Ahmet Nesin's Blog

Kasım 28, 2016

ASKERİYENİN MAHREM İMAMI DA VARMIŞ…

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:44 am

ASKERİYENİN MAHREM İMAMI DA VARMIŞ…

İnanır mısınız bilmiyorum ama ilk kez gazeteci olarak, insan olarak ve bir devrimci olarak, bir haber karşısında nutkum tutuldu, şaşırıp kaldım. Haber Anadolu Ajansı’nın olmasa, altında imza olmasa geçip gideceğim, hiç ciddiye almayacağım. Ama sayın devletim, hele ki son günlerde öyle bilmediğimiz şeyleri bulup, çıkartıyor ve bize pes dedirtiyor ki, geçenlerde okuduğum Diyarbakır Cezaevi Anıları (Hasan Hayri Aslan Ölümden de Öte) kitabı bile bunların yanında hafif kalır. Haber kısaca şöyle: “Muş’ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında, askeri personelin “mahrem imamı” olduğu tespit edilen bir öğretmen gözaltına alındı.

Bu mahrem imam olayının neresinden başlayacağımı bilemiyorum esasında. Öncelikle şunu söyleyeyim, bu mahrem imamlar imam değil. Doktoru var, mühendisi var, son yakalanan gibi öğretmen olanı da var. Peki diyeceksiniz ki, imamlık mı yapıyorlar, hayır, yazılanlara göre imamlık yapanı da yok.

Daha önce yakalananları inceledim, bunlar Fethullah Gülenci yapılmaya çalışılan çocukları biraz takip ediyorlar, biraz güven veriyorlar takip edildiklerinden (Nasıl bir duyguysa bu), sonunda da adam olacak çocukları seçiyorlar esasında.

Şaka değil, öyle az buz yok bunlardan, yakalananların sayısı 100’ü geçmiş sanırım. Dün bir asker tanığın ifadesini okudum, bir insanın ne kadar acizleşeceğini gördüm. İfadenin bir kısmında kendisine bir fanila gönderildiğini söylüyor. Fanila deyip de geçmeyin, bu fanila daha önce Fethullah Gülen tarafından giyilmiş. Durum böyle olunca büyük olasılıkla yıkanmamıştır. Fethullah Gülen bu fanilayı kaç gün giymiştir bilemem ama o asker o fanilayla Pensilvanya’dan gelen kokuyla 21 yıl hizmet ediyor.

Midenizin kalktığını tahmin edebiliyorum ama size bir mantığı anlatmaya çalışıyorum. Biz esasında Erdoğan ve onun gibiler tarafından yönetilmiyoruz. Bizi yöneten “Ben Erdoğanın gotunun gılıyım” diyen bir irade esasında. Yada “Yasa olsa Erdoğan’la evlenirdim…” deyip de Emine Hanımı hiç ciddiye almayan, hatta buna karşın Emine Hanımın da “Dur leyn, dingonun ahırı mı benim kocamın koynu yada benim evim…” demediği bir toplum tarafından yönetiliyoruz.

Hiç dikkatinizi çekti mi, ne Erdoğan ne de eşi bu yorumlara cevap bile vermedi. Neden vermediler, çünkü aldıkları kültür bu kadar, esasında söylenenleri kabul eden insanlar. Erdoğan 10 yıl iktidarda kalsın, saraya kuma da getirir. Emine Hanımın buna itiraz hakkı yok, Kur’an’a göre maddi olanağı yerinde olan Erdoğan’ın bunu yapma hakkı var çünkü. O yüzden Emine Erdoğan bu kadına cevap veremiyor, verdiği ters yanıt onun Müslümanlığını sorgular hale getirir.

İşte bu yüzden biz 21. yüzyılda sapıkların yasasının nasıl olacağını tartışırken, sokağa çıkan kadınlarımız Kur’an okutularak polisleştirilmiş gençlerimiz tarafından dövülüyor, gazlanıyor. Onların bilgisi bu, bizi esasında onlar yönetiyor, Erdoğan’ı seçiyor yönetsin diye yada diğerlerini.

Bunca yazının başlıkla ilgisi var mı diyebilirsiniz, bence var. Koydukları isim açısından var, “Mahrem İmamı” diye ilk okuduğunuzda aklınıza ne geliyor. İşte sizin aklınıza ne geliyorsa, benim de aklıma o geliyor. Bunca örgütte bulundum, yetkili oldum, yetkisiz oldum ama alt birime böyle bir isim koymak aklımın ucundan bile geçmedi.

İşte ben bu “Mahrem İmamı” olayına kafayı taktım. Gazeteci arkadaşlarım bilir, bizim böyle takıntılarımız olur kimileyin, bu imamlar mahrem olarak neyi yaptırmışlar da adları böyle konulmuş. Sonuçta uğraştıkları kişiler bekar olan gençlik, hangi nahrem işlerine yardımcı olunmuş.

İşte biz Erdoğan ve arkadaşları tarafından değil, onları seçen bu soytarılar tarafından yönetiliyoruz. Anlayacağınız Erdoğan’ın gitmesi çok şey değiştirmiyor. Turgut Özal cahildi, Tansu Çiller geldi, Özal’ı aydın sandık. Çiller’den sonra Erdoğan geldi, kadını ordinaryus sanacağız. Al birini, vur öbürüne…

Kasım 21, 2016

AKP’Mİ TECAVÜZCÜ, FETÖCÜLER Mİ?

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 7:20 am

AKP’Mİ TECAVÜZCÜ, FETÖCÜLER Mİ?

Gün geçmesin ki bu hükümetin yada hükümeti destekleyen kurum ve kuruluşların saçmalıklarıyla uğraşmayalım. İçimden “Bize de yazık kardeşim…” diyorum ama işe yaramıyor. Yıllar önce türbanın okullarda serbest bırakılmasına karşı çıkmıştım. Anımsayanlar bilir, aldığım tepkinin haddi hesabı yoktu, ben bile o hesabı tutamadım. O zaman 2 konu üzerinde duruyordum: “Erkek egemenliği tarafından zorla kapatılan kadınlar için kapanma yada türban kadının giyinme yada kapanma özgürlüğü olamaz. Ayrıca bu kapatılma beni tecavüzcü konumuna sokar…” İkinci tezim başkaydı, “Kadının kapatılmasını yasallaştırmak, anayasaya sokmak Kur’an’da bulunan şeriat ayetini kabul etmektir ve bu sadece başlangıçtır, arkası gelir.

O dönem söylediklerimin hâlâ arkasındayım. Fırsat buldukça her okulu İmam Hatip Lisesi’ne çevirmeleri ve İmam Hatip öğrencilerinin kapalı kıyafet mecburiyeti de bunu kanıtlıyor. Esasında İmam Hatip Liseleri’ndeki kıyafet mecburiyeti de değişik, kız öğrenciler sadece Kur’an okuma derslerinde kapanmak zorundaydılar, diğer derslere başı açık girebilirlerdi. Yeni yönetmeliği okumak istemiyorum, çünkü yönetmelik eskisi gibi olsa bile uyan yok, İmam Hatip’e başı açık gidecek öğrencinin düşeceği durumu düşünmek bile istemiyorum.

Gelelim 3-4 gündür tartıştığımız çıkarılmak istenen tecavüz yasasına. Yarın bu yasa tasarısı meclise tekrar gelecek ve ne çıkar bilemiyorum. Gizli oylama yapılırsa rededilebilinir gibi geliyor bana, hâlâ AKP içinde duyarlı bir kesim olabilir diye düşünüyorum.

Esasında bu yasa bizde vardı, 2005 yılına kadar kız tarafı ve tecavüzcünün kabul etmesiyle evlilik yasaldı. Ancak bütün partiler bir araya gelip bu yasanın insan haklarına aykırı olduğu konusunda birleştiler ve kaldırıldı. Şimdi ne oldu da eski iğrenç yasayı değiştiren AKP hükümeti bu yasayı tekrar canlandırmak istiyor.

Bunun çeşitli nedenleri olabilir ama bence en büyük nedeni Fethullah Gülen hareketidir. AKP’nin Gülen hareketiyle kavgası herkesin sandığı gibi para kavgası değil. Gülen hareketinin bunca okul amasının nedeni ciddi bir şekilde bürokrat yetiştirmek istemesidir. Bu bir ABD projesidir ve bunca ülkede izin verilmesinin nedeni de budur.

Bir ülkeyi her zaman hükümetler yönetir sanırız ama bu gerçek değildir. Çünkü hükümetleri yöneten bürokrasidir, müsteşardır, müdürdür. İşte bu anlamda Fethullah Gülen hareketi yada bugünkü deyimiyle Fetöcüler AKP hükümetine ciddi bir şekilde tecavüz etmiştir. Sadece Erdoğan’ın Merkez Bankası’yla ve kimi bakanlarla faiz indirimi kavgasını anımsayın, bu bile yeter. Hangisinin daha faydalı yada zararlı olacağını tartışmıyorum, Erdoğan gibi güçlü bir liderin bile istediğini yaptıramamış olmasını tartışıyorum.

Fetöcüler tutuklandı, darbe girişimi oldu –ki ben hâlâ darbe girişiminde Gülen ekibi azınlıktaydı, kullanıldı, esas ekip Natocu subaylardır- diyorum ve şu an tecavüz edilen kısımdalar. Bu yasanın 2005 yılında değiştirilmesine Erdoğan büyük olasılıkla içinden “Fetönün oyunuydu” diyordur. Henüz bu konuda açıklama yok ama büyük olasılıkla bu da yapılır.

Erdoğan şimdi tabanına kendisini dinen kanıtlamak zorunda, bunun için de yapması gereken kendisinin Fethullah Gülen’den daha doğru bir dinci olduğunu gösterme çabasıdır. Tecavüz yasası durup dururken gelmiyor, Kur’an’da bunun yasal dayanağı var. Bu konuda tecavüzle ilgili çok ayet var ama size sadece 2 örnek vereceğim:

Nur Suresi 3. Ayet: Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez; zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenebilir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.

Talak Suresi 4. Ayet: Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdetini görmemiş bulunanlardan eğer şüphe ederseniz (iddetlerinin –Hamileliğin anlaşılma süresi- nasıl olacağında tereddüt ederseniz), onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları, doğum yapmalarıdır. Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

İşte şimdi getirilmek istenilen yasanın dayanağı budur. Birincisinde tecavüz edilen başkasıyla evlenemez, ikincisinde de yaş önemli değil, adet görmemiş kız hamileyse evlenilir. Peki adet görmemiş kız hamile değilse ne olacak, ne yalan söyleyeyim, o kadarı Kur’an’da bile yok yada ben bulamadım. O kadarını da bu yasayı getirmek isteyen sapıklar bulsun.

Kasım 14, 2016

BENCE ERDOĞAN SADO-MAZOŞİST!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 9:03 am

BENCE ERDOĞAN SADO-MAZOŞİST!..

Çevremdeki herkes umutsuzluğa düşmüş durumda, oysa Recep Tayyip Erdoğan konuştukça ben keyifleniyorum, yüzündeki tikler çoğaldıkça benim de yüzümde güller açıyor. Liste yapmaya başladım “Haddini bil” demediği bir ülke lideri yada siyasetçi kaldı mı diye!.. Hele son AB bildirilerinden ve Almanya’da hazırlanan 200 sayfalık suç duyurusundan sonra kendisi iyice yamuldu, ben de bir o kadar keyiflendim.

Her siyasetçinin ülkesindeki sorunları çözme biçimi vardır ve değişiktir. Ama ben ilk kez yaptırdığı vahşetten bu kadar keyif alan, ölümlerden dolayı ağzının suyu akan birisini görmedim. Erdoğan Dracula gibi birisi, kan emdikçe sağlığı yerine geliyor. Bazen doktor arkadaşlarımla konuşuyorum, televizyonlara gözlerinin altı mor, yüzü bembeyaz çıktığında bana 1 gün önceden kemoterapi aldığını söylüyorlar. 2 gün sonra bir de bakıyorum ki rengi yerine gelmiş, keyiften neredeyse uçacak, hemen günlük siyasi haberlere bakıyorum, en az 5 kişi ölmüş, 15 kişi gözaltına alınmış, bunlardan 3’ü tutuklanmış.

İşte o an canlanıyor gözümün önünde, çocukluğumun filmlerine gidiyorum ve Dracula’nın kan emdikten sonraki suratı geliyor gözümün önüne, aynı Erdoğan. İşte bu anı yakaladığımda karar verdim Erdoğan’ın Macar asıllı bir kont olduğuna ve kan emici olduğuna.

Anlayacağınız Erdoğan bir devşirme, sonradan Müslüman olmuş birisi. Son Dracula’lardan olduğu için Müslümanlığı seçmiş, Avrupa Birliği’nden uzaklaşma nedeni o, zeki biri kendisine göre. Çünkü Erdoğan her Dracula gibi Haç’tan korkuyor, o işareti gördüğünde ölümle pençeleşiyor, sara krizine giriyor ve kendine gelmesi saatlerini alıyor. Dikkat edin, Erdoğan’ın en mülayim zamanları Avrupa Birliği’ne gireceğimizi sandığımız zamanlardır. Hemen hemen bütün Türkiye inanmıştı neredeyse AB’ye gireceğimize. Oysa o dönemler çok uyarmıştım, AB’ye girme şansımızın olmadığını. Erdoğan mülayimdi çünkü herkes elinde HAÇ’la geliyor ve onu paralize ediyordu.

Sanırım bu durumu çocukken fark etmiş olmalı ki, elinde, sokağında yada ibadethanesinde HAÇ olmayan islamiyeti seçmiş, Arap ülkeleriyle çok iyi geçinmesi de ondan, inandığından değil.

Ama Erdoğan Draculalığından dolayı sadece sadist değil, aynı zamanda mazoşist de. İktidarda kalmak için her kan emdiğinde kendi sonunu da hızlandırıyor, bunun farkına vardığında yine paniğe kapılıyor ve hemen kanını emecek insanlar aramaya başlıyor. Oysa bisürü şeyi bilmediği gibi Draculalığı da tam öğrenememiş, onların da kan emmek için bir zamanları olduğunu, acıkmaları gerektiğini bilmiyor. O sanıyor ki doysa da kan içmeye devam edebilir, oysa o kanı içtikten sonra dinlenmesi gerekiyor, hatta bisüre tabutuna girip dinlenmesi gerekiyor.

Oysa Erdoğan bu kadar sık kan emdikçe kendi sonunu hızlandırıyor. Sonunu gördükçe panikliyor, panikledikçe daha çok faşistleşiyor, pardon Draculaşıyor. AB’ye girme sürecini anımsayın, o sıralar demokrat görünmek adına sadece kendi çevresinin, bakanlarının kanını emmişti. Ben bunlardan sadece 3’ünü biliyorum tabi, büyük olasılıkla daha fazladır. Sümeyye Erdoğan’ın babasının yanında işe başlaması o zamana denk gelir. Kızcağız bir elinde sara hapı, bir elinde kan yapıcı hap, babasının kudurma anını bekledi aylarca. Zor bir durum bir kız için, çok üzülürdüm ben ona.

One minute” dediği anı anımsıyorsunuz değil mi, bunu deyip hemen salonu terk etmişti. Oysa normalde insan “One minute” dedikten sonra konuşmaya devam eder, Erdoğan salonu terk etti oysa. Çünkü onun gerekçesi başkaydı, krize girmişti, “One minute, I need the blood” demek istiyordu ama asimile olmuş bir Dracula olarak devamını getiremedi, oysa içinden “Bi Dakka kardişim, bana kan lazım” diye haykırıyordu.

Emine Erdoğan neden Dracula Recep’le evlendikten sonra kapanmış ki, hiç düşündünüz mü, boynundaki 2 diş izi gözükmesin diye. Kendi söyleşisinde yok mu, hepimiz okuduk “İlk kapandığımda günlerce ağladım…” diye. İşte o ağlama kapanmadan değil, boynundaki ağrılardan. Tabii siz bana inanmayacaksınız şimdi, hiç kanınız emilmediğinden bilmiyorsunuz bu durumu. Erdoğan’ın gözlerini devirdiği bir fotoğrafı var, ona bakın bana hak vereceksiniz, Erdoğan bir Sado-Mazoşist, kendi sonunu hızlandıran bir kan emici. Ama çok yakındır, BARIŞ’ı dikine, DEMOKRASİ’yi enine yapıp bir HAÇ yapıp onu tarihin sayfalarına gömeceğiz.

 

Older Posts »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: