan daha doğal ne olabilir ki!..

Barajı aşmak için nereden güvence aldığımızı merak ediyorsun ya, böyle merak da ilk kez duyuyorum. Faşist bir yasa var, biz bu yasanın üstüne gidiyoruz, o yüzden onlarca örgüt ve sivil toplum örgütü bir araya gelmişiz, faşizmi yıkmaya çalışıyoruz, sen güvence soruyorsun. Biz siyasi bir partiyiz Behramoğlu, şirket değiliz, çek-senet güvencesi altında çalışmıyoruz, siyasetin güvencesi olmaz, bunu sana veremem, faşizme karşı mücadele ederken ölmeyeceğimin, hapsedilmeyeceğimin, işkence görmeyeceğimin güvencesi olmaz, bu bir inanış savaşımıdır, inanıyor ve maçan yiyorsa içinde olursun, yemiyorsa susar oturursun. O zaman bu % 10’luk baraj seni mutlu ediyordur… Faşizme ortaksındır…

Anlaşılan bu yazı yarın da devam edecek. Okurları 1 günde bıktırmamak gerek…

 

 

Reklamlar

Nisan 11, 2015

BENİM OYUM METİN GÖKTEPE’YE!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:14 am

BENİM OYUM METİN GÖKTEPE’YE!..

Canım Metin, Emniyet binasının bilmem kaçıncı katından atlayıp intihar ederek öldürülen kaçıncı kişisin bilmiyorum ama cezaevinde öldürülen 2 kişinin haberini yaparken karakolda öldürülen ilk kişisin. Önceki gün doğum günündü. O kadar genç yaşta öldürüldün ki Metin, sana “İyi ki doğdun” bile diyemiyorum.

Sana senden sonra olanları yazmak istedim ama düşününce o kadar içim burkuldu ki, 1 gün gecikmeyle yazıyorum yazımı. Senden sonra olanları düşününce dün evden bile çıkmadım, çıkamadım. Hangi birini yazacağımı düşünmeye başladım, sıralama yapmaya çalıştım ama bir türlü altından kalkamadım.

Senin arkandan “Metinler ölmez” diye bağırmıştık ya, senden sonra kaç kişinin arkasından daha bağırdık, bu isimleri tek tek yazsam, bisüre sonra bilgisayar dillenir ve bana “Yeter be kardeşim, ben bilgisayarım, levazımatçı değilim…” diye haykırır ve kendisini kapatır açılmamak üzere.

Sevgili Metin, belki biliyorsundur, senin adına gazetecilik ödülü kondu. Terbiyesizliğime yada dalgınlığıma ver ve beni bağışla önceki yıllarda verilen ödülleri anımsamıyorum, daha doğrusu kimlere verildiğini, neden verildiğini anımsamıyorum. Bunun nedeni de her saniyeyi dolu dolu yaşamış olmamızdan kaynaklanıyor. Anlayacağın, öyle bir dönemki, iyi bir gazetecinin uyumaya zamanı olmaz, hatta uyuyamaz zaten.

O yüzden sana bu yıl verilen “Gazeteci Metin Göktepe Ödülleri“ni kimlerin ve neden aldıklarını sıralayayım istersen.

Yazılı Haber Ödülü’nü “Ezidi Kadınlar Çığlığı” ile Jinha muhabiri Jinha Doğan aldı. Ortadoğu tahmininin ötesinde karıştı sevgili Metin ve IŞİD diye şeriatçı, hatta şeriatçıdan da beter bir örgüt Ezidi kadınları esir alıyor, tezavüz ediyor ve hatta satıyor. Ezidi kadınlar dediğime bakma, bu kişilerin çoğu daha çocuk.

Görüntülü Haber Ödülünü’yse “Canlı Yayında IŞİD’ın Sınır İhlali” haberiyle İMC muhabiri Saadet Yıldız ve kameraman Refik Tekin aldılar. Bu başlık sana bişey anlatmayabilir ama bizim sınırlarımızdan bu IŞİD denilen örgütün ruh hastası militanları evlerine girip çıkar gibi geçiyorlar, hem de silahlanarak, anlayacağın sınırlarımız bu insan bozuntuları için yol geçen hanı…

Fotoğraf ödülünü 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma’da Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in, Soma’da bir vatandaşı tekmelemesini gösteren “İktidar Tekmesi” adlı fotoğrafıyla, İzmir Gazeteciler Cemiyetinin gazetesi 9 Eylül’ün Foto Muhabiri Emin Al kazandı. Hangi birini anlatayım ki sana Metinciğim, Soma’da 301 madencimizi kaybettik bu kış. Nedenini yazmama gerek yok, ilkel çalışma sistemi ve daha çok kâr mantığından dolayı. Bu ölümleri protesto eden bir arkadaşımızı da müşavir bozuntusu tekmeleyebiliyor.

İnan şu an bile fena oldum, o yüzden yazının devamını yada ödüllerin devamını Radikal’den kopyalayacağım. Bu yılki yarışmada, Kadıköy’de Kartopu oynarken esnaf tarafından bıçaklanarak öldürülen Gazeteci Nuh Köklü ile Adana’da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Azadiya Welet ve Özgür Gündem Gazetesi dağıtıcısı Kadri Bağdu için özel ödül verildi.

Kadri Boğdu özel ödülü ise, Paris’te mizah dergisi Charlie Hebdo’nun saldırıya uğramasının ardından, ilk sayısından bir seçki yayınlayan Cumhuriyet Gazetesi’nin oldu. Charlie Hebdo olayını anlatmayacağım çünkü öldürülen karikatürist arkadaşlarımız size olanları anlatmıştır, detayları sen benden iyi biliyorsundur.

Jüri, 1915 olaylarının 100’üncü yılında, Agos Gazetesi’ni de özel ödüle layık gördü. Ödülü Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, gazeteci Amberin Zaman ‘ın elinden aldı.

Doğum gününde içini kararttım değil mi sevgili Metin, bunlar senin adına verilen ödüller. Ama sana güzel haberler de vermek istiyorum. Evrensel Gazetesi yayına devam ediyor. Önümüzde seçimler var. Biz kürtler ve sosyalistler beraber bir parti kurduk. Esasında herkesin partisi olduğu yerde duruyor, sadece bileşenlerle beraber Halkların Demokratik Partisi kuruldu. Seçim barajı düşürülmedi ama biz inadına bu faşist yasayı seçimle geçeceğiz Metin.

O yüzden oyumu sana vereceğim Metin, Ezidi kadınlara, Nuh Köklü’ye, Kadri Boğdu’ya, Charlie Hebdo çalışanlarına, Soma’da ölenlere ve ailelerine, katledilen Ermeni kardeşlerimize, Mahirlere, Denizlere, öldürülen Kürt kardeşlerimize vereceğim. Bu oyumu sizler için vereceğim ki bundan sonra senin adına verilen ödüller, aynı senin öldürüldüğün gibi, ölüm haberlerine değil güzelliklere verilsin diye…

 

 

Nisan 9, 2015

MİLLETVEKİLİ OLMAK ŞART MİDUR?..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 8:03 am

MİLLETVEKİLİ OLMAK ŞART MİDUR?..

Biliyorsunuz, uzun zamandır siyasetin içindeydim. Diyeceksiniz ki, daha önce değil miydin? Evet daha önce de içindeydim, ÖDP’nin içinde yer aldım, milletvekili aday adayı oldum ama GBT’yle karşılaşıp liste dışı kaldım. Daha sonra uzun dönem bağımsız kaldım ve sonra HDP’nin kuruluşuyla birlikte tekrar üye olup aktif siyasete döndüm.

Aktif siyaset derken hiçbir il yada ilçede yöneticilik için uğraşmadım. Bunu yapmamam politikanın dışında olmam anlamına gelmez, 2008 yılından beri kendi sitemde yazdıklarımla siyasetin içindeyim. Siyasi hareketlerde herkesin görevleri vardır, bu da benim kendime biçtiğim görevdi. 2008’den beri yazdıklarımı kitaplaştırdım ve o yazılarımı kapsayan 8 kitabım oldu.

Ancak seçimler yaklaşınca aktif siyasetin içinde olmak istedim ve Antalya HDP’den aday adaylığımı koydum. Sonucu biliyorsunuz, listeye alınmadım ve her zamanki gibi yazılarıma geri döndüm.

Aday olduğum sırada bütün arkadaşlarıma şunu söylüyordum: “1500 aday adayı arasından 550 adayı belirleyecek ekibin içinde olmak istemezdim, işleri çok zor.” Çok zor olmasının çok nedeni var, önce bizdeki adaylar belli bir çıkar için aday adayı olmayan, partiye inanan arkadaşlardan oluşuyor. İkincisi bizim parti kürtlerden ve sosyalist bileşenlerden oluşan bir parti. Doğal olarak bu kadar oluşana belli sayılarda seçilecek yerlerden aday göstereceksiniz. İşte iş bu noktaya geldiğinde seçici arkadaşların seçiminin ne kadar zor olduğunu anlamanız gerekiyor.

Ve sonunda arkadaşlar seçimini yaptı, 1000’e yakın arkadaşımız liste dışı kaldı. Diğer partilere bakıyorum da, liste dışı kaldı diye bu işi intihara kadar götüren var, partisinden istifa edip başka partileri desteklemeye başlayanlar var. Bunu anlamam olanak dışı, esasında 58 yaşında ve Türkiye’yi iyi tanıyan biri olarak çok iyi anlamam gerekiyor ama sanırım kabullenemiyorum. Daha doğrusu halkın bunu görmesine karşın neden hâlâ bu partilere oy verdiğini anlamıyorum.

Dün İhlas Haber Ajansı benimle söyleşi yapmak istedi, ben de kabul ettim. Sordukları neden aday yapılmadığım ve kırgın olup olmadığımdı. Onlara verdiğim yanıt bugün Habertürk, Milliyet, Hürriyet ve Türkiye gazetelerinde var. Kısaca söylediğim şu: “Arkadaşlarımız bir aylık bir incelemeden geçti. Değerlendirme yapıldı. Bu değerlendirmenin sonucunda 550 arkadaşımız seçime katılacak. Biz de sonuna kadar yanlarında olacağız. Bu bir seçim gayet doğal. Bu seçimde başka arkadaşlar seçilmeye hak kazandı. Bizim arkadaşlarda milletvekili olmaktan çok, bu dönem için söylüyorum, Türkiye’ye barışı getirmenin mücadelesi içindeyiz. 12 Eylül darbe anayasası var. Demokrat olduğunu söyleyen milletvekilleri bile bunu değiştirmedi. Yüzde 10 baraj değişmedi. Bizde o zaman bu faşist yasayı seçime katılarak yok ederiz. O nedenle bu seçim bizim için çok önemlidir. Şu an HDP olarak yüzde 13’lerdeyiz. Türkiye’de gelecek korkusunu HDP olarak biz yok edeceğiz. Bunu yapmak zorundayız. Biz iki milletvekili çıkartırsak diğer partilerin sıralaması değişir. Benim partime hizmetim devam edecek. Bu partiyi biz doğurduk. Bu parti elimizde doğdu. Bunun bir amacı var. Türkiye’nin artık barışı ve demokrasiyi yaşamasını istiyoruz. O nedenle barışı getirmek için sonuna kadar savaşacağız. İnsan çocuğunu terkedebilir mi? HDP, bileşenleriyle, bağımsızlarıyla, Kürtleriyle, aday gösterilen ya da gösterilmeyeniyle hepsi desteklerini verecekler.

Sanırım söylediklerim net. Şunu da Antalya için söylemek istiyorum. Antalya’da 1. sıraya sevgili Saruhan Oluç arkadaş uygun görüldü. Saruhan’la ÖDP içinde de beraberdik, HDP’de de yollarımız kesişti ama bir farkla… Ben yukarıda da yazdığım gibi üye olduğum partilerde yazı yazan gazeteci-yazar olarak bulunurken sevgili Saruhan hep profesyonel devrimci olarak kurucu ve yönetici olarak yer aldı. O yüzden çok doğru bir seçimdir ve bunu başarıyla sonuna kadar yapacaktır. Lütfen kimse karşılaştırma yapmasın, çok açık söylüyorum, Saruhan arkadaş önde çıkar.

Ben şimdi yazılarıma ve kitap fuarlarına dönüyorum. Sırasıyla İzmir, Diyarbakır, Mersin, Samsun ve Malatya’da olacağım. Gittiğim bütün şehirlerde partime destek için elimden ne geliyorsa yapacağım. Fuar aralarında da doğal olarak Antalya için çalışacağım.

 

 

 

 

« Newer PostsOlder Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: