Ahmet Nesin's Blog

Temmuz 31, 2015

CURA MI İSTERSİN, DİVAN SAZI MI YILMAZ ÖZDİL!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:58 am

CURA MI İSTERSİN, DİVAN SAZI MI YILMAZ ÖZDİL!..

2008 yılında yazılarıma başladığımda Paris’teydim ve günde ortalama 16 saat işimin başındaydım. Aklınıza gelen herkesi okuyordum, nefret ettiğim, selam bile vermekten utanacağım herkesi okuyordum. Bunun sonucu çok yazı çıkıyordu ama baktım bu kadar beceriksizi okuyunca benim sinirlerim bozuluyor, dengem değişiyor, seçmece okumaya başladım.

Bunların arasında biri var ki hiç okumadım, bugüne değin 2-3 yazısını ancak okumuşumdur. Ancak facebook yada twitterdan gönderilince bugün okumadan edemedim. Ne yalan söyleyeyim yazının da tamamını okumadım, sadece beni ilgilendiren bölümünü okudum. Hep “Ama sen de yazının tamamını okumadan içinden sadece bir tümceyi çekip yazmışsın…” derler ya, bu o türden değil. Adamın adı YOZDİL… Anlayacağınız Yılmaz Özdil. Ama gazetesindeki köşesinde kendi yaptığı kısaltma YOZDİL. Sanırım bu kısaltmayı yaparken bu ayın 26’sında yazacağı yazıyı düşünmüş olacak ki, kendisine YOZ adını uygun görmüş.

Şıklarla seçenkli bir yazı yazıp sonunda espri yapmış ve şöyle bitirmiş: “Anlayana davul zurna saz… Anlamayana, türküyle oy toplayan Selahattin Demirtaş’ın sazını soksan az.

Sana çüşşşşş desem az gelir, ohaaaaaaa bir işe yaramaz, dilimin ucuna gelenler var ama ben bu kadar YOZ olmadığım için söyleyemem.

Seni yazar sanıp da okuyanlar var değil mi, sen güya bu kadarcık aklınla insanları etkiliyorsun. Bir de sana “Espirili” olduğunu söyleyenler oldu, tamam artık istediğin gibi zırvalama, saçmalama hakkın var.

İnanır mısın bilemem ama benim gazeteciliğe başladığım dönemde, yani 1978 yılında böyle bişey yazanları gazeteden içeri sokmazlardı. Sana bazı isimler sayayım istersen, aynı gazetede yazdığın Rahmi Turan müdürümdü, Necati Doğru ekonomi müdürüydü, Bekir Coşkun önce meclis muhabiri, sonra Ankara şefimizdi, Ertuğrul Akbay muhabirdi… Bırak böyle bir yazı yada haberin gazetede yayınlanmasını içeri versem, önce tepki alır, sonra da kapının önüne konurdum. Bunun için gazetenin patronu Haldun Simavi’ye gerek yoktu, Rahmi bey beni doğru kapıya gönderirdi. Sonra ne mi olurdu, başka gazetelerde iş bulamazdım.

Bu yazıya gerek var mı diye çok düşündüm esasında ama yazılarım kitaplaştığı için bu yazı ilelebet kalsın istedim. Bu rezilliği bitakım insanlar ilerde okusunlar istedim

Bişey daha var YOZDİL, yazarken araştırman gerekiyor, bilmemen çok ayıp değil, açıp kolayca öğrenebilirsin, sevgili Selahattin Demirtaş saz çalmıyor, onun çaldığı bağlama, yani 3 telli sazlar grubundan. Saz diye bir çalgı yoktur. Mesela telli sazlar vardır, bir de vurmalı sazlar vardır, davul cinsi ama elde tokmak olması gerekir, bildiğin tokmak. Başka saz grubu da vardır, üflemeli sazlar denir onlara, arasında saksafon vardır mesela, Bill Clinton iyi çalardı siyasetçi olarak.

Sana terbiyesiz bile diyemeyeceğim YOZDİL, yüzde 13 az geldi anlaşılan, merak etme sonraki seçime o da büyür.

Temmuz 29, 2015

ZERRE KADAR AKLIN YOK ERDOĞAN!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:14 am

ZERRE KADAR AKLIN YOK ERDOĞAN!..

15 gün önce motorumla Kuşadası’ndan Akçay’a gelirken sıcaktan bunaldım ve son yarım saatlik yolu ceketsiz gitmeye karar verdim. Sen misin bu kararı veren, bir eşekarısı tarafından sokuldum ve kolum davul gibi şişti ve hastahaneye gittim. İğne ve ilaçlarla kolumu tedavi ederken küçük sandalıma bakmak için iskeleye çıktım ve tahta çürüdüğü için aşağı düşerek bacağımı ciddi şekilde yaraladım.

Eve geldiğimde çok canım sıkılmıştı zaten, annem gut hastalığına yakalanmış, bacaklarında ciddi ağrılar var. Canım eşim Hilal’in mesaisi başlayacağından erken döndü eve ama sinir sıkışmasından hastahaneye gitti, serumlarla, ağrı kesicilerle idare ediyor. Kızım tatilde yumurtalık iltihabına yakalanmış, sanırım girdiği havuzdan mikrop kaptı, o da önceki gece hastahanede sabahladı, ağrılardan duramıyor. Kızımın yanından ayrılıp Istanbul’a geldiğimde çoğunlukla evinde kaldığım Alişan’ın yanına geldim, bir de ne göreyim, o da yediği tavuktan zehirlenmiş, sabaha kadar hastahanede serum yedi.

Tam Alişan’a patates haşlarken ona bir telefon geldi ve teyzesinin öldüğü haberini aldık. Havalar çok sıcak olduğundan cenazeyi birazdan kaldıracaklarmış. Zaten zehirlenmeden yatak-döşek olduğundan dolayı cenazeye gidemezdi, şimdi morali daha da bozuk.

Ben bunları 15 gün içinde yaşarken bir de 32 sosyalist genç Kobani’ye oyuncak götürmek isterken bombalandı. Fotoğraflara bakamıyorum, çünkü içlerinde tanıdıklarım, karşılaştıklarım olabilir. Bombalamayı IŞİD yaptığından dolayı yüce devletimiz tavır aldı, askeri birlikleri sınıra yolladı ve IŞİD’li PKK’lileri bombalamaya, IŞİD DHKP’li Günay Özaslan 15 kurşunla evinin salonunda öldürüldü. Her ilde operasyonlar başladı, IŞİD’li Kürtler ve sosyalistler gözaltına alınmaya başlandı. Dün IŞİD’in PKK liderlerinden Karayılan’ın bulunduğu yerler bombalandı, 200’e yakın ölü olduğu söyleniyor. Biraz önce haberlere baktım 3 IŞİD’li sosyalist tutuklanmış. Erdoğan önceki gün IŞİD’in legal partisi HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istedi ve parti hakkında soruşturma açıldı. Soruşturmayı açan Erdoğan’ın son aşkı Ethem Sancak’ın eniştesiymiş. Anlaşılan bu aşkı bütün aile benimsemiş.

Seçimlere 2-3 gün kala eşim Hilal’e “Seçim oyunu yapılır da barajı geçemezsek alayımızı tutuklarlar, buna hazırlıklı ol…” demiştim ama barajı geçtiğimiz için kızıp da bunu yapacakları yada isteyecekleri hiç aklıma gelmedi.

Böyle bişey aklıma gelmedi Erdoğan, çünkü ben senden daha akıllıyım, Selahattin Demirtaş senden daha zeki, Abdullah Öcalan sana bilhassa Orta-Doğu konusunda öyle bir konuşma yapar ki, ağzın açık ayran budalası gibi dinlersin.

Yukarıda yazdığım hastalıkların hepsi geçer Erdoğan ama senin durumun tedavi götürmez, kabul etmez durumda. Dört gözle erken seçimi bekliyorum Erdoğan, senin biraz daha delirmen için, biraz daha beyninin olmadığı kafandan abuk-sabukluklar yap diye. Çünkü bir sonraki seçimlerde senin olağanüstü zekanı yavaş yavaş anlayan bu halk sana daha az oy verecek, daha fazla hesap vermeye doğru itecek.

Bu cinayetler, idamlar ne Kürtleri ne de sosyalistleri bugüne değin yıldırmadı Erdoğan. Sen şu an aklın sıra IŞİD’e savaş açmış pozisyonunda IŞİD’le savaşan PKK’lileri öldürmeye başladın ki IŞİD daha çok katliam yapsın. Senin zekan ancak bu kadar çalışıyor Erdoğan, tedavi ol diyeceğim ama artık çok geç. Sen hasta ötesi bişeysin Erdoğan, okumadığın için faşizmi bile daha anlamamışsın.

Temmuz 6, 2015

BİZ ÇİNLİLERLE ATLARDAN AKRABAYIZ!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:59 am

BİZ ÇİNLİLERLE ATLARDAN AKRABAYIZ!..

Tam olarak yılını anımsamıyorum ama İzmir’de Burhan Özfatura belediye başkanıydı. Üniversitelerin başına YÖK belası oturmuştu. İhsan Doğramacı Ankara’ya 5 yıldızlı bir otel yapmıştı, açılış için ufak detaylar kalmıştı. 12 Eylül darbesi faşisti Kenan Evren Doğramacı’yı YÖK’ün başına getirince o da otel olarak inşa ettiği binayı BİLKENT Üniversitesi olarak açmıştı.

İşte bu dönemde babam YÖK’e karşı BİLAR A.Ş.’yi kurmuştu. Daha çok üniversitelerden atılan hocalar görev yapacaktı, dersler verilecekti. BİLAR’ın İstanbul bürosunu ben başlattım teknik anlamda. Ders saatleri çizelgesini kolay yaptım, dershaneden deneyimim vardı.

Doğal olarak bizim çok paramız yoktu, hatta hiçe yakındık. Paramız yoktu ama babam Ekin A.Ş.’nin, BİLAR A.Ş.’nin, ONBİNLER A.Ş.’nin yönetimlerindeydi. Ben de ona “Baba 2 anonim daha kur, önce holding, sonra da TÜSİAD başkanı ol…” diyordum. Ben de Marksist babanın devrimci TÜSİAD’cı çocuğu olacaktım…

Para kazanmamız lazım, babamlar İzmir belediyesine başvurmuş fuar zamanı BİLAR standında kitap imza günleri olsun diye. Özfatura iyi yanında kalkmış sanırım, babamlara fuarda parasız bir yer vermiş. Babam bu iş içi beni görevlendirdi. Yayınevleriyle anlaştım, 60’a yakın yazarla imza günü ayarladım, ayrıca fuarda sahneye çıkacak kimi sanatçılarla konuştum, çünkü babamların istediği parayı kitapla toplayamazdım. Sadık Gürbüz, Erol Evgin, Nükhet Duru, Edip Akbayram aklımda kalan sanatçılardı.

Fuar başladı, Hikmet Çetinkaya o zaman Cumhuriyet’in İzmir sorumlusu, hergün ilanlarımızı parasız koyuyor, çok keyifliyiz, BİLAR’ın devam etmesi için parayı denk getireceğimizi garantiledik ama adını unuttuğum İZFAŞ (Fuar Müdürü) bize yada bana kafayı takmış durumda, kaset ve cd satışına tavır koyuyor devamlı.

Bu dincilik garip bişey, söylenene göre adam tarikatta Özfatura’nın üstünde ama Özfatura da başkan olarak üstün. 3 gün adama anlatmaya çalıştım sözlü eserlerin de basına girdiğini ama adam anlamıyor. Baktım olmuyor Milliyet’ten Elvan ve Cumhuriyet’ten Nevit’i araya sokarak Burhan Özfatura’ya anlattım derdimi.

  1. gün akşam saat 10 gibi Özfatura standımıza geldi yanında o müdürle. Kitap almadı ama müdüre o standa dokunulmaması gerektiğini her türlü anlattı. Daha sonra ikisi çıktılar, ben de 10 adım arkalarından gidiyorum. Biraz ilerimizde Çin standı var, standın girişinde tahtadan yapılmış oyma, çok güzel 2 at bulunuyor.

Tam o atların önüne geldiler, müdür başkanı durdurdu ve, “Sayın başkanım, Çinlilerle aynı soydan geldiğimiz nasıl belli oluyor, ata bakın, aynı Fatih’in atı…” dedi, dedi demesine de ben kaldırıma çöktüm, katılma durumundayım, atlara bakıyorum, gelene geçene bakıyorum, tarih dersinde Fatih’in atının resmini görmüş müydük, boyu kaçtı, dişi miydi, erkek miydi, arap atı mıydı, ingiliz miydi, ne bileyim katana olabilir miydi, dağlardan çaldıkları yılkı atı olabilir miydi, Cüneyt Arkın’ın atını geçer miydi yada aralarında hiç cinsel münasebet olmuş muydu…

O zaman anladım ki Türklük zor bişeymiş, YÖK’e karşı BİLAR’ı kurmak, ONBİNLER’le gazete çıkarmak yetmiyormuş, biz Orta-Asya’dan gelmişiz biliyorsun da, atlarımız, kurtlarımız nereden geliyor belli mi, bilmiyoruz işte. Bilsek Çinli diye, bütün Japonları, Korelileri, Vietnamlıları, Kırgızları, Türkmenleri döver miydik!..

Ah baba ah, bugün ölümünün 20. Yılı, bize o kadar şey öğrettin ama bugüne bakıyorum da at bilgim eksik benim.

Older Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: