Ahmet Nesin's Blog

Şubat 25, 2016

SUR – CİZRE VE ARTVİN!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:40 am

SUR – CİZRE VE ARTVİN!..

Havaalanında yazı yazacağım hiç aklıma gelmemişti. Antalya’dan Samsun’a gitmek kolay olmuyor, aktarmalı uçakla gidiyorum ve gece geldiğim Istanbul’dan sabah uçağıyla Samsun’a geçeceğim. Kürdistan’da yaşanan katliam ve Artvin’de patron hükümetliğini düşünürken, “Sur’da, Cizre’de yapılan, Artvin’de yapılanın aynısıdır. Bu demokrasi mücadelesidir. Edirneli ikisini de anlamak ve sahiplenmek zorundadır…” diye bir tweet attım. Bu kısa notuma tepki geleceğini biliyordum, esasında tepki gelsin de yazıyı genişleteyim diye attım. Anlayacağınız küçük bir gazetecilik oyunu yaptım.

Tam motamot bilmiyorum –bilmem de gerekmiyor zaten- ama Kürdistanda yaşananları es geçenler “Artvin başka… Orada Sur’da yaptığını yapamazsın…” diye açıklama yapanlara bu konunun farklı olmadığını anlatmak istedim. Hemen her kesimden itiraz geldi zaten.

Oysa Kürdistanda yaşananları Kahramanmaraş katliamından ayrı tutamayız. Belki bugüne değin Kürt sorununu çözemeyişimizin baş nedenlerinden biri budur. Hatta olaya Kürt sorunu diye yaklaşmasak daha kolay çözeceğiz sanki. Yani olayı demokrasi sorunu anlamında aldığımız zaman devlete ve hükümete karşı bir adım önde olacağız. Esasında bu yazdıklarım domuzuna tümceler ve bilerek yapıyorum.

Attığım tweetde değişik yer ve olayları birleştirirken söylemek istediğim şuydu: “Edirne’de yaşayıp, Sur’daki katliama sessiz kalırsan, Bingöl’den Artvin’e ses çıkarmazsan, bu benim sorunum değil dersen demokrasiye daha geç geçersin, daha çok ölürsün, daha çok ayrışırsın…

Geçen hafta Med Nuçe TV’de söylemek istediğim buydu esasında. Türkiye’de hiç demokrasi yaşanmadı ama son 2 seçimde HDP’nin aldığı oy oranı gelmeyen demokrasiyi savunanları daha da korkuttu. HDP’nin savunduğu en önemli şey Erdoğan’ın başkan yapılıp yapılmaması değildi aslında, biz parti olarak Türkiyelileşmeyi savunduk.

Bütün sorun burada kilitlendi bence, Türkiyelileşmek deyip de 80 vekil çıkartınca oligarşi, dinciler, Kemalistler bizden “Eh Türkiyelileştik, artık sizler gibi olabiliriz…dememizi, yani tam Türk olmamızı, Kürdistan’ı unutmamızı, Heslerle ilgilenmemizi beklediler. Benim Türkiyelileşmekten anladığım buydu, onların anladığı farklı. Ben Türkiyelileşince Kürt sorununu bir kenara atmayacaktım, eskisi gibi savaşacaktım ama aynı zamanda Artvin de benim sorunum olacaktı.

Son 10 yıla baktığımızda bunun önemli verileri var esasında. Tekel işçileri olayı bunlardan biridir bana göre. Hep beraber oradaydık, Gezide farklı değildik, bütünleştik. Van depremini aklınıza getirin, o sosyal medya Van’ı tek ülke konumuna getirmedi mi?

Yukarıdaki tümceme itiraz edenlere bir anlamda katılıyorum, aynı olaylar değiller. Kürdistan sorunuyla, Artvin olaylarının farkını bal gibi biliyorum. Bunu bütün kesimler için söylüyorum. Ama artık anlamamız gereken bişey var: “Bütün bunların oluş nedeni aynı, mantığı aynı… Tek yanıtı var, demokrasi sorunu…

Buradan şunu da çıkarmayın, demokrasi gelince Kürt sorunu hallolur, diyen solumsulardan değilim. Çünkü bu mantık işçi sınıfını da yok sayan bir mantıktır, demokrasi gelir ve işçi sınıfı da kurtulur. Oysa savaşmadan o da kurtulamaz.

Benim söylemek istediğim Türkiyelileşmek işte bu, benim başat sorunum Kürdistan, şimdi Artvin, yarın Kürdistanla beraber bir başkası. Bunların hepsine neden olan devlet aynı devlet, iktidar aynı iktidar, faşizm aynı faşizm, Erdoğan da aynı Tayyip. Sonuncusu değişik gibi oldu ama siz aldırmayın, onlar aynı soy…

Reklamlar

Şubat 17, 2016

TÜRKİYE SUNİ DEVLET OLMA SORUNUYLA KARŞI KARŞIYA!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 8:18 am

TÜRKİYE SUNİ DEVLET OLMA SORUNUYLA KARŞI KARŞIYA!..

Kaç gündür tarih dersi denilen komiklikleri düşünüyorum da Türkiye’nin bugüne değin iyi dayandığına inanıyorum. Çocukluğumdan beri tarih derslerinde hem Osmanlıyı hem de Kurtuluş Savaşı’nı övüşümüzü bitürlü anlayamamışımdır. O yüzden 10 satır ezberlemekle hallolacak derste hiç başarılı olamadım.

Anlayamadıklarım yada anlam veremediklerim sadece bununla kalsa iyi, biz Viyana kapılarına kadar gidişimizle övünürken, emperyalistlere karşı kurtuluş savaşı veren Atatürk’ü de yere göğe sığdıramamışız. Ama en önemlisi Cumhuriyet bize demokrasi diye yutturulmuş. O yüzden demokrasiyi hiç yaşamadan cumhuriyet elden gidiyor diye feryat figan durumdayız. Ben de hep demokrasi gelsin de cumhuriyet nereye giderse gitsin diyenlerdenim. Çünkü cumhuriyet bana hiçbişey vermiyor. İngilterenin krallık, İran’ın cumhuriyet olduğunu düşündüğümde bana bu korku çok komik yada aldatmaca olarak geliyor.

Türkiye’nin suni devlet olduğunu anlamak için eski haritalara bakmakta yarar var. 900’lerden itibaren haritalara dönem dönem bakarsanız şu anki coğrafyamızla hiçbir bağımızın olmadığını görürsünüz. Bunu söylediğim zaman ulusalcılar bana çok kızıyor ve küfretmeye başlıyorlar ama “Bizim coğrafyamız çok geniş, burada hep değişik tarihler yatıyor…” diye övünmekten de geri kalmıyorlar. Oysa o tarihlerin hiçbiri bize ait değil. Çeşitli yörelere incelemeye gidin, mezarlıklardaki durum bile farklıdır. Bodrum’da hâlâ mezar başında bir testi su bulunur, şamanlardan kalma bir gelenektir bu. Bu örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki, sonunda insanoğu bu coğrafyada “Ben neredeyim ve kimim?..” diye sorabilir kendi kendine.

Bu söylediğimin yanıtı ulusalcıların kızdığı gibi toprakları terk etmek değildir. Bunun için Bizansın yada benzerlerinin yeniden kurulması gerekmiyor. Yapılması gerekeni Kürtler yıllardan beri çok mantıklı bir şekilde anlatmaya çalışıyorlar, “Ben kendi dilimle, kültürümle ve seninle eşit yaşamak istiyorum…

Türkiye yada siyasiler neden buna yanıt veremiyor, bunu iyi düşünmek gerek. Bunu sadece ırkçılık yada faşizmle açıklayamayız, bunun başka bir nedeni olmalı ve sosyologlar, siyaset bilimciler bunu çok ince bir şekilde açıklamalı.

Benim de kendime göre bir açıklamam var, bu düşüncem toplam nedenler içinde ne kadar yer alır, yüzde oranı nedir bilemem ama bugünlerde bu nedenimin sıkıntısını yaşamaya başladık. Açıklamaya çalıştığım nedeni bir soruyla açıklamaya çalışayım isterseniz. Herkes kendi ülkesini savunurken ve bu çok doğalken, biz neden daha fazla savunmaya kalkıp, Suriye’deki gelişmelerden dolayı ülkemizi savunmaya kalkıp bir savaşın hatta 3. Dünya savaşının içine doğru gidiyoruz.

Bunun tek bir nedeni var bence, Türkiye suni bir devlet. Suni bir devlet olduğunu işte dönem dönem o haritalara bakınca görebiliyorsunuz. Suni devlet olduğu için de gölgesinden korkar duruma gelmiş. Böyle olunca da bırakın Türkiye’de yaşayan Kürtlerin haklarına saygı göstermeyi, komşu ülkelerdeki Kürt halklarından, haklarından yada başarılarından korkar olmuş ve rahatsız olmuş.

Birinci Irak Savaşı döneminde Saddam Hüseyin’in haklı olduğu bir açıklama vardı. Saddam Kuveyt’in Irak’tan koparılmış suni bir devlet olduğunu söylemişti. Sonuna kadar haklıydı ve bugün neredeyse esamesi bile okunmuyor. Unuttuğu bişey vardı, Irak da suni bir devletti ve bugün geldiği durumu görüyoruz. İşte Türkiye bu sorunu yaşamaya başladı. Altından kalkabilir mi derseniz, kalkar ama bunun yolu da demokrasiden geçiyor. İşte zorlandığımız nokta da burası.

Şubat 12, 2016

O JÜBÜK KİTAPINI OKUMICAKTINIJ RİJEP TEYP EYDOĞAN!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:00 am

O JÜBÜK KİTAPINI OKUMICAKTINIJ RİJEP TEYP EYDOĞAN!..

Janım şigarayı bırakan din kardişlerim,

Öndeki gel şeni bi öpcem. Gel gel najlanma, gel yanıma, alt tarafı bi öpüjem… Bu aydınlara, enteylere inanmayın şij, bunlar şigaraya cıgara derler, cigara derler, sigara derler, bunu hep şiji kandırmak için şöylüyodırlar eşaşında.

Roman kardişlerim üzerlerine mi alınmaşınlar ama bu şigarayla alkol hep romandan bulaşıyordur bizatihi. Gel şeni bi öpçem. Ohşşşş…

Bakın şije bir hatıratlı anımı anlatim. Bendenij var ya, pırıl pırıl bir çocuktum. Arkadaşımlarımın mijketlerini bile çalmazdım, pardon yer değijtirtmejdim hiç. Bigün kötü bakıjlı biri bana bi kitap verdi. İsteyerek sanmayın sakın ha, korkumdan okudums, iki önüm göjüme akşın ki korkudan, yoksa niye kütüphane okim, ben alkolik miyim. Adı “Jübük” kitabenin.

Kitabeyi bilirsiniz zati, onu hakiki en öz Türkler yajmıştırdırlar. Bu Avrupalı bijden öğrenmiştir midir derler hep. Bu “Jübük” var ya bu “Jübük”, gel seni öpjem… Daha üç-bejinci sayifadayım janım şigara çekti. Adam düpedüj dolandırıjı, halkımı kazıklıyor. O zaman böyle dilim, yoksa adamı dilim dilim yaparım, heytttttttt pe “Jübük”…

Daha on sayfa okudum ki içki içijem diye tutturdum, dayanamıyom, adam da her yol var, çok etkilendim çok. Ben de dedim bunun gibi olcem ama kitap bu, durduğu gibi durmuyo, adamı etkisisi altına alıyo, ben de dedim “Jübük” oljem, hatta geçcem onu. Yazarı Ajij Neşin beni böle yaptırmıştır zati…

Bu “Jübük” bildiniz gibi değil sevgili şigarayı bırakanlarım, hep yalan söylüüü ama halkı inandırıyo, kandırıyo. İlçesisinin bajkanı bile olmuj, acip biri yaa. Gel seni öpcem, bi da janım çekti…

Sonra bide bi şiir okudumuştum bigün, şiire bak şimdi “Rakı şişesin de balık olsam”, “S”siz semaptik duydum balığa, siz bilir misiniz, empati diyolar. Kuruş o kuruş, balık olmayınja böle oluyomuş,

Hem şij bimezşiniz, bunlar hem kitapşıj hem de şok şok kitap okurlardır, şenin benim gibi deil, kitap okur sonra ijip ijip Türkiye’yi kurtarır. Penim kimi yapsana, okuma, ijme ama kurtlar vatanı.

Heytttttttttt nerde kalmıjdık… Kitap kötüdür, çok kötüdür. Sen bakma peygamberimizin okuyun demesine, denemiş, sınamıjtır o. Zate bizimkisi yazılmayıp ki, gökten gelmij, işte bunlar okuyup buna da faili mejhul diyo, okumayın sakın, gel seni bi öpcem…

Older Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: