Ahmet Nesin's Blog

Ekim 12, 2015

ERDOĞAN TÜYMEK İÇİN DARBEYİ ZORLUYOR!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:36 am

ERDOĞAN TÜYMEK İÇİN DARBEYİ ZORLUYOR!..

Edirne 3. Kitap Fuarı’ndayım 2 gündür. Evim Antalya’dayken, aynı anda Antalya Kitap Fuarı varken neden buradayım, çünkü Edirne Belediyesi Fuarı doğumunun 100. Yılı diye Aziz Nesin’e atfetti. O yüzden oğlum Antalya’dayken ben buradayım.

Eşim önceki gece Ankara’daki mitinge katılmak için otobüse bindi, gece yarısı telefonum çaldı ve bir rahatsızlık dolayısıyla otobüsten indiğini söyledi. Sağlık herşeyden önemli, büyük ağabeyim kanserden yoğun bakımda, yapacak bişeyimiz yok, elimiz kolumuz bağlı.

Neyse, sabah kahvaltımı ettim ve fuar alanına gireceğim ki Hilal aradı. Ağlıyor telefonda, ilk aklıma Ateş ağabeyimi kaybettik sandım, meğer bomba haberini söyleyecekmiş ama ağlamaktan söyleyemiyor. Bana sadece “Ben Ankaraya gidiyorum, hastahanelerde yardıma gereksinim vardır…” dedi ve yola koyuldu…

Elim ayağım buz tuttu, her yeni bombanın yada saldırının diğerinden beter olduğunu bilecek kadar deneyimim var çünkü. Mitingde olduğunu tahmin ettiğim bir arkadaşımı aradım, o da ağlıyordu, “Ahmet, burası anlatılamaz…” diyor başka bişey diyemiyor.

Yavaş yavaş ölen kardeşlerimizin haberleri gelmeye başladı, Antalya’dan ölen yoldaşlarımız var, diğer illerden tanıdıklarımız, ben bir Maraş katliamı, bir Madımak vahşeti yaşamaya başladım.

Kime sorsam bişey diyemiyor, analiz yapamıyor. Erdoğan bizi bu noktaya getirdi, o kadar saçmalıyor ki, kendisini savunanlar bile söyleyecek laf bulamıyorlar, onlar da mecburen saçmalığa saçmalık katıyorlar. Bu durumda buna bir analiz yapamıyoruz, 40 yıldır siyasetin içindeyim, 37 yıldır gazeteciyim ve analiz yapamamak ben daha çok delirtti.

Analizi yok, çünkü bunca cinayet oy getirmez, tam tersi götürür. Büyük olasılıkla danışmanları çıldırma noktasına gelmiştir. Saatlerce düşündüm bunun bir nedeni olmalı diye.

Bunun bitek dayanağı var bence, Erdoğan sivil darbeyi başaramayacağını anladı, en büyük hayali hüsrana dönüştü. Her yerel, hem de uluslararası mahkemelerde yargılanma olasılığı çıktı ortaya.

Uzun zamandır Erdoğan’ın kaçacağı konuşuluyor, bunun planları yapılıyor iyiden iyiye. Ama bunca yıl bunun savaşını vermiş bir adam nasıl durup dururken kaçar da kendisine göre 5 paralık prestijini 2 paralık eder. Bu olanak dışıdır, şiir okuyarak ve sonunda demokrat saflarına katıldığını iddia eden bu katil nasıl olur da kaçar. Hırsızlığı yakalanacak diye kaçamaz, dincilere silah verdi diye kaçamaz, çevresini zengin etti diye yada çocuklarına gemicik aldı diye kaçamaz.

Erdoğan’ın kaçışı demokrasi üzerine kurulu olmalı, tekrar döndüğünde cinayet işlemek için nedenleri olmalı, tabii dönebilirse. Bu yüzden Erdoğan yaşamının hatasını yaptı ve tam Kürtlerle barış noktasına gelmişken savaş açtı. Erdoğan bu savaşın Türkiye’yi darbeye götüreceğine inanıyor. Darbeye giderse kendisi demokrasi adına kaçacak, pardon o zaman kaçılmıyor, demokrasi adına iltica neyim ediyorsun.

Erdoğan’ın planı bu ama bence bu plan yürümeyecek. Demokratımsı faşist Erdoğan, böyle planlar yapma kardeşim, bu ülkede darbe olma olasılığı çok ama çok zor. Anlayacağın ön hazırlıklar için önden Bilal oğlanı göndermiş olsan da işe yaramayacak. Darbe senin yaptığın darbe gibi olmuyor, sanayi izin verecek, sonra AB izin verecek, sonra da ABD izin verecek, asker ikna olacak 3 darbeden sonra.

Kusura bakma Erdoğan, sana karşı da darbe yaptırmayacağız bu ülkede… Bence emekliliğini iste Erdoğan, söz sana dokunmazlar… Söz Erdoğan, darbe yok san…

Reklamlar

Ekim 5, 2015

PERİNÇEK’İN SANATÇILARLA SORUNU VE ERDOĞAN’LA BİTİŞİ…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:33 am

PERİNÇEK’İN SANATÇILARLA SORUNU VE ERDOĞAN’LA BİTİŞİ…

 

Başlık yanlış oldu esasında ama dün gece okurlara duyurduğum için değiştirmek istemedim. Yanlış Perinçek’in Erdoğan’la bitişinde, çünkü Perinçek biteli çok oluyor, yeni değil. Perinçek’in bittiği tarih siyasete atıldığı tarihtir, üniversitede siyaset yapmaya başladığında bitmiştir. Bugüne değin yaptığı yanlışları yazmaya kalksa birisi sanırım kallavi bir kitap olur.

Hiç aklımdan çıkmayanlardan biri 1999 seçimlerinde Tüyap Kitap Fuarı’nda liselilerin bir sorunuyla ilgili imza topluyorlardı, hemen hemen herkes imzaladı bildiriyi. Onların eski yoldaşı sevgili Atıl Ant bana neden imzalamadığımı sormuştu. Ben de kendisine güvenmediğimi ve altından başka bişey çıkabileceğini söylemiştim. Ve olan oldu, imzalayanlar gazete yada dergide İşçi Partisi’ni destekleyenler olarak çıktı. En komiği Ali Nesin’di, Ali Istanbul 3. bölge ÖDP adayıydı ama İşçi Partisi’ni destekliyor gibi gözüküyordu. Perinçek’in bu tutumlarına alışık olduklarından kimse dava açmıyordu.

Geçenlerde 3 ayrı sanatçılar grubu barış için imza kampanyası yapmışlar. Bir grup sanki savaşı PKK açmış gibi davranmış ve ona göre bir açıklama yapmıştı. Diğer 2 grup savaşın Recep Tayyip Erdoğan vasıtasıyla çıktığını öne sürüp, ona göre bir deklarasyon yayınladı.

İşte Doğu Perinçek’in tepesi burada attı, kendisi olayı vatan savunması olarak görüyor, Erdoğan da onun için anidenbire vatan kurtaran Şaban oluvermişti. Bunun üzerine Perinçek şair ve çevirmen Ataol Behramoğlu’nun da adını vererek eleştiri kaleme almış, sonra Ümit Zileli, Ataol Behramoğlu ve Nihat Behram ona yanıt vermişler. Önce şunu bilmeniz gerekir, Perinçek’in kardeşim dediği Ataol Behramoğlu yaşamlarının hiçbir döneminde aynı siyaseti savunmadılar ve hiçbir anlamda kardeş olmadılar, tam tersine rakip oldular. Bu önemli mi diyebilirsiniz, evet önemli, çünkü Perinçek yine bir taktik uygulayarak sanki Behramoğlu’yla aynı çizgideymiş de, yeni kopmuş yada ihanet etmiş havası estiriyor.

İşin ilginci ve bana göre en önemli kısmı, nu deklarasyonda AKP suçlanmıyor, direkt Erdoğan suçlanıyor. Doğru olan da bu, çünkü Türkiye ilk kez bir kişinin paçasını kurtarması üzerinden siyaset yapılıyor, savaş açıldı ve çoluk-çocuk demeden insanlar öldürülüyor. Anlayacağınız vatan savunması neyim yok, düpedüz saray soytarısının korkusu üzerine bir savaş yapılıyor. Bu kendisini kurtarır mı, hiç sanmam, tam tersine Erdoğan gittikçe batıyor ve batağa gömülüyor.

Peki bu durum Perinçek denilen siyasetçi bozuntusunu neden bu kadar üzüyor. Bozuyor çünkü Perinçek ömrü boyunca siyasetini kışkırtma üzerine yapmış, az da olsa insanları o mantıkla etrafında toplamıştır. Bu sayede de gazete çıkarıp, televizyon kanalı açmıştır. Bunca yıllık siyasi yaşamında bu gazete ve tv kanalı satılır ve izlenir olmuştur. Ergenekon davası bittikten sonra açığa düşen, neyi savunacağını yada kışkırtacağını bilemeyen Perinçek önce Erdoğan’la bir olup Fethullah Gülen’e saldırdı. İkisinin birden gereksiz insan olduklarını yazmak ona zor geldi. O yüzden yaşamından uzun süre çalan Erdoğan’ı affetti. Aklıma İlhan Selçuk’un işkencecilerini affetmesi geldi hemen. Aynı mantıkta siyaset yapmak böyle bişey olsa gerek.

Ancak Gülen’e saldırmak siyaset olarak Perinçek ve yazılı ve görsel basınına bişey kazandırmaz. Onun için bu savaş bulunmaz bir ganimettir, vatan-millet-sakarya ayağı başlamıştır. Bu sayede ancak o Ergenekon davası süresindeki trajı yada izlenmeyi bulabilir, hesap kazanılacak paradır. O yüzden 10 aylık çocuktan 70 yaşındaki ölen herkes Perinçek’e göre teröristtir ve öldürülmelidir. Öldürülmelidir ki Aydınlık Gazetesi traj kaybetmeden para kazansın, Ulusal Kanal seyirci kaybetmeden abidik gubudik ilanlar alsın.

Anlayacağınız Erdoğan’la Perinçek’in buluşma noktaları aynı ama bu onu tam bitirir. Biterse ne mi olur, benim açımdan çok da tın…

« Newer Posts

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: