Ahmet Nesin's Blog

Haziran 30, 2015

ERDOĞAN’LA SEÇİM YADA DAVUTOĞLU’YLA!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:57 am

ERDOĞAN’LA SEÇİM YADA DAVUTOĞLU’YLA!..

Son seçimler demokrasi adına başarıdır, buna kimse karşı çıkamaz. Kolay değil, 12 Eylül faşizmi oylarla yıkıldı, daha doğrusu en ağır, en faşist yasa yıkıldı. Kürtler, komünistler, sosyalistler, liberaller ve sosyal demokratların bir kısmı % 10’luk baraja “DUR” dedi.

Sadece baraja karşı çıkılmadı, aynı zamanda 13 yıldır adım adım islami faşizmi uygulamaya başlayan Recep Tayyip Erdoğan’a da “GEÇ, KÖŞENDE OTUR…” dedi. Seçimlerden önce bir kahinlik yapmıştım esasında. Seçim günü çok ciddi hile yapılacağı söyleniyordu, HDP meclis dışında tutulacak ve AKP, daha doğrusu Erdoğan başkan seçilip kurduğu partisini de boşa çıkartıp ana muhalefet partisi yapacaktı.

Bu komik gibi gözüküyor esasında ama gerçekten Erdoğan kendisini başkan seçtirseydi, hükümeti meclis dışından seçip 1. Partiyi boşa çıkaracak, yani ana muhalefet partisi durumuna düşürecekti. Bununla ilgili yazdığım yazıda Ahmet Davutoğlu’na çok görev düştüğünü belirtmiştim. Ahmet Davutoğlu boşa çıkmamak adına HDP’ye oy verip, yapılacak olası hileleri önleyebilirdi. Bu kadar konuşulmasına karşın sıfır hileye yakın bir seçim geçirmemizde sanırım Davutoğlu’nun bilhassa yüksek seçim kuruluna ağırlığını koymuş olabilir.

Son aylarda Türkiye satranç tahtası gibi, ilginç olan satrancı 2 kişi değil 4 kişi oynuyor. Nasıl bir koalisyon olacağı üzerinde hamle üzerine hamle yapılıyor. AKP dışındaki seçmenler AKP’yi hükümetten devirdiler, devirdiler devirmesine de MHP henüz AKP’nin devrildiğini anlamamış gözüküyor.

Bu 4 kişilik satranç oyuncusunun dışında bir de misafir oyuncu var esasında, Erdoğan satranç tahtasına dışarıdan müdahale ediyor. Onun derdi satranç tahtasını karıştırıp, taş çalıp 4 veziri de yok edip kendisini padişah ilan edecek sistemi kurmak.

Bunun için büyük olasılıkla sabah akşam 45 günde hükümetin, daha doğrusu koalisyonun kurulmaması için dua ediyordur. Böyle bir yetkisi var, 45 günde koalisyon kurulmazsa cumhurbaşkanı erken seçim isteyebilir. Yeni bir seçimle Erdoğan 330 sayısını bulabileceğine inanıyor.

Ahmet Davutoğlu olaya Erdoğan gibi bakmıyor. Davutoğlu da esasında Erdoğan gibi bakıyor ama arada bir zamanlama tartışması var. Basit bir şekilde anlatmaya çalışayım. Esasında neresinden bakarsanız bakın bu seçim çok açık bir erken seçim gösteriyor. Gösteriyor ama 45 gün sonra cumhurbaşkanı Erdoğan’ın emriyle olursa erken seçimde Erdoğan yine miting alanlarına çıkacak ve AKP’yi zor durumda bırakacak. Bu seçimde Erdoğan yüzünden AKP yada Davutoğlu halka neler yapabileceklerini anlatamadı.

Oysa 45 gün içinde MHP yada CHP’yle bir erken seçim hükümeti kurmak Davutoğlu’nun işine gelir, o zaman Erdoğan hakimiyeti dışında bir seçim olur ve aynı yada birbirine yakın sonuç alınsa bile daha rahat bir koalisyon kurulup 4 yıllık bir hükümet olabilir.

Satranç tahtası karmakarışık, oynayan oynayana, her hamleye dışarıdan müdahale var, bakalım ne olacak, o tahta birisinin başında paralanacak ama kimin…

Haziran 29, 2015

O ZAMAN BU POHU NİYE YEDİN MHP!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 6:54 am

O ZAMAN BU POHU NİYE YEDİN MHP!..

Aziz Nesin’in çok bilinen bir öyküsüdür yukarıda attığım başlık. O kadar bilinir ki, halk arasında fıkra gibi anlatılır da, anonim olduğu sanılır. Köy ağasıyla marabası at arabasıyla biyerlere giderler. Maraba yürümektedir. Ağa yolda bir tezek görür ve marabasına onu yemesini önerir. Maraba tezeği yerse hem araba onun olacak, hem de biraz arazisi. Kaybedeceği bişey yoktur ve yer. Yedikten sonra ağa yürümektedir ve bu kez maraba yolda bir tezek görür. Aynı şartlarda ağanın yemesini ister ve ağa tezeği yiyince iş aslına, başlangıca döner ve “Biz bu pohu niye yedik…” diye sonuçlanır.

Son seçimlerden sonra MHP’nin takındığı tavır da, aynen Aziz Nesin’in öyküsündeki olay gibi, herkes birbirine bakıp “Peki biz bu seçime niye girdik…” der ifadesindeler. Meclise seçilen 4 parti var, üçü seçim öncesi muhalefetti ve çoğu aynı konuda muhalefet yapıyordu. Daha doğrusu AKP’yi iktidardan düşürmek, onun olası hırsızlıklarını açığa çıkarıp, yargılamak, IŞİD devlet başkanı Erdoğan’ın diktatörlüğüne dur demek.

Şimdi yapılan ne, ciddi bir yumuşamayla AKP’yle iktidara gitmek, HDP’ye (Daha doğrusu HDP’ye oy veren 6 milyon bireye) öyle bir tavır almış durumdalar ki, Aziz Nesin’in öyküsündeki ilk arabaya binen ağa ve peşi sıra yürüyen maraba durumundalar.

Gerçi AKP tek başına iktidardayken durum değişik miydi, hayır değildi, AKP’nin yedek oya gereksinimi olduğu zaman MHP maraba olarak hemen imdada yetişiyordu zaten.

Gelelim hükümet kurulmadan yapılma olasılığı olan yasalara:

  • % 10 barajının düşürülmesi için verilen önergeye MHP, HDP’yle birlikte oy verecek.
  • Dolandırıcılık yaptığı öne sürülen 4 bakan için yüce divan oylamasında MHP, HDP’yle birlikte oy verecek.
  • Mecliste CHP ve HDP’yle birlikte çıkmaması için savaştıkları iç güvenlik yasası değiştirilirken aynı yönde oy verecekler.
  • Partiler yasasının demokratikleşmesi konusunda beraber oy kullanacaklar.
  • Cumhurbaşkanının yasalarını dar bir çerçeveye getirecekler.
  • Recep Tayyip Erdoğan’ın örtülü ödeneğini kaldıracaklar.
  • MİT yasasını değiştirecekler.
  • IŞİD’e gönderildiği söylenen silahlar araştırılacak.

5-10 yasa daha sayabilirim esasında ama bu saydıklarım bile demokrasi açısından beraber atılacak önemli adımlardır. Yukarıda yazdığım yasalar şaka değil, ancak bir koalisyon hükümetinin beraber çıkaracağı yasalardır, anlayacağınız bu yasalar çoğunlukla değişir, bunun Süleyman Demirel jargonuyla söyler yada sorarsak “Bunun başka izah taaazı va mı?” diye sorarız.

Vardiyelim ki MHP yada CHP, AKP’yle koalisyon kurdu, bu yasalar çıkmayacak mı? Yada şöyle sorsam daha açık olacak, HDP bu yasa önerilerini meclise taşıdı, iktidar ortağı olan MHP vekilleri bu durumda ne yapacaklar.

Bu yazdıklarımdan bir HDP’li olarak MHP’yle koalisyon ortağı olmak istediğim anlaşılmasın sakın ama CHP-MHP koalisyonunu dışarıdan destekleyen bir çözüm olabilir. Yoksa seçime giren 3 parti iktidardaki partiyi düşürmek için elinden geleni yapsın ve devirsin ama sonra bunlardan ikisi devirdikleri iktidar partisiyle koalisyon yapmaya çalışsın, benim siyasi beynim bu kadarına çalışmıyor. Bu arada CHP’yi MHP’yle aynı kategoriye koymuyorum, AKP’siz hükümet için elinden geleni yapıyor. İşte burada adama sorarlar: Peki başkanım, biz bu pohu niye yedik…

Yarın bu yazıya başka açıdan devam edeceğim: YA ERDOĞAN’LA YADA DAVUTOĞLU’YLA ERKEN SEÇİM…

Haziran 21, 2015

MHP KENDİNİ NE SANIYOR VE GEÇMİŞİ (2)!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 10:37 am

MHP KENDİNİ NE SANIYOR VE GEÇMİŞİ!..

Dün MHP’nin bugüne değin aldığı oylara baktık. Baktığımızda kurulduğundan beri %8 ila %12 arası bir oyu olduğunu ve kalan oyların o zamanın siyasetine göre arttığını yada azaldığını görüyoruz. Bu oylar neye göre azalıyor yada artıyor, derin ve uzun bir araştırma gerekir ama kısaca MHP’nin takıntılı parti olduğunu söyleyebiliriz. Takıntıdan kastım, MHP’nin kuruluş aşamasında tek ana konu olmuştur hep, 12 Eylül darbesi öncesi komünizm takıntısı, darbe sonrası da Kürt takıntısı. Bugüne değin oylarını hep öyle aldı. Anlaşılan Türkiye halkları komünizmi çok fazla ciddiye almamış olacaklar ki MHP’ye fazla prim vermemişler.

MHP de diğer burjuva partileri gibi tek lider üzerinden yürüyen bir parti. Alparslan Türkeş’in ölümünden sonra genel başkanlığa Devlet Bahçeli getirildi. Getirildi diyorum çünkü 12 Eylül darbesinde arabasının bagajında 2 otomatik tüfek yakalanmasına karşın yargılanmayan tek ülkücüdür diyebiliriz Bahçeli için. “Arabayı genç ülkücülere vermiştim, sanırım onlar koymuşlar, benimle bağlantısı yok…” diyerek bir ifadeyle kurtarıp genel başkanlığa hazırlanmıştır.

12 Eylül darbesi sonrası olanlar MHP için tam bir çelişkidir esasında. Bu çelişkiyi Alparslan Türkeş “Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz…” diye açıklamıştır. Hapse atılmak çok zorlarına gitmişti. Ben 12 Eylül darbesi döneminde Günaydın Gazetesi sıkıyönetim muhabiriyim. Esasında bugünlerde çok heyecanlıyım. 12 Eylül döneminde içinde yer aldığım örgütten en yakın 4 yoldaşımdan biri gelecek Türkiye’ye önümüzdeki ay. 36 yıl sonra karşılaşacağız, ben konuşabilirsem tabii. Bu insan işkencede benim adımı vermeyen insan. O konuşmamış, karşılaştığımızda ben de konuşamam sanırım. Sevgiyle dinlerim onu.

MHP canı sıkıldıkça komünistlere sataşırdı, şimdi de derdi Kürtler, bağımsızlık savaşı veren insanlara katil demekten kendilerini alamıyorlar. İsterseniz 12 Eylül öncesi kimi ülkücüleri tanıyalım.

Abdullah Çatlı: Doç. Dr. Bedrettin Cömert’in öldürülmesinin faili, Ankara Bahçelievler’de 7 TİP’linin öldürülmesinin baş faili ve sorumlusu.

İbrahim Çiftçi: Hakkında verilen nihai kararı yazmam yeterli olabilir sanırım: “Çiftçi’nin Doğan Öz’ ü taammüden öldürdüğü mahkememizce sabit görüldü. Ancak Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’nun kararına direnilemeyeceğinden sanığın beraatına…

Mehmet Ali Ağca: Gazeteci Abdi İpekçi ve Papa’nın katili.

Mikdat Şimşek: 16 yaşında yaralamadan Ankara’ya geldi. Adana’da kahve taradı. Doç. Necdet Bulut öldürüldü, daha sonra 6 cinayet işledi.

Veli Can Oduncu: 18 yaşında 7 kişinin katili olarak yargılandı. Cezaevinde öldürüldü.

Ali Bülent Orkan: Piyangotepe katliamı sanığı. Kahveye girip içeridekileri yere yatırarak tarayıp 7 kişinin katili. İdam edilen ülkücü.

Ferhat Tüysüz: “Canımız sıkıldı bir devrimci öldürelim dedik, öldürdük…” Cezaevinde kalp krizinden öldü.

Oral Çelik: Malatya’da TÖB-DER üyesi öğretmen Nevzat Yıldırım’ı öldürmek ve Mustafa Cankulu’yu yaralamaktan tutuklandı. Davayla ilgili 7 dosya kaybolunca delil yetersizliğinden beraat etti. Abdi İpekçi ve Papa suikastında Ağca’nın silah arkadaşı.

Ünal Osmanağaoğlu: Ankara’da 7 TİP’li gencin katliamının sanığı, DİSK genel başkanaı Kemal Türkler’in cinayet sanığı.

Muhsin Kehya: Adana il emniyet müdürü Cevat Yuırdakul’un ve Bahçelievler’de öldürülen 7 TİP’li gencin katili. 3. Yargı paketinden sonra serbest kalan Kehya “Ben kullanılmadım şahsen. O günün şartlarında öyle gerekiyordu, öyle bir mücadele verdim. Dolayısıyla herhangi bir pişmanlık falan da duymuyorum.

Mustafa Pehlivanoğlu: Balgat’taki kahve taramalarında 5 kişinin öldürülmesinden sorumlu. 12 Eylül sonrası ilk idam edilen ülkücü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pehlivanoğlu’nun mektubunu okurken ağladı. Kan çekmiştir.

Daha çok sıralayabilirdim ama içime fenalık geldi. İşin ilginci ben bu sanıklardan üçünün davasını izledim gazeteci olarak. İşte önümüzdeki günlerde kurulması planlanan koalisyonun MHP tarafından bir kesit sundum size. Zevk için insan öldürenler resmî geçidi gibi bişey. Katil HDP’yle asla koalisyon yapmayacağını ve barış sürecinin kalkmasını şart koyan bir partinin resmî geçiti bu. En iyisi kararı siz verin.

Older Posts »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: