Ahmet Nesin's Blog

Eylül 16, 2016

BÖLÜCÜSÜN ERDOĞAN!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:52 am

BÖLÜCÜSÜN ERDOĞAN!..

Dört gözle bekliyoruz, bugün ne olacak, kim gözaltına alınıp, kim tutuklanacak, hangi grup işten çıkartılıp, yerine insan bulunamayacak, kaç kişi ölecek ve yaralanacak, Suriye’deki IŞİD’i temizlemek için kaç Kürt öldürülecek, hangi köylerde sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlayıp, insanlar evlerinin içinde yakılacak, gözaltına alınan yazarlar kaç gün daha tutuklu kalacak, daha önce Erdoğan’a küfreden hangi zat-ı muhterem bakan yapılacak, daha kaç seçilmiş belediye başkanı yok sayılacak ve yerine kayyum atanacak, hangi belediye başkanları tutuklanacak ve milletvekillerine dokunulmaya başlanacak, Sur yada Cizre gibi kaç ilçe daha katliama maruz kalacak ve boşaltılacak, Istanbul, Ankara ve İzmir’deki öğretmenlere ne zaman dokunulacak, merakla bekliyoruz.

Sizi bilmem ama ben dört gözle bekliyorum, Erdoğan bu ülkeyi ne zaman bölecek, işte beklediğim bu. Yukarıda saydıklarımın hepsi Türkiye halkları barışın ucuna geldikten hemen sonra başladı. Erdoğan barış adına dünya lideri olabilecekken, savaşarak dünya lideri olmayı tercih etti. Beni bilen bilir, Erdoğan’ı zerre kadar sevmem, kimileyin doğru dediklerine bile (Bu arada söylemiş midir bilmiyorum) karşı çıkacak kadar nefret ediyorum kendisinden ama bu başlattığı barış işlevini tamamlayabilseydi, kendisi Nobel Barış Ödülü’ne aday olurdu ve sonuna kadar desteklerdim kendisini.

Darbe girişiminin başladığı saatte, yani köprünün askerler tarafından kapatılmasından 15 dakika sonra 3 tane kısa tweet attım. Bunlardan biri “Hava darbe kokuyor”du. İkincisi “Ufukta erken seçim gözüküyor” ve üçüncüsü de “Bu darbe Kürtlere ve sosyalistlere karşı dönecek”ti. Bunlar için çok düşünmeye gerek yok, benim gibi 1960 darbesinden beri bütün darbe ve darbe girişimini yaşayanlar anlar ve bilir. Hatta 2014 yılında “Darbe valizim hazır” diye bir yazı da yazmıştım. Yalaka yazar olmadığım için ne benim, ne Abdullah Öcalan’ın ne de kimi arkadaşlarımızın darbe uyarısı ciddiye alınmadı. Oysa şimdi yazdıklarımın dördü de kucağımızda ve ülke bölünmeye doğru gidiyor.

Yazının girişinde yazdıklarımın hepsi, ülkeyi bölünmeye götürecek nitelikte olaylar. Abdullah Öcalan hapse girdiğinden beri bir avazı yerde, bir avazı gökte “Biz ayrılmak istemiyoruz…” diye bağırıyor. Kandil’deki bütün yürütme aynı şeyi yıllardır söylüyor. Konuştuğumuz bütün aydın, yazar ve gazeteci Kürt ve sosyalistler bu konuda hemfikirler. Bugüne değin “Biz ayrılmak istiyoruz…” diyen milletvekili olmadı.

Peki ne oldu da bütün bunlar Erdoğan tarafından tersine döndürüldü. Esasında Erdoğan tarafından demek tam oturmuyor, çünkü daha önce de yazdığım gibi ülkeyi artık kendisi yönetmiyor. Ülkeyi Ergenekon ve balyoz davalarının beraatinden beri derin devlet yönetiyor. Derin devlet kurulduğundan beri Kürtlerle barışa karşı gelmiş bir örgüt. Onlar oldum olası Kürtleri Türk sayan, hâlâ dağda, kar içinde yürürken “Kart-kurt” sesi çıkardığından dolayı dağ Türkleri olduğunu iddia eden bir anlayış içindeler. Bu dediklerine inanıyorlar mı, sanmıyorum ama herkesi Türk görmek üzere şartlanmış bir beyine sahipler. Askere giden Rum, Yahudi ve Ermenileri zamanında sünnet etmelerinin nedeni de bu olmalı.

Peki tam barışa giderken bu Erdoğan’ın neden işine geldi? Çünkü Erdoğan barışa giderken Kürt oylarının kendisine döneceğini hesapladı hep. Oysa durum hiç de umduğu yada beklediği gibi olmadı. Çünkü barışa gidilmesinde oy dışında dünya kadar faktör vardı. Bunlardan birincisi ve en önemlisi PKK’nin 35 yıldır yılmadan savaşması ve işi tartışmak üzere masaya getirebilmesiydi. İkincisi bugüne değin seçilen bağımsız yada partili vekillerin bu sorunu meclise taşımalarıydı. Üçüncüsü, belki de en önemlisi Kürt sorununun artık sadece Türkiye ve Kürdistan sorunu olmadığının ortaya çıkması, yani Suriye, Irak ve İran’da da aynı sorunun olduğu ve doğal olarak Türkiye meselesinden Ortadoğu meselesine dönüşmesiydi. Ortadoğu meselesi olunca işin içine sevseniz de sevmeseniz de başta ABD ve AB olmak üzere bütün dünya giriyor. Bütün dünyanın ilgilendiği bir sorunu da tek başınıza çözemezsiniz.

İşte Erdoğan burada fena bir yumruk yedi ve kendisi cumhurbaşkanı olduktan sonra üyesi olduğum HDP 80 vekil çıkarınca AKP hükümet kuramaz noktaya geldi. Yani yukarıda saydıklarımın hepsi bizim hanemize yazıldı, çünkü biz bunun bedelini yıllardır ödüyoruz ve hiç geri adım atmadık.

Erdoğan mantığı burada ters işledi ve barışla oylar kendisine gelmeyince beraat ederek hapisten kurtulan derin devletin savaş tamtamlarına beynini açtı koşar adım gidiyor. Oysa hiçbişey bitmiş değil, Erdoğan tekrar barış masasına dönebilir ve Nobel Barış Ödülü’ne koşar adım gidebilir. Hatta kendi adıma söz veriyorum, biz bu barış neticesinde Apo’yu aday göstermeyeceğiz. Tabii Nobel Komitesi gösterirse buna da bişey diyemem.

 

Reklamlar

Yorum Yapın »

Henüz yorum yapılmamış.

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: