Ahmet Nesin's Blog

Eylül 17, 2016

ALTAN KARDEŞLER…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 10:04 am

ALTAN KARDEŞLER…

Yaşamımda en çok duyduğum tümce “Biz Aziz Nesin, Çetin Altan ve İlhan Selçuk’un yazılarıyla büyüdük…” olmuştur. Biri babam olmasına karşın üçüyle de siyasi anlamda hep anlaşmazlıklarım olmuştur. Ama bu, şu gerçeği hiçbir zaman ortadan kaldırmaz, onlarla sosyalizme, sola ve demokrasiye bakış açımdaki değişiklik, herkes gibi yıllarca onların yazılarından öğrendiğim gerçeğini yok etmez. En azından birey olabilmeyi onlardan öğrendiğime göre, kimi konularda onlara karşı çıkmayı da onlardan öğrenmişimdir.

Sevgili Ahmet ve Mehmet Altan’ı yazacakken neden bu 3 önemli insandan bahsederek girdim yazıya? Çünkü Altan kardeşler gözaltına alındığında gösterdiğim tepkiye kızanlar, hatta beni kendilerince fırçalayanlar oldu. Benim onlarla yıllarca siyasi anlamda tartışmam, onların gözaltına alınmasına sessiz kalmam olarak algılanıyor toplumda. Yada şöyle açıklayayım, kişilerin sol içindeki tartışmasını insanlar kesin ayrılık olarak görüyor. Oysa tartışma önünde sonunda bir ikna yoludur, tartışan kişilerden birisi diğerini ikna edebilir. Yada edemezse de ortak noktaları olan barış ve demokraside birleşip birbirlerini destekleyebilirler.

Bu esasında sadece sol için de geçerli değil. Ben laisizm yada eğitim konusunda bişeyler söylerken, TÜSİAD’da aynı şeyleri söylüyorsa, TÜSİAD olduğu için bundan vazgeçmem beklenemez. TÜSİAD söylediği için bu işin içinde bir komplo vardır diye düşünmem demokrasi anlayışıma ihanettir.

Size daha pratik bir olay anlatayım. Tekel işçilerinin grevini hepiniz anımsarsınız. Ankara’ya ziyarete gittiğimde bir çadırda solumda ülkücü bir işçi vardı, sağımda Kürt bir sosyalist arkadaş oturuyordu ve türbanlı 2 işçi arkadaş bana çay ve simit ikram ettiler. Bana göre Tekel Grevi, Gezi olayından önceki en önemli olaydır. Değişik şehir ve yörelerden gelen değişik düşüncedeki bütün işçilerin ortak bir hedefi vardı ve oligarşi onları ayırmadan tazyikli sularla, gaz bombalarıyla havuza atabiliyordu. Ve o eylemi bütün örgütler, işçilerin üzerinde örgütsel hegemonya kurmadan desteklediler.

Gezi olayı da bunun başka bir örneğidir aslında. Ki Gezi olayında beni eleştirenleri destekleyecek bir olay da oldu. Ulusalcı kanat, daha çok Doğu Perinçek kanadı Kürtlerin orada olmasını istemediler. Hatta 1. yada 2. gün küçük bir arbede de çıktı. Daha da ilginci, Devlet Bahçeli Gezi olayına katılan ülkücü ve partililerin ihracını istedi. Oysa bir kısmı katılmaya devam etti. Burada da hedef aynıydı ve bana göre mağlup olmadık, gerektiğinde hep beraber çok şey yapabileceğimizi gösterdik. Şaka demiyorum, Gezi iktidarı korkuttu ve arkasından yapılan 7 Haziran seçimlerinde iktidardan oldu.

Sevgili Çetin ağabeyi kaybettiğimizde ancak mezarlığa yetişebilmiştim. Bikaç gündür beni eleştirdiğini sananlar oradaki kucaklaşmamızı görsünler isterdim. İşte orada siyaset yoktu, tartışmalarımız yoktu, saflığımız vardı, temizliğimiz vardı, fazla bişey söylemeden birbirimizin gözlerine bakmıştık. Gözlerimiz birbirine hedefimizin önünde sonunda aynı olduğunu söylüyordu. Aziz Nesin’le Çetin Altan’ın 60 yıl önce, 50 yıl önce ama tartışarak götürdüğü savaşımı bundan sonra beraber götürmenin bakışıydı onlar.

Ben Ahmet ve Mehmet’le kucaklaşırken Hasan Cemal bize o kadar güzel bakıyordu ki, onun bakışı etrafımızdaki şaşkın bakışları silmişti beynimden. Daha sonra tutuklandığımda avukat bir arkadaşım ziyarete geldi ve Ahmet Altan’la Hasan Cemal’in selamını getirdi bana. Bitek o zaman gözlerim doldu, o selam ve söyledikleri bu sayfada yazdıklarımın aynısıydı ama onlar daha deneyimli olduklarından bana bunu 2 tümceyle anlattılar.

Aziz Nesin 46 yılında hapse girmişti, ben 70 yıl sonra aynı suçtan girdim, Çetin Altan en son 71 yılında girmişti, Ahmet ve Mehmet 45 yıl sonra aynı suçtan içerdeler. Beni yada bizi eleştireceğinize bunun nedenlerini araştırın. Anlayacağınız Türkiye Allahın koyduğu gibi duruyor, hiç ihanet etmemiş. Ama bence siz değişin artık biraz, aynı yerde durmayın.

Çetin ağabeyin dediği gibi, biz yüksekte oturduklarını sananların emirleriyle hapsediliyoruz, oysa onların orada oturmaları onların hatası değil, basit bir marangoz hatası.

 

Eylül 16, 2016

BÖLÜCÜSÜN ERDOĞAN!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:52 am

BÖLÜCÜSÜN ERDOĞAN!..

Dört gözle bekliyoruz, bugün ne olacak, kim gözaltına alınıp, kim tutuklanacak, hangi grup işten çıkartılıp, yerine insan bulunamayacak, kaç kişi ölecek ve yaralanacak, Suriye’deki IŞİD’i temizlemek için kaç Kürt öldürülecek, hangi köylerde sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlayıp, insanlar evlerinin içinde yakılacak, gözaltına alınan yazarlar kaç gün daha tutuklu kalacak, daha önce Erdoğan’a küfreden hangi zat-ı muhterem bakan yapılacak, daha kaç seçilmiş belediye başkanı yok sayılacak ve yerine kayyum atanacak, hangi belediye başkanları tutuklanacak ve milletvekillerine dokunulmaya başlanacak, Sur yada Cizre gibi kaç ilçe daha katliama maruz kalacak ve boşaltılacak, Istanbul, Ankara ve İzmir’deki öğretmenlere ne zaman dokunulacak, merakla bekliyoruz.

Sizi bilmem ama ben dört gözle bekliyorum, Erdoğan bu ülkeyi ne zaman bölecek, işte beklediğim bu. Yukarıda saydıklarımın hepsi Türkiye halkları barışın ucuna geldikten hemen sonra başladı. Erdoğan barış adına dünya lideri olabilecekken, savaşarak dünya lideri olmayı tercih etti. Beni bilen bilir, Erdoğan’ı zerre kadar sevmem, kimileyin doğru dediklerine bile (Bu arada söylemiş midir bilmiyorum) karşı çıkacak kadar nefret ediyorum kendisinden ama bu başlattığı barış işlevini tamamlayabilseydi, kendisi Nobel Barış Ödülü’ne aday olurdu ve sonuna kadar desteklerdim kendisini.

Darbe girişiminin başladığı saatte, yani köprünün askerler tarafından kapatılmasından 15 dakika sonra 3 tane kısa tweet attım. Bunlardan biri “Hava darbe kokuyor”du. İkincisi “Ufukta erken seçim gözüküyor” ve üçüncüsü de “Bu darbe Kürtlere ve sosyalistlere karşı dönecek”ti. Bunlar için çok düşünmeye gerek yok, benim gibi 1960 darbesinden beri bütün darbe ve darbe girişimini yaşayanlar anlar ve bilir. Hatta 2014 yılında “Darbe valizim hazır” diye bir yazı da yazmıştım. Yalaka yazar olmadığım için ne benim, ne Abdullah Öcalan’ın ne de kimi arkadaşlarımızın darbe uyarısı ciddiye alınmadı. Oysa şimdi yazdıklarımın dördü de kucağımızda ve ülke bölünmeye doğru gidiyor.

Yazının girişinde yazdıklarımın hepsi, ülkeyi bölünmeye götürecek nitelikte olaylar. Abdullah Öcalan hapse girdiğinden beri bir avazı yerde, bir avazı gökte “Biz ayrılmak istemiyoruz…” diye bağırıyor. Kandil’deki bütün yürütme aynı şeyi yıllardır söylüyor. Konuştuğumuz bütün aydın, yazar ve gazeteci Kürt ve sosyalistler bu konuda hemfikirler. Bugüne değin “Biz ayrılmak istiyoruz…” diyen milletvekili olmadı.

Peki ne oldu da bütün bunlar Erdoğan tarafından tersine döndürüldü. Esasında Erdoğan tarafından demek tam oturmuyor, çünkü daha önce de yazdığım gibi ülkeyi artık kendisi yönetmiyor. Ülkeyi Ergenekon ve balyoz davalarının beraatinden beri derin devlet yönetiyor. Derin devlet kurulduğundan beri Kürtlerle barışa karşı gelmiş bir örgüt. Onlar oldum olası Kürtleri Türk sayan, hâlâ dağda, kar içinde yürürken “Kart-kurt” sesi çıkardığından dolayı dağ Türkleri olduğunu iddia eden bir anlayış içindeler. Bu dediklerine inanıyorlar mı, sanmıyorum ama herkesi Türk görmek üzere şartlanmış bir beyine sahipler. Askere giden Rum, Yahudi ve Ermenileri zamanında sünnet etmelerinin nedeni de bu olmalı.

Peki tam barışa giderken bu Erdoğan’ın neden işine geldi? Çünkü Erdoğan barışa giderken Kürt oylarının kendisine döneceğini hesapladı hep. Oysa durum hiç de umduğu yada beklediği gibi olmadı. Çünkü barışa gidilmesinde oy dışında dünya kadar faktör vardı. Bunlardan birincisi ve en önemlisi PKK’nin 35 yıldır yılmadan savaşması ve işi tartışmak üzere masaya getirebilmesiydi. İkincisi bugüne değin seçilen bağımsız yada partili vekillerin bu sorunu meclise taşımalarıydı. Üçüncüsü, belki de en önemlisi Kürt sorununun artık sadece Türkiye ve Kürdistan sorunu olmadığının ortaya çıkması, yani Suriye, Irak ve İran’da da aynı sorunun olduğu ve doğal olarak Türkiye meselesinden Ortadoğu meselesine dönüşmesiydi. Ortadoğu meselesi olunca işin içine sevseniz de sevmeseniz de başta ABD ve AB olmak üzere bütün dünya giriyor. Bütün dünyanın ilgilendiği bir sorunu da tek başınıza çözemezsiniz.

İşte Erdoğan burada fena bir yumruk yedi ve kendisi cumhurbaşkanı olduktan sonra üyesi olduğum HDP 80 vekil çıkarınca AKP hükümet kuramaz noktaya geldi. Yani yukarıda saydıklarımın hepsi bizim hanemize yazıldı, çünkü biz bunun bedelini yıllardır ödüyoruz ve hiç geri adım atmadık.

Erdoğan mantığı burada ters işledi ve barışla oylar kendisine gelmeyince beraat ederek hapisten kurtulan derin devletin savaş tamtamlarına beynini açtı koşar adım gidiyor. Oysa hiçbişey bitmiş değil, Erdoğan tekrar barış masasına dönebilir ve Nobel Barış Ödülü’ne koşar adım gidebilir. Hatta kendi adıma söz veriyorum, biz bu barış neticesinde Apo’yu aday göstermeyeceğiz. Tabii Nobel Komitesi gösterirse buna da bişey diyemem.

 

Eylül 13, 2016

ERDOĞAN YAĞDANLIKLARI!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 11:21 am

ERDOĞAN YAĞDANLIKLARI!..

  • Sonuna kadar haklısınız sayın Erdoğan!..
  • Hangi konuda haklıyım?..
  • Her konuda efenim…
  • Ama dün TV’de söylediğine ben katılmıyorum…
  • Eşekliğimdendir efem, yanlış söylemişimdir, beni diğer konuklar kandırmıştır.
  • Anladım ama bugün yazdığın da bana göre ters.
  • Ama nasıl olur efem, sizden alıntı yaptım.
  • Olabilir de ben 2 saattir öyle düşünmüyorum ki!..
  • Ne güzel söylediniz efem, ben de 2 saattir sizin gibi düşünüyorum.

Yukarıdaki yazıyı istediğinize uyarlayabilirsiniz, hiçbiri birbirinden zerre kadar sekmez. Bunun tıptaki adı olmalı ama ben bilmiyorum. Bir gazeteci-yazar olarak bilmiyorum demem size garip gelebilir ama söz bunu bir doktor arkadaşıma sorup, ben de size bu konuda uzmanlık taslayacağım. Hatta bu konuda beni TV’ye çıkarırlarsa, bu konunun uzmanı doktoru alt edeceğim, ben de halt edeceğim.

TV’leri izlediğinizde, gazeteleri okuduğunuzda karşılıklı halt etme yarışında insanlar güruhu görüyoruz. Sadece basında da değil, bunların arasında bakanlar da var, eski komutanlar da var. Konuşmalar aynı şu düzeyde geçiyor:

  • Sayın moderatör, aslında sayın Erdoğan’ın dediği gibi at iziyle, it izini birbirinden ayırmak lazım.
  • Evet ama sayın haltbaşı, sayın Erdoğan 10 dakika önce at iziyle, it izinin birbirine karıştığını söyledi…
  • Aaaa, üstüme iyilik sağlık, zaman ne kadar çabuk geçiyor. Ama ben bu izlerin karışacağını söylemiştim, demek 10 dakika önce karıştı ha, zaman ne kadar çabuk geçiyor, sayın Erdoğan sonuna kadar haklı, karıştı efem, çok fena karıştı…

Ne yalan söyleyeyim, ben bu konuyu sonuna kadar araştıracağım. Mesela Numan Kurtulmuş denilen kişiliğin psikolojisi beni çok ilgilendiriyor. Erdoğan’a söylemediği kalmadı, sıkıldıkça aşağılıyordu, onu bilgisizlikle suçluyordu, şimdi halt adamı, pardon has adamı…

Erdoğan barış getireceğini söylerken Efkan Ala’yı içişleri bakanı yaptı. İlginçtir Efkan Ala, valiliği sırasında Diyarbakır’da bu işin savaşla çözülmeyeceğini söylüyordu, barışın yerinin meclis olduğunu savundu ve o dönemde Diyarbakır’da sevildi de. Sivil toplum kurumlarıyla bunu tartıştı yıllarca.

Erdoğan ne zaman barış girişiminin kendisine kâr getirmediğini gördü ve Kürtlere düpedüz savaş açtı, en güvendiği Efkan Ala’yı bir kalemde harcadı ve yerine Süleyman Soylu’yu getirdi. Kim bu Süleyman Soylu, Mehmet Ağar yetiştirmesi, Erdoğan’a neredeyse küfredecek kadar eleştiren birisi. Şimdi Erdoğan’ın en önemli bakanlığında halt etmeye başladı.

Sadece bunlar mı, Ergenekon yada Balyoz davalarından hapis yatanlara bakıyoruz, TV’lere çıkıp bu işin 17-25 Aralık aralığında belli olduğunu, bunun bir FETÖ darbe girişimi olduğunu söylemekte yarış halindeler. Anlayacağınız hırsızlık iddialarının alayı yalan, hiç öyle bişey olmamış, o telefon konuşmalarının topu düzmece, görüntüler sahte. Ve Erdoğan şimdi o subaylarla beraber iş yapıyor, sarayın güvenliği bile onlarda.

İşte söylemek istediğim bu, bütün bunların hastalık olarak tıpta bir adı olmalı, bunu bulana kadar uğraşacağım ve dalımda uzman olup size açıklayacağım. En fazla doktorla 15 dakika görüşsem olur, hadi beni de uzman kadrosuna alın, boş uzman var, boş uzman var…

 

Older Posts »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: