Ahmet Nesin's Blog

Eylül 10, 2012

AZİZ NESİN’İN ELİNDE BOMBA PATLADI!..

Filed under: Uncategorized — ahmetnesin @ 10:39 am

AZİZ NESİN’İN ELİNDE BOMBA PATLADI!..

Aziz Nesin’le yıllar önce üç söyleşi yapmıştım. Bu söyleşiler Milliyet Gazetesi’nde yayımlanmıştı. Aziz Nesin bana elinde patlayan bombayı anlatmıştı. 1940’lı yıllarda olan bu oaly ve albayın tavrı bana Afyon’da patlayan bomba olayını anımsattı. Üst düzey komutanların olaya ne kadar ciddi baktığını gördüm yeniden Yeni erlerin, bombanın B’sini bilmeyen erlerin ölümü, sanki ciddi bir vurdumduymazlık gibi geldi. Çağın ilerlemesi tek başına yetmiyor, kafalarımız çağı yakalayamıyor sanki. Ülkeyi yönetenlerin konuşmalarını alt alta yazınca zaten çğı ne kadar yakaladığımız anlaşılmıyor mu?

El bombası, Erzurum’da istihkam taburunda bölük komutanıydım, iki bölük vardı istihkam taburunda, müstahkem mevkii, bir kurul yaptılar, o kurulun içerisinde şube müdürü var, bir albay var, bir binbaşı var, bir tüfekçi subayı var, en küçük rütbeli subay da benim o zaman teğmendim, üsteğmen değil. Bizi Uzun Hasan diye biyer var yanlış söyleyebilirim ama yakın kaplıcası olan biyer. Heyet olarak albay, binbaşı, yüzbaşı, bir de en küçük rütbeli olarak ben. Ordu bizi adımızla o kurula seçmiş, Ruslardan kalan bir cephanelik var, o cephanelik bir sürü bomba silah falan, o zamandan beri kalmış hiç açılmamış, 1914’te filan konulan o cephaneliği hiç açmamışlar. Bize gelip o silahların durumunu öğrenmek için görev verdiler

İşte müfettiş dediğim albay, binbaşı falan arabalarla gittik, kaplıcaya girdik. Tabi bana söz düşmüyor akşama kadar, akşam da rakı içtik döndük geldik. Ertesi gün yine öyle ‘E ne zaman cephaneliğe gideceğiz’ dedim, albay ‘Oğlum onlar sen doğmadan önce koymuşlar onları durur mu bu zamana kadar’ dedi. Başında nöbetçi var, tabi böyle bir dağ, bir tepe, tepenin içine cephaneliği koymuşlar. Toprakların içerisinde belki 4-5 metre toprak orada nöbetçi bekliyor yada bilmem kaçtan beri bekliyor, Ruslar oradan çıktıkları tarihten beri bekliyor. O zaman son günü rapor hazırlayacağız, bunların hepsinin imzası gerekiyor ‘bozuk’ diye. ‘Ben bu raporu imzalamam’ dedim, gülüşmeler ‘Niye’ dediler. ‘Cephaneleri görmedim, görmeden imzalamam’ dedim. Albay ‘Oğlum sen deli misin cephane görülür mü?’ dedi. ‘Ben imzalamam’ dedim ‘Allah belanı versin madem ki çok istiyorsun git kendin bak muayene et.’ Efendim içeri uzun süre insan adımını atmamış, girdim teker teker üç gün çeşit çeşit bomba inceledim, şemsiyeli bomba, el bombası, savunma bombası, siperden düşmana atılacak bombalar çeşit çeşit ben bunlar teker teker muayene ettim

TABİ TEĞMEN HALİNLEN KOMUTANLARI BEKLETİYORSUN ORADA

Onlar bekliyorlar kaplıcada, ben rapor yazdım, işte şu cins bombalar yüzde on çürüktür, şu cins yüzde 5 çürüktür, şunlarım imha edilmesi gerek, haaa bir de dinamit lokumları ne kadar çok efendim, yazdım ve verdim raporu onlar da benim verdiğim raporu imzaladılar. Şimdi bu orduda tabii çok büyük bir başarı oldu ama benim yaptığım belli değil heyet hazırlamış oluyor raporu

Ordunun bütün subayları geldi halka oldular bende onlardan aldığım cephane modellerinden bomba çeşitlerinden ikişer üçer tane aldım dinamitlerden. Anlatıyorum, etrafımda çevre oldular, bunlardan bitanesi o iki kiloluk bomba savunma bombası, siperdeyken düşmana atacaksın, uzağa atamazsın onu, ağır bomba olduğu için yakına atacaksın, Çanakkale’de düşman bize atıyormuş o bombayı, biz acele alıyor ve bir saniyede bi santim yanar öyle yapıyorlar ki fitili tekrar geri atmasınlar geri atıyormuşuz, mutlaka havada patlıyor ya orada patlıyor yani onun kurtuluşu yok.

Ben anlatıyorum işte, bu bombalar patlamaz, çünkü bunun patlaması için şu kapsülün içeri girmesi lazım, fulminant diyorduk biz ona, onun girmesi lazım, bu girmediği için bunlar tehlikeli değil, dedim ve öyle yapmışlar ki çok önemli bi şey, iki tane güvence koymuşlar. Bitanesini çekiyorsun çektiğin zaman patlamıyor, bir de yay var ikinci defa yayı çekmek gerekiyor fakat o yaylar paslanmış yıllarca orada rutubette dura dura paslanmış bunlar

Şimdi ben birkaç tanesini gösterdim, sıra o kiloluk bombaya geldi, bombayı elime aldım, etrafımda insanlar, ‘İşte’ dedim ‘Bu çok güvenli bir bombadır bunun çünkü bitanesini açarsanız patlamaz.’ Ve açtım “tıssssssss” diye fitil yanmaya başladı yalnız o tıs’ı sadece ben duyuyorum patlayacak biraz sonra, İşte kaç saniyeyse beş santimlik falan unuttum neyse kaç santimlikse patlayacak, yapacak bişey yok “yaaaaattttttttt” diye bağırdım.

Öyle bi bağırdı ki, anlatırken Ali’yle ben masanın altına giriyorduk nerdeyse!..

ATSAYDIN BABA İLERİYE DOOĞRU

Nereye atayım üzerlerine düşecek

BU KEZ SEN SUİKAT DÜZENLMİŞ OLACAKSIN

Nereye atsam üzerlerine düşecek, çok uzağa atsam üzerlerine düşer, yakına atsam ortalarına ya önlerine düşer kurtuluş yok. “Yaaattttttttttt” diye bağırdım, yatmaktan başka çare yok çünkü bomba böyle patlar. (Eliyle ters şemsiye şeklini gösteriyor) Böyle patladığı içinde onlar yatınca merkezden piramit gibi olur yanmazlar.

ARKAYA ATSAN ÖBÜR BOMBALARI DA PATLATIR MI??

Tabi patlatır. bombayı sandıkların içine attım bi telaş içersinde. hem onlara “yat” diyorum hem de onlara doğru atamıyorum, yakına attım bombaların içine düştü,

İYİ ŞEHİR HAVAYA UÇMAMIŞ

Tabi ya bu şans bombaların içine düştü, yalnız o patladı ben onlara “yat” diye bağırıyorum ama yatmayan olur birisi ölür diye korkuyorum, sorumluluk duyusu müthiş bir şet. Yattılar ama ben erken yatamadım tabi, onlara “yat” demekten ben arkamı döndüm yatmak üzereyken bomba patladı sırtımda, bacağım, bu parmağım hâl oradan kaldı .

12 Mart darbesinden 1-2 ay önce şeker krizine girdi Aziz Nesin. Ertesi sabah doğru Siyami Ersek’e götürdü annem. Çekilen röntgen sonucunda vücudunda kanser belirtileri çıktı. Daha sonra babamın aklına geldi ki o parçalar bombadan arta kalan şarampel parçalarıymış, anımsamasa gereksiz ameliyat olacaktı.

İşte bu olay var ondan sonra mahcup oldum, nasıl mahcup oldum, binbaşı da tabancayı eline almış, çok namuslu bir binbaşıydı, intahar etmek üzere tepeye çıkmış, adamın hiç ilgisi yok, suçu yok ama ben onun subayıyım, orada on-onbeş kişi ölebilirdi en azından. Hiç kimse ölmedi, yaralandım, beni arabaya nasıl bindirdiler bilmiyorum, kan geliyor bacağımdan sırtımdan, hemen doğru hastaneye.

Reklamlar

1 Yorum »

  1. Yaşamış gibi hissettim bir an. Aziz Nesini seviyorum.:)

    Yorum tarafından Mahir — Eylül 10, 2012 @ 2:03 pm


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: