Ahmet Nesin's Blog

Ocak 9, 2017

BENİ VATANDAŞLIKTAN ATAMAZSIN ERDOĞAN…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 12:24 am

BENİ VATANDAŞLIKTAN ATAMAZSIN ERDOĞAN…

Yeni bir kanun hükmünde kararname çıktı, davası olanlar, duruşmaya gelmez ve yurt dışında oldukları tespit edilirse, bakanlığa bildirilecek ve vatandaşlıktan atılacak. Bu karar siyasi mi, ticari mi onu anlayamadım. Çünkü darbe komedisi sonrasında yurt dışına çıkan yada kaçan Fethullah Gülen ekibi var ki, onların çok ciddi birikimleri var ve böyle bir durumda bunların mallarına el konulacak.
Gerçi öyle bir adam var ki iktidarda (Artık adını yazmak istemiyorum) insanların mallarına el koymak için vatandaşlıktan çıkartmayı beklemiyor, başka bir kanun hükmünde kararnameyle bunu yapabiliyor. Zaman Gazetesi yazarlarına uygulandı bu iğrençlik, şair Hilmi Yavuz’un evlerine bile el koydular. Durum şimdi ne aşamada bilmiyorum, utancımdan ve üzüntümden sormaya çekiniyorum.
Sadece Zaman Gazetesi yazarlarına da değil, bisürü işyerine o mantıkla el konuldu, kimi derneklerin mal varlıkları oğluşunun derneğine verildi, mallarına mal, paralarına para kattılar. Dernekleri bilemem ama ben el konulan işyerlerinin zamanı geldiğinde geri alınacağını ve bunlara çok ciddi faiz ödeneceğini biliyorum. Büyük olasılıkla yaşadığımız karmaşa azaldığında AHİM sadece bizimle uğraşacak gibi geliyor.
Adını yazmak istemediğim adam bu yeni KHK ile hedef olarak sadece Fethullah Gülen ekibini seçmiyor esasında. Her darbe sonrası olduğu gibi devrimcilerle uğraşmaya başladılar. Yeni KHK ile barışa imza atan akademisyenleri işlerinden çıkardılar. Gazeteleri, radyoları, televizyonları kapatılan binlerce gazeteci var, onlar da aynı endişeleri yaşıyorlar.
Bahsettiğim lümpen adam yurt dışındakilere çok net bişey söylüyor esasında:

– YA SANA HAKSIZ YERE DE OLSA AÇTIĞIM DAVANA GEL SENİ TUTUKLAYAYIM,
– YADA SEN GELME, BEN SENİ VATANDAŞLIKTAN ATAYIM, SONRASINI SEN DÜŞÜN…

Önce şunu söyleyeyim, Özgür Gündem Gazetesi’nin onurla yaptığım 1 günlük genel yayın müdürlüğü için açtığın davaya gelmeyeceğim. Açtığın davadan dolayı 11 gün hapis yattım ve bundan hiç gocunmadım. Ama bundan sonra açtırttığın bu saçmasapan davadan dolayı –ne kadar olduğunu bilmediğim- bir süreyi hapiste geçirmek gibi bir niyetim yok.
Gezi olayında sonra ölen gençler için “Ateş etme emrini polislere ben verdim…” diyen senin gibi bir diktatör benim vatan sevgimi sorgulayamaz. Sur’da yada benzeri yerlerde yaptırdığın katliamları gördükten sonra senin nasıl biri olduğunu çok anlatmama gerek yok aslında.
Pek değil kitap yazı bile okuduğunu sanmam ama yardakçıların anımsayacaktır: “Ülkeyi Darbeye Zorluyorsun Erdoğan” diye bir yazı yazmıştım. Bunu bilerek yaptın, çünkü tek derdin paralarını kurtarmak. Bu kadar paran olmasa esasında başka ülkeye kaçacaksın ama bunca çalıntıyla seni hiçbir ülke kabul etmez, taşımaz. Örneğini oğlunu İtalya’ya göndererek yaşadın zaten.
Bundan dolayı beni vatandaşlıktan atman da pek umurumda değil. Çünkü ben vatan sevgisini senin gibi algılamıyorum, verdiğin nüfus kağıdı yada pasaport benim için sadece birer meta. Ben vatan sevgisini bu yaşıma kadar hiç kaybetmediğim devrimci ruhumla yaşıyorum. Bu yaşıma kadar özgür bir ülkede yaşamak için kendimce elimden geleni yaptım, bundan sonra da yapacağım. Kürtlerin dilleri ve kültürleri serbest olana kadar, Türkiye’ye barış gelene kadar, işçilerin haklarını alana kadar, aklına gelen ne kadar demokratik karar varsa, hepsi uygulanana kadar bu savaşıma devam edeceğim.
Sen bunları anlayamazsın, bir gün iktidara geldiğimizde partimden istifa edip, bağımsız bir aydın olarak, onun yaptığı yanlışları eleştirmek, yapmadıklarını yazmak ve anımsatmak için yaşayacağım.
Avrupa’ya gönderdiğin 6 bin kişilik katil ordusunu da biliyorum. Onların gönderdikleri mesajlar elimizde. Ama unutma, hepsi sağlam çıkmıyor, aralarında ötenler var. Bunlar beni yada arkadaşlarımı korkutmuyor. Evimize, derneğimize kadar giren bu cani kılıklı adamlardan biri şu an Almanya’da tutuklu. Bu konuda Almanya devletinden yediğin fırçayı ben biliyorsam, sen de haydi haydi biliyorsundur.
Tahliye olduğum gün evimin fotoğrafını çeken ve gece yarısı balkondan girmeye çalışan şerefsiz ne kadar senin emrindeyse, buradaki MİT elemanları da senin elinde. Umarım bigün OHAL ilan edildikten sonra neden daha çok bombalanma yaşandığını anlatırsın bu halka.
Elinden geleni ardına koyma lümpen adam ama şunu hiçbir zaman unutma: BEN VATAN SEVGİSİNİ SENDEN ALMADIM.

Ocak 1, 2017

TEKNİK DİKTATÖR…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 9:30 am

TEKNİK DİKTATÖR…

Yeni yıla, yeni anayasa hazırlıklarıyla giriyoruz. Esasında yeni anayasa demek ne kadar doğru bilmiyorum, çünkü bu faşist 12 Eylül yasasında ne varsa, bitürlü tamamı değiştirilemiyor, hep madde madde değiştiriyorlar. Aklıma Ajda Pekkan geldi birden, yıllardır girmediği şekil kalmadı, burnunu değiştiriyor, bakıyor dudağına uymuyor, dudağını düzeltiyor. Ajda Pekkan’a bazen bakıyorum benden kısa, 1 hafta sonra basketçi gibi. Anlayacağınız bu anayasa da öyle bişey oldu, bitürlü tamamı yazılıp yerine konmuyor.

Esasında bu anayasa değişim anlamında Ajda Pekkan’a benzese de, karakter olarak daha çok Fatih Terim’e benziyor. Bir kişi için yapılan anayasa var karşımızda. Fatih Terim de öyle değil mi, statü gereği onca yardımcısına karşın hep kararları tek başına alıyor, sonra yenilince bile övülmeye başlanıyor. Yenilirken yaptıkları da benziyor esasında o kişiye, sevmediklerini yada hata yapanları çaktırmadan dövüyor, bazen de bayağı çaktırıyor. Televizyonun önünde de dövse kimsenin gıkı çıkmıyor. Halk onu seviyor diye, federasyon onu kovamıyor. İkisi de dövdükçe seviliyor. Kavga etmediğimiz ülke kalmadı ama seviliyor.

Yeni anayasa yada yeni değil de, değiştirilen anayasa nasıl bişey olacak, herkes merakla bekliyor.

Değiştirilen anayasa Recep Tayyip Erdoğan’ın sabah uyanmasıyla başlayacak. Erdoğan uyanır uyanmaz Türkiye’nin yönetilmesiyle hiçbir bağlantısı olmayan meclisi düşünerek bıyık altından gülümseyecek. Bu arada Erdoğan’ın 3 telefonu olacak, biri cumhurbaşkanlığı, diğeri başbakanlık, sonuncusu da AKP genel başkanlığı telefonları. Kimileyin üçü birden aynı anda çalsa da kendisi çok kişi sayıldığından bunun altından kalkabilecek.

Buradaki sıkıntı arasıra da olsa eski günlerini özlemesi olacak. Kolay değil, telefonu açıp başbakanı azarlamayı unutmak. İşte o eski günlerini anarken dalgınlıkla başbakanı arayacak:

Zırrrttttttt-pırrrtttttt, Buyrun efem cumhurbaşkanım Recep bey, ben kulunuz başbakan Tayyip.

Bu olur mu, bence olur, hatta daha da ileri gidebilir: “Bana bak Tayyip, o parti başkanın Erdoğan’a söyle, bir daha böyle saçmalamasın…

Size abartıyorum gibi gelebilir ama önce meclis, sonra da halkımız bu saçmalığı seçmek için sandığa gidecek. Bu saçmalık sadece bununla kalsa iyi, bu üç kişilikli şahıs kendisinin getirdiği yasaları denetleyecek anayasa mahkemesinin tamamını seçecek, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun da tamamını seçecek. Esasını tamamını seçmeyecek, bir kısmını parti başkanı olarak seçtiği milletvekilleri seçecek. Dekanları, rektörleri o seçecek, danıştayı, sayıştayı seçecek.

Öyle bir demokrasi gelecek ki, neredeyse Cumhurbaşkanı Tayyip’in, başbakan Recep’in ve parti başkanı Erdoğan’ın seçmediği herkesi tımarhaneye kapatmamız gerekecek.

Bu arada meclis ne işe yarayacak, bunu sadece ben değil, esasında Erdoğan da bilmiyor. Daha doğrusu Recep cumhurbaşkanı, Tayyip de başbakan olduktan sonra Erdoğan parti başkanı olarak ne yapacağını bilmiyor. Dedikodulara göre sanırım bikez sormuş, Cumhurbaşkanı Tayyip de ona “Otur oturduğun yere, herşeye karışma, sen anlamazsın…” demiş.

Meclise seçilecek AKP’li vekilleri de tek kişi seçecek ya, herkesin tartıştığı bu. Oysa bence bu yanlış bir tartışma. Bence tartışma şöyle olmalıydı “Yasayı veto edemeyecek, bütçeyi bırakın reddetmeyi, bile onaylayamayacak (Reddetmesi hükümsüz kalınca onaylamanın bir anlamı yok), bakan olamayacak, kendi memleketiyle ilgili bişey yapamayacak, hepsini bırakın, arasıra kolunu indirip kaldıramayacak bir kişi neden milletvekili adayı olur…” Gerçekten, bu yasa onaylanırsa 2019 seçimlerinde bir kişi neden AKP’den aday olmak ister. “Baba, neden aday oldun…”, “Hiçbişey yapmamak için kızım…

Bu sadece AKP için de geçerli değil. Diyelim ki ben yeniden aday adayı oldum ve partim de beni kabul etti ve seçildim. Muhalefet milletvekili olarak yapabileceğim hiçbişey yok ki, sadece kendi değil, muhalefet vekilinin de yapacağı bişey yok ki. Erdoğan’ın önerdiği, Tayyib’in meclise getirdiği ve Receb’in çıkardığı yasayı ben Erdoğan’ın önerdiği, Tayyib’in meclise getirdiği ve Receb’in seçtiği anayasa mahkemesine mi şikayet edeceğim.

İşte bu üç değişik kişiyi aynı potada birleştirdiğimizde ortaya bir Teknik Diktatör çıkıyor. Aynı Fatih Terim gibi, milli takım dünya sıralamasında geriledikçe adamın titri ve maaşı artıyor. Erdoğan da kredi kaybettikçe titri ve maaşı artıyor.

Aralık 29, 2016

ŞENER ŞEN BU ÖDÜLÜ HAKETMEMİŞTİR…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 1:38 am

ŞENER ŞEN BU ÖDÜLÜ HAKETMEMİŞTİR…

Dün sabah kalktığımda Şener Şen’in Türkiye’ye faşizmi getiren, yetmiyormuş gibi şeriatçılığı getirmeye çalışan, neredeyse önüne gelen bütün Kürtleri öldürmeyi amaçlayan ve bunun için elinden geleni ardına koymayan, evlerinin üstünde ev bırakmayan, sokakta bıraktığı kadının cansız bedenine ailesinin ulaşmasını engellemekten ve o çıplak bedenleri seyretmekten zevk alan, seçilmiş eşbaşkanları ve vekilleri hapse attıran, sosyalistlere kin duyan, barış istedi diye akademisyenleri hapsettirdiği ve işten attıran, getirmek istediği 21 anayasa maddesiyle bütün Türkiye’ye tek başına hükmetmek isteyen, seçmedik başkan ve müdür bırakmayan, hükümeti meclis dışından kurmayı planlayarak meclisi görmezden gelen cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan ödül aldığını gördüm. Bütün bu yazdıklarımdan bir tanesi bile beni irrite etmeye yeter de artar bile.

Şener Şen bu ödülü ilginç bir günde alıyor, Roboski katliamında, yani PKK’li diye çoğu 18 yaşından küçük çocukların katledildiği ve davasının görülmediği günde alıyor. Daha da ilginci, barış akademisyenlerini destekledi diye 433 sinemacı hakkında soruşturma açıldıktan 4-5 gün sonra alıyor bu ödülü.

Şener Şen ödülü alırken kendine göre önemli bir açıklama yapıyor. Ödülü toplumsal barış adına aldığını söylüyor Şen. Oysa Şen’in adı toplumsal barış istedi diye tutuklanan ve işten atılan akademisyenleri destekleyen ve haklarında soruşturma açılan 433 sinemacının arasında yok. Yani bunca profesör, doçent, asistan, yönetmen, oyuncu, ışıkçı, dekoratör, aklınıza başka kim geliyorsa bir bildiri imzalayınca toplumsal barış için bişey yapmış olmuyor ama artık ıcığını cıcığını bildiğimiz Recep Tayyip Erdoğan’dan ödül alınca Şener Şen toplumsal barış adına adayabiliyor ödülünü.

Twiter’da eleştirirken Şener Şen’i Gezi’den örnek vermiştim. Gazeteciler, sinemacılar ve yazarlar olarak ortak bir çadırımız vardı. Neredeyse gelmeyen kalmamıştı, aralarında 80 yaşını geçenler de vardı, yeni işe başlamış ve orada oldukları için uzun süre çalıştırılmayacak olanlar da. Orada gençler öldürülüyordu ve Şener Şen’in dün ödül aldığı bu adam “O emri ben verdim…” diye kasım kasım kasılıyordu. Sen barış adına adadığın bu ödülü kendi katilliğini kendisi tescil ettiren birinden aldın Şener Şen. Hem de Gezi Parkı’na 2 saniye gelmeden, bunca yıldır yaşadığımız faşistliklere tek kelam etmeden, ne oluyor benim ülkemde demeden.

Senin oyunculuğuna laf söylemek ne başkasının ne de benim haddimdir. Ama çok iyi kürt aksanıyla konuşarak barış gelmiyor ülkeye. Çıtın çıkmadan, tecavüze uğrayan kadın ve çocukları, 12 yaşında evlendirilmek istenenleri savunamıyorsun bu ülkede, ödülsüz de bişeyler yapmak yada söylemek gerekiyor. Bu ülke insanı seni unutmak üzereyken bir faşistin elinden devlet ödülü alarak anımsanmak ve polemik konusu olmak ne onur kırıcı bişeydir acaba?

Bu ödül için attığım twitten dolayı bana küfredenler umarım bu yazıyı da okurlar. Bana ödül alan başkalarını anımsatanlara şunu söylemek isterim. Yaşar Kemal, Abdullah Gül’den aynı ödülü aldığında, “Yaşar ağabey, iyi ki Orhan Pamuk Nobel ödülünü aldı, yoksa sen bu ödülü reddederdin, çünkü hâlâ yıllardır beklediğin nobeli alma olasılığın olacaktı, oysa artık yok ve sen bu ödülü aldın…” diye uzun bir yazı yazmıştım.

Bütün bu yazdıklarım, Ne Yaşar Kemal’in yazarlığına, ne Ara Güler’in fotoğrafçılığına ne de Şener Şen’in oyunculuğuna gölge düşürmez ama bana da dik duruşları hakkında, barışa ve demokrasiye inanışları hakkında yazma izni verir.

Şunu hiç unutma Şener Şen, sen hâlâ Oscar’ı alabilecek az oyunculardan birisin!.. Eften püften ödülleri değil.

 

« Newer PostsOlder Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: