YA SAYI SAYMASINI BİLMİYORSUNUZ YADA!..
50 küsur günden beri devam eden Tekel işçilerinin grevini bilmeyen kalmamıştır sanırım. 2 yıldır yazılarımda Türkiye’de halkın ilk kez kendi kendine kim olduğunu sormaya başladığını yazıyorum. Hangi kesim yada sınıftan olursa olsun halk “Ben kimim” diye soruyor. Bunun en büyük kanıtı bilhassa AKP hükümetiyle başlayan laiklik tartışmasının kimler arasında yapıldığıdır. Laiklik tartışması dinciler ve libre-el-al’larla dindarlar ve kimi solcular arasında yapılmaktadır. Ancak tartışmanın esası dindar ve dinciler arasındadır. Bunun en önemli gerekçesi dindarların kendi kendilerine “Ben nereye kadar Müslümanım ve demokratım?” diye sormalarından kaynaklanıyor.
İşçiler de sanırım Türkiye işçi ve sendika tarihinde ilk kez kendilerine “Ben ne kadar işçiyim?” diye soruyor. Tekel işçilerinin devam eden grevine baktığımızda da bunu görüyoruz, ülkücü, sosyal demokrat, AKP’li, sosyalist ve Kürt işçiler hedeflerinin tek ve aynı olduğunu görmüşler ve omuz omuza greve başlamışlar. Bu en çok AKP’yi ve onu destekleyen aydınımsı libre-el-al ekibini şaşırtıyor. Greve giden işçilerin bir bölümü AKP’ye oy vermelerine karşın hemen hemen hiç fire vermeden savaşımlarına devam ediyorlar.
Demokrasi ve sosyalizmi bilenler grev durumunda taviz vermesi gerekenin işçi değil işveren yada işveren konumundaki hükümetin olduğunu bilirler. Grev genellikle daha iyi hak elde etmek için yapılır. Yada Tekel işçilerinde gördüğümüz gibi kazandıkları haklarını kaybetmemek için. Bunu öğrenmek için Kapital okumaya gerek yok, kendinizi demokrat hissetmeniz bile yeterli.
Bugün Gazetesi yazarı Gülay Göktürk 5 Şubat tarihinde “Tekel işçileri uzlaşmalıdır.” Başlıklı bir yazı yazmış. Gülay Göktürk kendisinin demokrat olduğunu ve AKP hükümetinin de gelmiş geçmiş en demokrat hükümet olduğunu savunan yazarlardan. Ama bu yazının başlığından anladığımıza göre Göktürk hâlâ demokrasiyi, işçi sınıfı savaşımını ve sendikacılığı öğrenememiş, özümseyememiş. Yada AKP’yi ve kendisini demokrat göstermenin yolu işe tersinden bakarak oluyor…
Göktürk’ün yazısındaki 2001 krizini ve bundan kurtulmanın yolunu açtığını sanan Kemal Derviş modellerini burada tartışmayacağım. Bu konuyla ilgili olmasına karşın esas konunun Göktürk’ün yazısının son bölümünde söylediğine takmış durumdayım: “Zira yapılan son iyileştirmelerle birlikte, gerek maaşların artırılması, gerek çalışma süresinin uzatılması ve sendikalı olma olanağının tanınmasıyla toplumsal çoğunluğun çıkarlarını temsil eden hükümet zaten yeteri kadar taviz vermiş, uzlaşı için gereken iyi niyeti fazlasıyla göstermiştir.”
Nedir burada hükümetin gösterdiği iyi niyet. İşçi olan kişi hükümetin önerisiyle 11 aylık sözleşmeli konumuna getiriliyor. 11 aylık olmasının gerekçesi bundan sonra işten çıkarırsa tazminat vermemek için. 11 ayda bir yeni bir sözleşme yapılıyor, dolayısıyla bu sözleşmeyi arka arkaya yapsan da sadece 11 ay çalışmış gözüküyorsun. Yani bu sisteme göre görev süresinin uzatılması olanaksıza yakın bir durum.
Tekel işçisinin en düşük maaşı 1 milyon 200 bin lira civarında. Sözleşmeli olduğu zaman bu rakam 700 bin liraya düşüyor. Hükümetin yaptığı 700 bin liraya 100 bin lira zam, yani en düşük maaş alan işçinin 500 bin olan zararını 400 bine indiriyor.
En önemlisi Gülay Göktürk gibi aydınımsı, demokratımtrak, libre-el-al kesiminin sevmediği bölüm. Hükümet Tekel işçilerine sendikalaşma hakkı veriyormuş. İyi de bu işçiler zaten yıllardır sendikalılar ve bu greve sendikal haklarını kullanarak gidiyorlar zaten. Hükümet sendika hakkını vermiyor, önce alır gibi yapıyor, sonra da ne kadar demokrat olduğunu kanıtlamak için “Hadi seni sendikalı da yaptım sevgili işçi kardeşim…” diyor.
Gülay Göktürk de bunu bize hükümetin verdiği taviz olarak anlatıyor… Bugüne kadar öğrenemediysen öğren Gülay Göktürk, grev durumunda tavizi işçi değil işveren verir. Kimi durumlar da işçi de taviz verebilir, 1 milyon 200 bin olan maaşını 2 milyon yapmak için greve gidiyor ve sonunda 1 milyon 700 bine anlaşıyorsa bu bir tavizdir, ama işçi kazandığı hakkının altına razı olup, sonra da o zararın aza indirilmesi için taviz vermez. Yazının başlığında da söylediğim gibi, sizler ya sayı saymasını bilmiyorsunuz yada!..