Ahmet Nesin's Blog

Aralık 19, 2016

BELEŞTEPE’DEN DOLMABAHÇE MUTABAKATINA YÜRÜYORDU ERDOĞAN

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:02 am

BELEŞTEPE’DEN DOLMABAHÇE MUTABAKATINA YÜRÜYORDU ERDOĞAN

Hiçbişeyin önemi yoktu, Cumhurun başkanı partili başkanımsı Recep Tayyip Erdoğan hedefe doğru yürüyordu. O kadar cıgara alerjisine karşın neredeyse bir havana purosu yakıp, ayaklarını masaya uzatacak ve viskisini yudumlayacaktı. Aklına şıpıdık terlikli cumhurbaşkanı Turgut Özal gelmişti, “Anayasayı bikez delmekle bişey olmaz” diyordu o, kendisi de “Bikereden bişey olmaz” diyerek yayıldı koltuğuna ve viski ve purosunun kokularının mayhoşluğunda MHP lideri Devlet Bahçeli’yi düşündü ve “Bikereden bişey olmaz” diye mırıldandı.

21 parelik anayasa değişikliğinin meclisten geçmesi için 1 adım kalmıştı, tutuklu HDP’li milletvekillerinin oy kullanmasını engellemeye çalışıyordu ve bunu başaracaktı. Ama hem AKP’de hem de MHP’de oy vermeyecekler vardı, o yüzden 2 HDP’li milletvekili daha gözaltına alındı, hem de meclisten çıktıktan sonra. Büyük olasılıkla serbest bırakıldıklarında yurt dışı yasağı konacaktı meclis çıkışında alınan vekiller için.

İşte o an gelen haber yıktı onu, maç sonrası 2 bomba patlamıştı, saatler saati kovalıyordu ama TV’lerde sadece 20 yaralı vardı, ta ki El Cezire TV 15 ölü olduğunu söyleyene kadar. O andan itibaren ölü sayılarını öğrenmeye başladık. Gözlerine baktığımda çok yorgundu, korkusu 2 misline 10 misline çıkmıştı. Evcilleşmemiş bir kediyi gözünüzün önüne getirin, onu bir odaya kilitleyip, sonra yakalamaya çalıştığınızda nasıl paniklerse, perdeden düz duvara kadar tırmanırsa kurtulmak için, o da kendi içinde öyleydi. Çünkü patlayan bombalar kendi kaldığı Dolmabahçe çalışma mekanına çok yakındı.

Ölen polis yada siviller umurunda değildi pek, “Sıra bana mı geliyor, nasıl bu kadar yaklaştılar…” diye bir yudum ve bir nefes daha çekti. En dehşet demeçleri vermek zorundaydı, onları düşündü kafasında, zaten her saniye korkunçlaştığından daha korkunç nasıl olabileceğini düşünemedi ve korktu kendisinden.

Ah dedi ağladı, vah dedi dağladı, her gazeteciye daha korkutucu demeçler verdi ama paniklemesi bitürlü geçmiyordu. Nedenini bulamıyordu. Hastahaneye gitti ve yaralıları ziyaret etti, işte en korkunç açıklamasını çıkışta yaptı: “2 arkadaşımız yoğun bakımda, ama onların da gözleri açık, şakalaşmamızı bile anladılar…” dedi. O anda yandaş medya bile donakaldı, ne gibi bir şaka yaptığını düşündüler ama soramadılar ödleri hazırolda olduğundan dolayı. Paranoya ve sara krizi had safhadaydı, her türlü saçmalamaya hazırdı beyni.

Kesmedi onu hastane ziyareti, koşar adım Beleştepe’ye gitti ve 8-10 kişiyle beraber dua etmeye başladı. Oradan diğer bombanın patladığı stadyumun önüne geldiler dua etmeye ama bişeyler onu daha beter yapıyordu her saniye. Çözmeliydi bunu, çünkü bu paniklemeyi anlamaya başlamıştı herkes.

Dolmabahçe Sarayı’ndaki çalışma odasına giderse rahatlayacağını düşündü ve oraya doğru yürümeye başladı. Tam Dolmabahçe mutabakatının açıklandığı odanın önünden geçiyordu ki yukarıdan bir ses “Erdoğan, o anlaşmayı elinin tersiyle itmeseydin ben HDP’nin mitinginde patlayan bombayla ölmeyecektim…” diye gürledi. Başının içinde sesler çınlıyordu. “Ben Suruç’ta sayende öldürüldüm Erdoğan” diyordu bir ses, diğeri “Ankara Garı’ndaki bombayı unuttun mu Erdoğan” diye haykırıyordu.

Beyni çın çın ötüyordu, sesler birbirine karışmıştı, polisler, askerler, gerillalar, Gezi’de öldürülen gençler, siviller, alayı bağırıyordu. Dakikalar dakikaları kovaladı ve birden bir sessizlik oldu, önce bir karaltı gelmeye başladı kendine doğru, seçmeye çalıştı gözlerini kısarak. “Ben ekmek almaya çıkmıştım Erdoğan amca…” dedi Berkin Elvan.

Ezildi, ufaldı, unufak oldu ve perde kapandı…

Reklamlar

Aralık 12, 2016

ERDOĞAN’I BİTİRECEK 21 PARE TOP ATIŞI…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:48 am

ERDOĞAN’I BİTİRECEK 21 PARE TOP ATIŞI…

Kimi yazılarımdan yada söyleşilerimden dolayı beni çok iyimser bulanlar olduğunu biliyorum. Oysa çok iyimser biri değilimdir ama Partili Cumhur Devlet Başkanı (Yeni anayasa taslağına göre adama başka isim bulamadım) Recep Tayyip Erdoğan benim iyimser yazmam ve konuşmam için elinden geleni yapıyor.

Önce neden bu kadar iyimser gibi gözüktüğümü açıklayayım. Erdoğan yeni anayasayla neler yapabileceğinin emarelerini uzun zamandır söylüyordu. Bunlardan en önemlisi Erdoğan benim adıma her şeyi yapacak ve benim nasıl yaşamam gerektiğine karar verecek. Aylardır hatta yıllardır başkanlık sistemi tartışılıyor ya, esasında bütün tartışma tek cümlede kilitleniyor, Erdoğan neredeyse benim hangi sokaklarda yürümem gerektiğine karar verecek ama ben buna izin vermeyeceğim için o 21 pare top atışı Erdoğan için atılamayacak.

Bütün lümpenler yada kabadayılar gibi Erdoğan da kendisini herkesten akıllı sanıyor. Oysa iş o kadar basit değil. Erdoğan köylü kurnazlığıyla şehir lümpenliğinin karmaşası biri, o yüzden yıllardır tartışılan diploma olayını da bu yolla çözmeye çalışmış. Yeni yasaya göre Partili Cumhur Devlet Başkanı adayı olabilmek için üniversite mezunu olma şartını getirmiş ama kaç yıllık üniversite olduğunu yazmamış. Erdoğan’ın mantığına göre 2 yıllık eğitim enstitüsü mezunu da aday olabiliyor. Bu yasaya göre Erdoğan’ın diploma tartışması son buluyor. Oysa benim derdim Erdoğan’ın üniversite diploması değil, Eyüp Lisesi’nden aldığı yada aldığı söylenen lise diploması. Ben bu diplomanın bile alınmış olabileceğinden şüpheliyim.

Anayasanın hangi maddesine bakarsanız bakın, bütün maddelerin paçasından korku akıyor. Erdoğan o kadar korkmuş durumda ki, Türkiye’de olabilecek her şeyin kararını kendisi almak istiyor. Öyle bir korku ki Erdoğan’ın kafası bundan sonra eşi yada çocuklarının önereceği torpilli isimlerin atanmasına bile kapalı. Çünkü bu korku paranoyaya dönüşmüş, hatta had safhaya gelmiş ve başkasının atayacağı her kişi Erdoğan’ı bitirecek sanıyor.

Erdoğan yeni anayasada halkın sevgisini kazanabilmek için bir kurnazlık daha yapmaya çalışmış. Yeni yasaya göre 18 yaşını geçen herkes milletvekili adayı olabiliyor. Daha doğrusu bu anayasa meclisten onaylanırsa böyle olacak. O da sanıyor ki gençler milletvekili olma düşüyle bu referanduma oy verecekler.

Oysa burada çok ince bir kurnazlık var ve MHP gibi en milliyetçi parti ve başkanı Devlet Bahçeli bunu nasıl atlamış anlam veremiyorum. 18 yaşını geçmiş çocuk rüştünü ispatlamıştır ama daha askerliğini yapmadığından milletvekili adayı olamaz. Buna çözüm olabilir mi, bence olur, her sabah bizi şaşırtmayı adet haline getiren Erdoğan yarın sabah kalktığında “Ben artık komünizme inanıyorum, Nato’dan çıktım, orduyu lağvettim…” diyebilir ama bu durumda AB’nin karşılığı sandığı Şanghay 5’lisine de giremez, çünkü o da bir askeri birleşimdir. O yüzden 2019 yılında 18 yaşına gelip de meclis düşü kuran çocuklar boşuna düş kurmayın, 16 yaşında askere gidemeyeceğinizden dolayı bu yol da size kapalı.

Gelelim en başta yazdığım iyimserliğime. Bence bu 21 parelik Erdoğan top atışı meclisten geçmeyecek, geçse bile ucu ucuna geçecek ve referandumda Erdoğan’a ciddi bir tokat atacak. Okuyanlar anımsayabilir, 7 Haziran seçimlerinden önce “Davutoğlu HDP’ye Oy Verecek” diye bir yazı yazmıştım. Şimdi de buna benzer bişey söylüyorum ve bunun da yazısını yazacağım: “BİNALİ YILDIRIM BU ANAYASAYA HAYIR DİYECEK

Ne yazacağıma, ne konuşacağıma, hangi sokakta yürüyeceğime ve mekanda bulunacağıma ben karar vereceğimden, hangi yasanın nasıl ve neden çıkacağına benim seçtiğim vekil karar vereceğinden, barış ve demokrasi istemimi gerçekleştirmek için mücadele edeceğimden dolayı, yukarıda yazdıklarımın hepsine Erdoğan karar vereceğinden dolayı bu yasa, 21 parelik top atışı meclisten geçmeyecek. Siz de benim gibi düşündüğünüzde Erdoğan yaşamının en büyük tokadını yemiş olacak.

Aralık 5, 2016

SENİN MANTIĞINLA TÜRKİYE HAPI YUTTU ERDOĞAN…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 5:41 am

SENİN MANTIĞINLA TÜRKİYE HAPI YUTTU ERDOĞAN…

Önceki gün bir Rus yetkilisi “Erdoğan önce konuşuyor, sonra düşünüyor…” demiş. Söylediğinde haklılık payı olsa bile ben hâlâ Erdoğan’ın düşünme yetisi olduğundan şüphe ediyorum. Düşünme yetisi olan insan arasıra da olsa önce konuşmadan düşünür çünkü. Erdoğan geçenlerde yaptığı bir konuşmada “Biz 20 milyon kilometrekareden 780 bin kilometrekareye kadar küçülmüş olan bir devletiz, bir ülkeyiz, bir milletiz. Biz tokluğu gördük ve şu anda da kimsenin topraklarında bizim gözümüz yok…” dedi.

20 milyon kilometre kare olduğumuz dönemde 50’den fazla ülke işgal etmiş Osmanlı İmparatorluğu. Erdoğan’ın bu tümcesini değişik şekillerde yorumlayabilirsiniz esasında. Ama bir gerçek va ki, o da kurulduğumuzda 780 bin metrekare olmadığımız, yani daha küçük olduğumuzdur.

Osmanlı İmparatorluğu Bilecik’de ilk kurulduğunda kaç kilometre kareydi bilemiyorum ama 780 bin kilometre kareden küçük olduğu kesin. Bu, şu anlama geliyor, Türkiye’yi Osmanlı’nın devamı olarak kabul ettiğimizde biz hâlâ kabul etsek de etmesek de işgal ettiğimiz topraklar üzerine kurulmuş bir devletiz. Benim arasıra “Türkiye suni bir devlettir” diye yazmamın nedeni de budur.

10. ve 11. yüzyıl haritalarına baktığımızda o tarihteki Türkiye sınırlarında hangi ülkeler ve toplumlar olduğunu görüyoruz esasında. Hatta o kadar geriye gitmeye de gerek yok, yıllar önce İş Bankası yayınlarından çıkan “İlk Meclisin Gizli Tutanakları” kitaplarında (4 cilt) Lazistan ve Kürdistan vekillerinin olduğunu görüyoruz. Hatta ilk Meclis-i Mebusan’da 47 Gayri Müslüm vekile karşı 68 müslüman vekil var. Bu vekiller arasında Şam, Kosova, Suriye, Selanik, Hicaz, Bulgaristan, Girit, Rodos, Bağdat ve Bosna-Hersek vekillerini de sayarsak ne kadar Türkiye olduğunu anlarız esasında.

1908-1912 meclisine baktığımızda mebuslar müslüm yada gayri müslüm olarak değil de kökenine göre ayrılmış durumda. Aralarında Ermeni, Rum, Yahudi, Arnavut, Arap, Sırp, Bulgar, Ulah, Asuri diye ayrılıyorlar.

İşgal ettiğimiz ülkeler Osmanlı’dan ayrıldıktan sonra, hatta ayrılmak belki yanlış olur, işgalinden kurtulduktan sonra bizim yüzölçümümüz 780 bine düşmüş. Son yıllarda Erdoğan bu durumdan oldukça yakınıyor. Oraya saldırıyor, buraya saldırıyor ama sonuç alamıyor.

Diyelim ki Erdoğan’a hak verdim ve eski topraklarımıza özendim (Ne kadar bizimse onlar) ve tekrar bir imparatorluk hayaline düştüm, ilk aklıma gelen oraları tekrar işgale kalkışmak mı olur, yoksa yıllar önce işgal ettiğim toprakların ilk sahipleri de benim gibi düşünürse diye hayıflanmak mı?

Söylemek istediğimi daha açık yazmaya çalışayım, eğer Erdoğan’ın “Biz eskiden şu kadar kilometre kareydik…” diye düşünmesine karşın, kurulduğumuz Bilecik dışındaki toprakların sahibi ülkelerin yada toplumların böyle düşünme hakları yok mu? Biz kendimizi haklı görüyorsak, Yunanistan’da aynı şeyi söyleyip Trakya’nın bir bölümünü ister yada almaya kalkarsa kendimizi nasıl savunabiliriz. Karadeniz’de Lazistan ve Ermenistan “Haklısın Türkiye, seninle aynı görüşteyim, ben de eski topraklarımı istiyorum…” dediğinde verecek yanıtımız ne olur.

Bu dediğim Kürdistan için de geçerli. Ben kendi açımdan her zaman Kürdistan’ın ne karar vereceği konusunda Türk sosyalistlerinin ve devrimcilerinin yorum yapmasına, onlara akıl vermesine karşı çıktım, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkına hep inandım. Bugün isteneni biraz geçmişe bağlamak istedim esasında. 1920’lerde kimi Ermeni ve Kürt mebusları Sevr anlaşmasında Türkiye’de Ermenistan ve Kürdistan’ın kurulmasını istemişler. Bunun üzerine Beyazıt (Ağrı) milletvekili Mehmet Şefik (Baydar) kürsüye çıkar ve uzun bir konuşma yapar. Konuşmanın bir bölümünde Baydar “Evet, Kürt aşiret ve kavimlerinin bazı talepleri vardır. Kürtler ne ister? Kürtler; bulundukları yerde Türk kardeşleri ile birlikte medrese ve mektep ister. Yol ister. Adalet ve mali yardım ister. Bu da hakkıdır. Fakat bunu başka taraftan değil, makam-ı Devlet’ten ve Yüksek Meclis’inizden ister. Bu taleplerin de zamanını bilir.

Bu bölümü yazmamın nedeni ayrılmak isteyen Kürtlerle Mehmet Şefik Baydar’ın mukayesesini yapmak yada hangisinin haklı olduğunu söylemek değil. 1920’de, cumhuriyetten önce bir Kürt vekiliyle bugün istenenin hâlâ aynı olduğu ve çözülmemiş olması.

Bizim 20 milyon km kare toprağımız vardı…” diyen biri varken iktidarın başında çözülme olasılığı olmadığı gibi hapislere girmemiz de normaldir. Esasında Erdoğan mantığından gidersek bizim orta asyadan gelip Bilecik ve etrafına sığışmamız gerekiyor. Kolay gelsin, ne diyeyim, Rus uzmanın dediği gibi adam önce konuşuyor, sonra düşünüyor, onu da becerebiliyorsa…

 

« Newer Posts

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: