Ahmet Nesin's Blog

Ekim 31, 2014

BU SANA SON MEKTUBUM ERDOĞAN!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:29 am

BU SANA SON MEKTUBUM ERDOĞAN!..

Satırlarıma nereden başlayacağımı ben de bilmiyorum Erdoğan, bu ev ödevi gibi bişey oldu benim için. Kırk yıl düşünsem senin madencilerin annelerine ve yakınlarına “Keşke bana mektup yazsaydınız…” diyeceğin aklıma gelmezdi, Ne yalan söyleyeyim ben yanılttın ya, işte o yüzden yazıyorum bu mektubu Erdoğan.

Esasında bu mektubu 2-3 ay önce olsaydı yazmazdım ama şimdi cumhurbaşkanı oldun ya, bağımsız olman gerekir ya ondan yazıyorum. Önce cumhurbaşkanı olman önemli, yoksa sen daha tehlikeli olacaktın, ne demek cumhurbaşkanı olmak, cumhurun başına oturmak, yani halkın başına oturmak demektir.

Ne yalan söyleyeyim, halkın başına oturduğundan beri seni daha mutlu, daha tebessüm eder durumda görüyorum. Güleç bir yüzün var artık, ne varsa bu halkın başına oturmakta, anlayamadım, bu inadı çözemedim, zaten ne demiş atalarımız “Renkler ve zevkler tartışılmaz…

Sen halkın başına oturmadan böyle mektup neyim istemezdin, “Heytttttttttttt…” der geçerdin. Şimdi bayağı yumuşak bir insan oldun, mektup istiyorsun, istiyorsun ki halk başına oturduğun için duygularını, düşüncelerini yazsın sana…

Ama burada ufak bir yanılgın var, bizim halkımız mektuptan fazla anlamaz, okumayı yazmayı da çok sevmez, fiili durumu sever. Tabii bir durum daha var, mektubu kim yazacak, esas sorun burada.

Mektubu sorun yaşayanlar yazacak, kim onlar hiç düşündün mü?

Mektubu anadil hakkı olmayan Kürtler yazacak,

Ananı al da git…” dediğin çiftçi,

Sayende işinden kovulan gazeteci,

Karakolda öldürülen,

HES’lere karşı yürüyüş yaparken öldürülen Metin,

Terörist diye öldürülen küçük çocuklar,

Gezide ağaçları koruyan gençler,

Aleviler,

Tersanelerde ölenler,

Karnına tekme atılarak çocuğunu düşüren genç kız,

Etrafına baktığında sadece beton gören çocuklar,

Zırt-pırt telefonu dinlenenler,

Kobani’de ölenlerin yakınları, akrabaları,

Gözünü kaybedenler yazacak Erdoğan…

Hatta bir de Fethullah Gülen yazacak, diyelim ki yazdı, o sırılsıklam olmuş mektubu nasıl okuyacaksın Erdoğan.

Halkın başına oturdun diye, bunlara esnek bakabilecek misin, onlara olumlu yanıt verebilecek misin?

Halkın başına oturdun, şimdi de onların duygularını öğrenmek istiyorsun mektup yoluyla, işin zor Erdoğan, sana kolay gelsin, halk bir yazmaya başlarsa yandın gülüm keten helva…

 

Ekim 22, 2014

KÜRTLER ÖLÜRSE SOSYALİZMİ KURACAKLAR!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 5:38 am

KÜRTLER ÖLÜRSE SOSYALİZMİ KURACAKLAR!..

 

Sosyalizm zor iş, “Ben artık oldum!..” denilince olunmuyor, meyve ağacını bile aşılamazsan, bir sebzeyi zamanında ekmezsen olmuyor ki insan nasıl olsun. Sosyalistler arası tartışma olmaz mı, mutlaka olur ama bizdeki tartışma komik oluyor, bir sosyalistin başka bir sosyalisti onaylaması sanki suçmuş gibi gözüküyor. Bu 12 Mart darbesi öncesi de böyleydi, darbe sonrası da, 12 Eylül darbesinde de… Bütün sorun marksizmi yeteri kadar irdeleyememekte, onun şartlara ve kendi ülkenin konumuna göre uygulayamamaktan kaynaklanıyor.

Türkiye’de sosyalistlerin bir kısmı yıllarca Kürtlerin haklılık savaşı için “Siz bizim aramıza katılın, biz sosyalizmi kuralım, ondan sonra sizin işinizi de çözeriz…” martavalını okudular. Geldiğimiz nokta ortada, 12 Eylül darbesinde Kenan Evren’in bildirgesini dinledikten sonra teslim olmak için sıkıyönetim mahkemelerinin kapılarında kuyruğa girenleri gördü bu ülke, mesai saati bittiğinde ertesi sabah yeniden kuyruğa girdiler.

Olaylar gelişti, darbe bizim yenilgimizle sonuçlandı ama Kürtler bu işin orada bitmeyeceğini ortaya koydular ve sonuçta haklarını elde etmek savaşında günümüze geldiler. Ve hâlâ haklarını elde etmenin savaşını yaşıyorlar.

Kobani’de yaşananları teker teker yazmamın bir anlamı yok, sanırım herkes bir parça bişeyler biliyor. IŞİD diye şeriatçı bir örgüt Kürtlerin bir anlamda özgürlüklerini kazandığı ama bu özgürlüğü oradaki bütün halklarla beraber paylaşan ve yöneten bir bölge olan Kobani’ye saldırdı. Daha doğrusu buna saldırmak da denmez, en iyisi adını siz koyun. Türk hükümeti hariç bütün dünya bu olaya tavır aldı, Türk hükümeti şeriatçı bir harekete karşı tavır alamazdı ama sonunda başta ABD’nin ve bütün dünyanın bastırmasıyla tavır alır gibi yaptı.

ABD bu vahşet karşısında uçaklarıyla IŞİD canavarlarının üzerine ateş açtı yada ilk başlarda açarmış gibi yaptı. Bunun üzerine Komünist Parti merkez komite üyesi ve yazar Aydemir Güler “Emperyalizmle yolunu çakıştıran solcu kalamaz. Türkiye soluna emperyalizm hoşgörüsü Türk milliyetçiliği üstünden değil, sol-liberalizm ve Kürt milliyetçiliği üstünden giriş kanalı bulmuştur. Ne iyi ki, biz Türkiye’de Türkleri, Kürtleri ve diğer herkesi kapsayan ortak bir sol tanımına sahibiz. Musa Anter, Aziz Nesin kadar aydınlanmacı; Cigerxwîn, Nâzım kadar anti-emperyalisttir. “Ee nerden alsalardı silahı?” Bu, dünyanın bütün ezilenlerinin emperyalist ve sistem içi politikalara entegre edilmesini meşrulaştıracak olan sorudur. Bizim sorumuz ve çağrımız açık: Çaresizliğin alternatifini aramak ve yaratmak isteyen var mı? Buyrun sosyalizm mücadelesine…” diye yazmış.

TKP geleneği hiç ama hiç bozulmamış, yıllarca Türkiye dışından Türkiye’de devrim yapmaya çalıştılar, şimdi de Kürdistan’ın nasıl savaşım vermesi gerektiğini Türkiye’den yönetmeye çalışıyorlar. Kürt milliyetçiliği derken de Musa Anter’le Aziz Nesin’i, Cigerxwin’le Nazım Hikmet’i eşdeğer tutarak onlara paye verip Türk milliyetçiliği yapıyor.

Ve sonunda yine aynı noktaya geliyor, Kürtlerin haklılık savaşımını bir kenara atıp “Buyrun sosyalizm mücadelesine…” diyor. Buyurduk Aydemir Güler, Kürtlerin topraklarını ellerinden almışız, onları 2. Sınıf insan yerine koymuşuz, onlara yapmadığımız eziyet kalmamış, öldüre öldüre tüketememişiz ve onlar hâlâ bu haklı savaşlarını veriyor, ben dahil hepimiz sosyalizm savaşında sınıfta kalmışız, buyuralım sosyalizm mücadelesine.

Hatta istersen tam da senin yaptığın gibi yapalım, esasında sosyalizm savaşımını da bırakalım ve CHP’nin soldaki boşluğunu doldurmak için biraraya gelelim. Bu arada Kürtler ölmeye devam etsin, biz önce aynı -TKP ve bazılarının yaptığı gibi- bir birlik oluşturalım ve sosyalizmden önce varolan sosyal demokrat boşluğu dolduralım, bu seçim CHP’ye yanaşıp bikaç milletvekili çıkaralım, bir sonraki seçime kesin sosyalist olur ve iktidara geliriz zaten. Hatta parti programında da Kürt sorununu yok sayalım, çünkü önce sınıf mücadelesi var.

Bunları söylerken hiç düşündün mü, TKP’nin Türkiye’deki toplam oyu, bir Kürt yada sosyalist milletvekilimizin aldığı oy kadar yok. Sadece Kadıköy’de Sebahat Tuncel sizin bütün Türkiye’de aldığınız oyun 3 mislini almış. Yani bu hareket halkını inandırmış, savaşında da, seçiminde de inandırmış. Sen hâlâ insanlar yüzyıllardır ölürken silahı kim verdi derdindesin. Bırak da onu Kürtler çözsün, kendini Brejnev neyim sanıp her tarafa müdahale etme, ayıp oluyor ama, insanlar ölüyor, çocuklar gidiyor. Kürt sorununu sosyalizm içinde görmeyi öğren ve önceliklerini ona göre belirle.

 

 

Ekim 20, 2014

ERGENEKON DAVASI, MADIMAK VE GÜNÜMÜZE YANSIMASI!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 4:56 am

ERGENEKON DAVASI, MADIMAK VE GÜNÜMÜZE YANSIMASI!..

Türkiye’de garip bir gelenek var –buna gelenek denir mi bilemem ama bu ülkede oluyor- sabah gözünüzü bir açıyorsunuz düşman olması gereken insanlar birden dost olmuş. Düşman olması gereken dediğime bakmayın, birbirlerini boğazlayıp kessinler anlamında demiyorum ama çoğu konuda ortak yanları yokken anidenbire anlaşıveriyorlar.

Böyle durumlar olmaz mı, sanırım olur, savaş halindeyseniz olur, o zaman sınırlarınızı korumak durumunda kalırsınız ve tartışma biter. Gerçi her savaş halinde de olunur demek yanlış olur, Hitler Almanya’sında savaşmak zorunda değilsinizdir yada ABD – Vietnam savaşında olduğu gibi Muhammed Ali Clay gibi tavır alabilirsiniz, savaşmamakta haklılık payınız güçlüdür.

Ergenekon davası başladığında herkes gibi ben de çok yazı yazdım. Bana çok sataşan oldu, yaşamım boyunca darbelere karşı olmama karşın benim Ergenekoncu olduğumu söyleyenler bile oldu. Oysa ben başından beri şunu söylüyordum: “Ergenekon ve benzeri davaları çok ciddiye alıyorum. Ancak Ergenekon ve benzeri davalarla Türkiye’de bulunan derin devlet olayını yok edemezsiniz. Derin devlet burjuvaziyle ve doğal olarak da burjuvaziyi destekleyen partilerle içiçe geçmiştir. Burjuva partileri hükümet olduklarında er yada geç derin devletle tanışır ve destekler. Derin devletten ancak sosyalist ve devrimci bir parti hesap sorar, çünkü onların emir ve direktiflerini yerine getirmediği gibi hep düşmanı olmuştur. Ergenekon ve benzeri davalardaki saçmalıkların nedeni de budur ve işin içinden çıkılamaz hale gelecektir. Çünkü derin devlet dediğimiz şey bugüne değin iktidara gelen bütün hükümetleri ve bilhassa gençlik kollarını kullanmıştır. Hem de şöyle böyle değil, bütün katliamlarda derin devlet değil, dinci ve faşist gençler öne çıkar…

Geçmişte yazdıklarımı bu kadar uzun yazmamın gerekçesi, Ergenekon ve benzeri davaların bugün geldiği noktadır. Ergenekon davasının başladığı günlere bir geri dönsek, Recep Tayyip Erdoğan’ın nasıl gürlediğini anımsamayanınız yoktur. O ve benzeri davalarda yargılanan bilhassa ulusalcı kanalın da Erdoğan için söylemediği kalmadı.

Peki bugün ne oldu, Erdoğan’ın yada AKP’nin Fethullah Gülen’le takışmasıyla bu davalar birden “Masumiyet karineleri davaları” durumuna düştü ve sanki hiç ama hiç darbe girişimleri olmamış gibi vatanı kurtaran aslanlar konumuna geldiler. Bir sabah bir uyandık ki, Doğu Perinçek ve darbedaşları anidenbire Erdoğan’ı destekliyor. Ortak hedefleri Fethullah Gülen.

Bunlar nasıl böyle bişey yapabiliyor diye düşünüyorum, işte o zaman aklıma Sivas’taki Madımak katliamı geliyor. Olayın başını anımsayalım. Aziz Nesin ve arkadaşları Onbinler A.Ş adına Aydınlık Gazetesi’ni almışlar. Sol gazete olduğu için solcu sanıldıklarından Perinçek ve arkadaşları da gazetede yazıp görev almışlar. Aziz Nesin hem patron hem de başyazar. Bir sabah uyandığımızda gazete “Şeytan Ayetleri”ni dizi olarak sunmaya başlıyor. Babamı arıyorum hemen hem gazete çalışanı hem de oğlu olarak, bu çeviriyi kendisinin vermediğini ve yayınlanacağından haberi olmadığını söylüyor. Bikaç gün sonra Madımak olayı oluyor, dinciler “Şeytan Ayetleri”ni yayımladı diye Sivas’ta Aziz Nesin ve arkadaşlarına saldırıyor.

Başlangıç Doğu Perinçek, planlayan derin devlet, saldıran dinci ve faşistler, avukatlığını yapanlar AKP’nin bugünkü milletvekili, belediye başkanı olan avukatları…

Daha fazla detay vermeme gerek var mı, Ergenekon davasının günümüze yansımasını ve aralarındaki kardeşliği anladınız mı?

 

Older Posts »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: